Yalan Söy­le­mek

Göz göre göre”, “gözü­mün içine baka baka” vur­gu­ları ile ola­yın veha­me­tini dile getir­di­ği­miz bir boyutu var yalan söy­le­me­nin. Başıma gel­diği zaman­larda da genelde elim kolum bağlı olu­yor. İsti­yo­rum ki, diye­yim “be adam, utan­mı­yor musun göz göre göre, gözü­mün içine baka baka yalan söy­le­meye”, bil­di­re­yim had­dini, koya­yım pos­tamı. Ama olmu­yor dost­la­rım, dedim ya elim kolum bağlanıyor.

İş görüş­me­sinde “liya­kat­ten” başka kri­teri olma­yan üst düzey bürok­rata hakır­mak isti­yo­rum mesela, “Peki o aldı­ğın yeni mezun hanı­me­fendi hangi kalem müdü­rü­nün yeğeni!” diye veya “O ala­ca­ğın per­so­ne­lin lis­tesi hangi par­ti­nin il teş­ki­la­tınca imzala diye önüne konu­yor, hangi mil­let­ve­ki­li­nin selamı ile isim­ler anında deği­şe­bi­li­yor” diye. Ama elin kolun bağlı olu­yor işte. Sora­mı­yor­sun. Ya da, “Bu fiyat­tan bu sitede başka ev kira­la­dı­ğımı desin birisi bu evi sana bedava vere­yim” diyen emlak­çıya, o gel­me­den biraz evvel bah­set­tiği fiyat­tan ev kira­la­yan müş­te­risi ile tanış­tı­ğımı ve konuş­tu­ğumu söy­le­ye­mi­yo­rum işte. Ettiği yemin­leri yiyor gibi görü­nü­yo­rum sadece.

Mera­mımı tam anla­ta­ma­dım ya neyse. Bir pazar sıkın­tısı ola­rak kabul et.

Muhtemelen alakalı diğer şeyler




Leave a Reply