çok yapılan bir karıştırma sanırım bu, Şeyh Said ve Said Nursi’nin birbiri ile karıştırılması. Geçen gün Şeffaf Oda adlı programının montajını yapanlarda bu karıştırmayı yapmışlar. Ve CHP lideri Deniz Baykal’ın “Şeyh Said isyanı”yla ilgili sözleri üzerine Bediüzzaman’ın resmi ekrana koymuşlar. Nur Cemaatinine yakınlığı malum olan Zaman Gazetesinin seyir günlüğündeki gibi tepkiler üzerine program yapımcısı Güneri Cıvaoğlu bir açıklama yapıp özür ve düzeltme yayınlamış köşesinde. Aynı düzeltme Zaman Gazetesinde de yer almış.:
Bir “yanlış anlaşılma açıklaması” da bizden…
Geçen pazar Kanal D’de yayımlanan Şeffaf Oda’da CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Şeyh Said’den bahsederken Said Nursi’nin görüntüsü kısa bir süre -yanlışlıkla- ekrana geldi.
Yayın bandını, programın çekiminden sonra çıktığım yurtdışı gezi dönüşünde izleyebildim. Yanlışlığı fark ettim. üzüldüm.
Ama artık yapacak bir şey yoktu.
Açıklamakta fayda görüyorum ki, genç ve iyi niyetli ekibin sabaha kadar süren montaj çalışmaları sırasında hiç istenmeden böylesine duyarlı konuda birkaç saniyelik görüntü hatası oluşmuş.
Oysa… Said Nursi’nin görüşlerini paylaşmasam da, onun, bu isyanın değil arkasında olmak, tam tersine “dahile kılıç çekilmez, harice kılıç çekilir” söyleminin sahibi olarak, bu ve benzeri söylemlerle isyanı önlemeye çalıştığını belirtmek isterim.
İstenmeyen bir iş kazası işte…
Sonuçta… Programın altında imzası olan ben sorumluyum… Düzeltiyor ve Şeffaf Oda adına özür diliyorum. [#]
Türk medyasında çok sık görebileceğiniz bir davranış olmamasından dolayı kutluyorum ben Güneri Beyin bu şık hareketini. darısı “özür ve düzeltme” özürlü “disinformation” hastalarına.
Güneri Cıvaoğlunun özür ve düzeltme metninde geçen Şeyh Said ve Said Nursi arasında geçen mektuplaşmada şöyle olmuştur:
[... ]Said Nursi’ye para getirmişti. “Adamlar ve silahlar hazır; emrini bekliyoruz” diyordu. Niçin? “Mustafa Kemal ile savaşmak için!” Bediüzzaman köpürmüştü: “Asker vatanın evladıdır. Senin benim akrabamdır. Müslüman Müslüman’a silah çeker mi?” Kör Hüseyin Paşa fena halde bozulmuştu. “İtibarımı beş para ettin” diye söyleniyordu. Said Nursi geri adım atmıyordu: “Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol.” Ayaklanmaya hazırlanan Kürt gruplar Said Nursi’nin manevi gücünü arkalarına almak istiyordu. Derken Şeyh Said’den bir mektup geldi. özetle “İsyanımızda bize yardım edin” diyordu. Said Nursi yine bir mektupla ona cevap verdi: “Türk milleti asırlardan beri İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Bu yolda çok şehit vermiştir. Böyle bir milletin torununa kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Türk-Kürt birdir, kardeştir. Bizim asıl büyük düşmanımız cehalettir. Teşebbüsünüz bir işe yaramaz. Olan masum insanlara olur.” Tabii Şeyh Said, adaşına kulak asmadı. Dini temalarla, Ağlasun çeltikçi İstanbul Isparta Ankara Yakaören temalarla, Kürtçülük temalarının iç içe geçtiği ayaklanma 13 Şubat 1925′te başladı. Asiler Elazığ kentini ele geçirdi. Ardından Diyarbakır’a doğru indiler. Ankara hükümeti olayın ‘yerel’ olduğunu düşünüyordu. Ancak isyan yayıldı. Bunun üzerine Fethi Okyar başbakanlıktan gitti, yerine İsmet İnönü geldi. Takrir- i SükKanunu devreye girdi. Devlet bir yandan bütün
gücüyle Şeyh Said’in üstüne giderken, diğer yandan ülkenin diğer bölgelerindeki, özellikle de İstanbul’daki muhalefeti susturdu. Sonuçta Şeyh Said yakalandı ve idam edildi. Said Nursi açısından tarih tekerrür ediyordu. Hem Kürt’tü, hem de din adamı. Aynı 31 Mart’taki gibi, değil isyana katılmak, tersine engellemeye çalışmasına rağmen hükümetin kararı ona da uygulandı: Diğer Kürt ileri gelenleri gibi o da Batı’ya gönderilecekti. 1926′nın şubat ayında askerlerin eşliğinde yola çıktı. önce Erzurum’a, sonra da Trabzon’a geldiler. Gemi ile İstanbul’a vardılar. Said Nursi bir süre İstanbul’da kaldı. Sonra tekrar gemiye binip İzmir’e, ardından da Antalya’ya ulaştı. Yedi ayı burada yaşadı. Ardından Burdur’a götürüldü… [#]
Bugünlük bu kadar.
…
inamış, fakat neye inandığınızı anlayamamışsınız. Muzdaripsiniz yaşayamamaktan…
Güzel örnek, hal kesilmiş bir misal göremiyorsunuz. İlim sathi, yaşantı taklit…
İçinde yiv yiv derinleşmiş, her şeyden çok Rabbini gören, hep O’nunla ve O’ndan
konuşan adam arıyorsunuz. Asr’ı saadetin sahillerinden kopup asrınızın sahiline vurmuş
bir misal görmek istiyorsunuz…
Hem nasıl… “En onulmaz çağa en hası ısmarlanmış” diye düşünüyorsunuz…
…
öyle ya… Bir işin sahibi büyüklüğüne ve zorluğuna göre memurunu gönderir
…
Secdede bir ömür – Mehmet AKAR
bu yakınlığın abi-kardeş, daha isabetli bir benzetmeyle, baba-oğul benzeri bir yakınlık olduğunu hatırlatayım istedim. Malumunuz, Zaman Gazetesi, Samanyolu TV ve Sızıntı gibi yayın organları bizzat cemaatin hizmetindeki yayın organlarıdır.
Tarihten bir hatırlatma; şeyh Said isyan hazırlığındadır. Said Nursi de çok o zamanın çok sevilen ve aynı zamanda kürt bir dini alim olduğu için; şeyh Sadi, Said Nursi’ye bana yardım et diye mektup yazar. Peki cevap nedir sizce…
Bölücü kürtlerin ve kürtleri aşağılayanların suratına bir tokat gibidir cevap;
“Fakat ben Türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayatım Türkler içinde geçmiş ve en sadık ve en halis kardeşlerim Türklerden çıkmış ve İslâmiyet ordularının en kahramanı Türkler olduğundan meslek ve hizmet-i Kur’âniyem cihetiyle, her milletten ziyade Türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası olduğundan, bana Kürt diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar Türk milletine hizmet ettiğimi, hakikî ve civanmert bin Türk gençlerini ?ahit gösterebilirim.”
Herkese ibret olsun.