İsrail, Uluslararası Sularda bir yardım filosuna saldırdı. Filoda çeşitli milletlerden ve dinlerden yüzlerce aktivist bulunuyordu. Amaçları Gazze Limanı’na ulaşmak ve ambargoyu delmekti. İsrail komandoları hucümbot ve helikopterle gemilere saldırdı. Mavi Marmara adlı gemide kendilerine direnenlerden yaklaşık 20 kişiyi şehit etti, onlarca da yaralı var. Dünya televizyonları, internet medyası, sosyal ağlar ve diğer iletişim araçlarından kınamalar, tepkiler ve lanetler akıyor. Söylenecek çok fazla bir şey yok. Tek dileğim artık Gayretullah’a dokunan vukuat olması.
Bir deve kervanı yola çıkmış giderken yolda fakir bir dervişle karşılaşırlar. Derviş kervancıbaşına kendisini de almalarını rica eder. Kervancıbaşı bu isteği kabul eder, yola revan olurlar. Bir zaman sonra yolda haramiler kervanı basar ve neleri var neleri yok hepsini alırlar. Dervişe de malı olup olmadığını sorulunca o, “Benim hiç param yok; ama kervancıbaşının değerli bir yeleği vardı, onu almayı unutmuşsunuz.” der. Haramiler yeleği alırken kervancıbaşı hiçbir şey söylemez; ama dervişe çok gönül koymuştur. Öyle ya; ona o kadar iyilik yapmasına karşılık böyle bir tavırla karşılaşmıştır.
Bir zaman sonra, kervan ahalisi bütün varlığını kaybetmiş bir halde bekleşirlerken devletin askerleri çıkagelir. Haramiler derdest edilmiştir. Bütün gasbedilen mallar sahiplerine iade edilir. İşte o anda kervancıbaşı dervişe yanaşır ve der ki: “Baba aşkolsun! Ben sana o kadar iyilik yaptım, sen de tuttun eşkıyalara benim yeleği haber verdin.” Derviş de der ki: “Oğlum, bu haramiler o kadar zulmettiler ki; baktım gayretullaha dokunmasına dört parmak kalmış. Senin yelek işte o dört parmak yerine geçti.”
El-Küfrü yedum vez’zulmü la yedûm. Küfür devam eder, ancak zulüm devam etmez. Gayretullaha dokunma sınırına dayanınca, zevali kaçınılmaz olur!