Perşembe günü ailevi bir kaç mesele için, Giresun’a gitmem gerekti. Feci bir yolculuktu, tam dinlenemeden cumartesi gecesi geri döndüm Eskişehir’e. Böylesi uzun otobüs yolculuklarını daha da çekilmez kılan bir kaç şey var sanırım. Dün evde dinlenirken bunları düşündüm. Sosyal sorumluluk çerçevesinde sizlerle paylaşmak istiyorum, zira blog okurlarının % 84 hayatlarını kolaylaştıran yazılardan hoşlanıyorlarmış (Kaymak: Afyon).
Simsarlara dikkat
Biletinizi alabiliyorsanız şehir merkezinden almaya çalışın. Eğer terminaldeki yazıhanelerden almak zorunda kalırsanız, simsarlarla karşılaşmaya hazır olun. Simsarlar, daha sizi görür görmez yolculuğun nereye olduğunu şıp diye anlarlar. Tahminleri doğrusunda seçenekleri sıralar ve üzerinize doğru yürümeye başlarlar.
Mesela Giresun’a mı gideceksiniz, simsar bey karşıdan yürümeye başlar.. “Samsun, Ordu, Giresun.. Trab… ” Giresun’u işittiğinizde gözlerinizden çıkan ışıltıyı anında yakalar ve bu sefer firmaları sıralar “Giresun di mi abi, bak Lüks Artvin var, Sahil var, Fındıkkale var.. “, istediğin firmanın yazıhanesine gelene kadar defalarca sortide bulunurlar, “Hemen kalkıyo abi“ler, “Başka araba yok ki“ler. Bıktırır, usandırır.
Kurtulmanın tek yolu gözünüzü bir noktaya sabitleyip, ki bu firma logolarının bulunduğu yüksekçe bir seviye olursa göz temasından da yırtarsınız, hedefe yürümektir. Hedefe yürüyemez de, simsar beyle göz teması kurarsanız bilin ki, o simsar bey size istediği firmadan -hem de istediği fiyata- bilet kesecektir. Kaçamazsınız.
İşte bu hiç kimsenin anlamadığı psişik bir olaydır. Zevk almaya bakın.
Tek baylar, 45 numara kaderiniz olmamalı
özellikle de “tek bay” bileti alacak arkadaşlarıma söylüyorum bunu; bakın arkadaşlar o otobüste elbette yolu seyredebileceğiniz, servis elemanının su uzatırken yarısının dökülmeyeceği, köşedeki manitaya bakıp “ne güzel uyuyo leeen” diye iç geçirebileceğiniz, geriye doğru kaykılmanıza imkan veren bir koltuk mevcuttur. Ama gelin görün ki “tek bay” diye kodlandığınız vakit, sizin için rezerve edilmiş koltuğun numarası şüphesiz ki 44dür, bilemedin 45… İllaki size o koltuğu verecektir bilet kesen bey. “Sen bilirsin birader, son araba bu” bakışını attığında ise bilin ki sizi o koltuktan kurtaracak tek şey, hiç bişeydir. Keyf almaya bakın… Teker üstü, oh mis.
3 kuruşa kıyın
Efenim bazı firmalar lüks modelleri için dört beş lira fazla para talep ediyorlar. Mesela Metro Truzim, Setra model otobüsleri için; Ulusoy’da SkyLiner modelleri için. Kişisel kanaatim, lütfen acımayın efenim paranıza, fazlası ile hakediyorlar. özellikle de 5-6 saatin üzerindeki yolculuklarınız için mutlaka -ama mutlaka- lüks model tercih edin. Hem daha güvenli, hem de daha konforludur. Lütfen dedim bak.
Aman bagaj, canım bagaj
Bagaj’ınızı teslim ederken bilmeniz gereken üç altın kural var;
1- İçinde kırılacak eşya olduğunu vurgulayın.
2- Mutlaka ama mutlaka bagaj fişi alın.
3- Bagajları yerleştiren arkadaşa asla espiri yapmayın.
Host başka, Hostes başka
Eğer Karadeniz’de bir il’e yolculuk ediyorsanız, ve host değil de hostes varsa, o kaprisleri çekeceksin kardeşim. En ufak bir yanlış hareketin, en ufak bir sesini yükseltmen sana pahallıya mal olabilir. O “su“, on dakka sonra gelsin n’olcak, canından kıymetli mi ? Yapma etme, “ilave şekersiz” içiver çayını. Nedir ki ?
Host kardeşlerimiz, muhabbet fedaileri. çay, kola, dan kek üçlüsündek bıkana kadar nasiplenmek, hatta evdekilere götürmek üzere ıslak mendil ve kolonyalı mendil stoğu götürmek; işte bu muhabbet fedaileri ile kuracağınız iletişime bağlı tamamen. Hatta “bayan yanında oturan bayanlar“, sizin bir “pardon, rica etsem..“li cümlenizle otobüsün önüne geçip tek eli ile durduracak hostlar biliyorum ben.
çay ve ihtiyaç molaları
Toptancı toptan pahalı sattığı için malzemeleri, size yansıması da pahalı oluyor tabi. Her ne kadar son yıllarda biraz insaflı davransalar da; dinlenme tesislerinde 5 yıl evvel, kolaya gerçek değerinin 3 katı fiyat istediklerini unutmadık. Mümkün mertebe hiç bişey almayın efenim, otobüs yolculuğu esnasında açlıktan veya susuzluktan ölen hiç kimse görünmüyor kayıtlarda. İhtiyaç da görmeyin efem, bilet parasını çıkarıcam diye habire kola-çay isterken WC’lerin 75ykr olduğunu hesap etmiyosunuz tabi.
Bu arada Ulusoy’un Terme tesisi süper. Tebrik ediyorum. Nezih, pırıl pırıl. WC beleşti eskiden, şimdi para alıyolar. Hehe..
Dini bütün bi kimseyim…
Namaz kılmak gibi bi kaygınız varsa eğer, etrafınızdaki hacı amcaları örgütleyin derim ben. “Sabah kaçta okunuyo” filan gibi sorularla bi kamuoyu oluşturabilirsiniz. Ama kişisel gözlemim, yolcuların bu türlü yolculuğun süresini aksatmayacak ihtiyaçlarına (namaz, ihtiyaç molası, rahatsızlanma) cevap veriliyor hemen. Yeterki lisan-ı münasip ile söylemeyi bilin. Yoksa bi kaç yıl evvel denk geldiğim bir hacı amcam gibi, “Duracaksınızzzzz, para verdim ulen ben !” önermesi işe yaramayabilir “Sen bize gidelim diye para verdin hacı emmi, duralım diye değil, mühehe” diye makaraya sarılırsınız. Tabi bir de hep anlatırlar “Duramam hocam şimdi, kaza yaparsın sonra” önermesi yapan kaptan şoföre “Ya ben kaza yapamadan, sen kaza yaparsan ?” cevabı vardır ki, herkes bilir.
O iş de, öyledir işte..
Otobüs içi haller…
Hemen önünüzde oturan vatandaş koltuk için ödediği paranın sizin hava sahanız için de geçerli olduğunu düşünmektedir. Tedbiri basittir. Genelde TV’ye yolcular seyretsin diye bir film konulmasının hemen ardından ışıklar söndürülür, ve öndeki adamımız koltuğunu geriye yaslar. İşte bu sırada dikkatli olup, o koltuğu yatırmadan dizi koymak lazımdır. Tarih, şimdiye kadar geriye dönüpde, “dizini çeksene” diyene şahit olmamıştır.
Eğer siz koltuğunuzu yatırmak isterseniz, gene çok basit bir işlem vardır. Atalarımız tatlı dil üzerine boşuna bu kadar söz söylememiş. “Afedersiniz, koltuğumu biraz geri yaslayabilir miyim ?” sorusuna şimdiye kadar olumsuz cevap alan insan evladı yoktur. Nezaketiniz arkadaki yolcuyu derinden sarsacaktır. Size sadece keyfinize bakmak düşecektir, ta ki o ses gelene kadar, “Lütfen koltuklarınızı dik konuma getiriniz.”
Uyku, gel dedim ..
Uyku yastığına para vermeyin, pencerelerin kenarındaki perdeleri topak yapın onları kullanın. Eğer koridor tarafında iseniz, kafanızı yanınızdakinden evvel iki koltuğun arasına koymanız gerekmektedir. Zira koridor tarafı zaten sizindir. Aradaki bu muhteşem alanı ele geçirmek için hızlı davranmalısınız. Bu harikulade alanı ele geçiren yolcu, yan koltuktan da %15 lik pay sahibi olur. Süper olur. Na’aapalım…
Şimdilik aklıma gelenler bunlar… Yolculuğunuzda bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz
Süper bi seyahat rehberi olmuş abi
Ama demişsin ya paraya kıyıp daha iyi firmalarla gidin diye, ben abertıyorum paraya kıyıp uçakla gidin.
Ankara’ya uçakla gidip Rize’ye bilmemne seyahat ile dönmek gibi bir çılgınlık yaptıkran sonra tek tavsiyem bu.
Tey teeyy teeeyyyy
ğocaamm gel ğocaaamm giresuna gider gel gel gel (insanın pisi diyesi geliyo bea
)
en çok bu uzun yolculuklarda tuvalate verilen paraya acıyorum . bunun dışında acınılan bir durum yok efenim. ayrıca bkz
balıkesir ulusoy tesisleri süperdir. boluda ki berbattır.
hele masaj aletleri var ki 1 milyona dünyaları sana veriyor.
Hakikaten keyifli bir rehber olmuş.
çok sıkıntılı bir yolculuk otobüs yolculuğu. Her şey sıradan artık. Bagaj teslimi, koltuğa yerleşme, içerideki parfüm kokusu, şoförün kontağı çevirmesi, liste üzerinden yolcu kontrolü, sonra host’un anonsları, peşinden biletlere bakması, peçeteyi elinizin altına tutup kolonya damlatması, mola yeri, mola yerindeki tahta süs eşyaları, ille de lor peynirli gözleme, uykusuzluktan şişmiş gözler, cebinde ezilmiş sigarasına hasretle sarılan tiryaki, azıcık rüzgar… menzile hoş geldiniz beyler. şehir içi servislerimiz sizi bekliyor. şimdi gidin evlerinize. ve şairimsinin dediği gibi:
“sizin yolunuzun bittiği yerde, bizim yolumuz başlar”
yeter artık ama. şu otobüs firmalarının artık temcit pilavına dönen yapmacık hizmet anlayışını kökten değiştirecek bir yağız delikanlı yok mu?
ayrıca hasbelkader piraziz asya (sanırım) tesislerinde durursanız kemerlerinizi bağlayın ve hiçbir yere hareket etmeyin. zira her daim sahte para veren kasiyer, katran gibi çayı size kakalamaya çalışan çaycı ve yüksek bass’lı saykodelik cibilli ibo şarkıları bünyenize geri döndürelemez zararlar verebilir.
yarın sabah 8 saat sürecek yolculuk var.
az önce anneme gülerek okudum 44-45 meselesini annem de gülerek cevap verdi
“bizimki de 44-45″
inanamıyorum yaaa
neyse artık diğer tavsiyelerini dikkate alıcam yolculuk boyunca (:
sayfanın çıktısını alıp kitapçık yapıp çoaltıp otobus garlarında satışa verelim derim ben
muhteşem be yaf…
okul gazetesine koycacaam vallah!