WordPress kullanıcılarının en sık karşılaştıkları problemler için çözüm önerileri. +450 değişik problem için eklenti ve kod önerisi mevcut.
WordPress kullanıcılarının en sık karşılaştıkları problemler için çözüm önerileri. +450 değişik problem için eklenti ve kod önerisi mevcut.
Cuma gecesi bir buçuk yıl sonra halısaha maçı yaptım. Takdir edersiniz ki ertesi gün pert vaziyetteydim. Zaten havalar arabistan, yattığım yerden interete aktım bütün haftasonu. İnci’de takılmak sinirimi stresimi alıyor, löp et kalıyorum. Seviyorm. Yargılamayın, hele hele dil, jargon muhabbetine girerseniz üzülürüm, sonrada gelir kalbinizi kırarım. @2′si olsun, üçküncüleri olsun, sevilmeyen modları, dedeleri olsun bir nevi vaha benim için. Hele friendfeed ve twitterdaki egomaniac tavırları filan görünce… daha rahat, daha şamata, daha daha bir alan oluyor birden bire…
İşte… İnci şöyle tatlı böyle güzel de, yan etkileri de yok değil. Bunlardan birisi mesela, liseli nefreti aşılıyor bünyeye. Liseli ergenlere ve liseli zihniyete düşman ediyor adamı. Bunu ancak pazar akşamı gittiğim misafirlikteki sivilceliyi görünce farkettim. Düzeltiyorum, hemen yanımdaki zigon sehpanın ayağından tutup karşımdaki sivilcelinin kafasına geçirmeyi düşünürken farkettim. Aslında görmemle hamle yapmam arasında çok fark yok. Böyle zaaaaaaa, xd xd xd (iksde iksde) diye gülmeler, eeeeaaae eaeaeee diye ünlemler, sağa sola cins bakış atmalar, sürekli sıkıldım ben modunda nefes alışlar… Valide sultanı da olay mahallindeydi. Haliyle konu üniversite sınav sonuçlarına tercihlerine filan geldi tabi. “Vay efendim şöyle başarılı benim yavrum böyle müstesna filan” diye dış ses veriyor valide sultanı, ergenimde oradan gerim gerim geriniyor, üniversiteyi ailesinin yanında okumasının derslerine nasıl pozitif etki yapacağından filan bahsediyor, tıp yazacağından, mühendisliği düşünmediğinden filan konuşuyor, göbek de bırakacağım diye eze eze geliyor karşıdan. Bir kere de okulu sekiz yılda bitirdiğimi söylemiş bulundum. Şükür kardeşim Tübitak Olimpiyatlarından madalyalı bir ergen de, o cihetten herhangi bir eziklik yaşamadan taarruza geçtim. Hatta lafı kardeşimin biyoloji/ tıp/ genetik türü bölümlere giderse alacağı ek puanlardan vazgeçip MF yerine TM klasmanından girip uluslar arası ilişkiler okumak istediğine filan getirip iyice ezdim liseliyi. Biraderin bu hareketine karşı “vay kerizim” filan gibi bir yorum yapması ihtimalini de, elimi zigon sehpanın bacağına götürerek bertaraf ettim. Kardeşi üzerinden prim yapan bir abi olmayı göze alarak salvoları savuşturdum, yenemesem de ezilmedim.
Aslında gençleri severim. Ama İnci’nin göstermiş olduğu liseli hakikati doğrultusunda tavırlarımı gözden geçirmem gerektiğini farkettim. Özellikle bu karşılaştığım modelden bir daha denk gelirse ağzını yüzünü kırmak niyetindeyim. Hatta aslında kardeşim hariç başka liseli ile muhattap olmak istemiyorum bundan sonra. Onu da işte MF yi reddedip TM den sınava girmek istediği için elde ettiği sözde karizmadan dolayı. Yoksa liseli liselidir. Liseli varsa aranızda gelmesin bir daha.
Dün akşam televizyonda Cüneyt Özdemir’den duydum, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bir twitter hesabı varmış:
Twitter hesabını; sizlerin düşünce ve fikirlerinizi daha yakından takip edebilmek ve görüşlerimi sizlerle paylaşabilmek için açtım.
— @cbabdullahgul
Henüz verified (onaylı) hesap değil. Ancak takipçi sayısı günden güne artıyor.

İzlanda’nın son isteği: “Küllerimi tüm Avrupa’nın üzerine savurun“. [via] ,(foto: huffingtonpost )
Sabah Gazetesi Dış Haberler Servisinden Bilge Eser, ABD’nin yeni Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye ziyareti boyunca yanında “travelling press” olarak bulunacak ve gezi boyunca yaşananları blogunda an be an duyuracakmış [via]. Bilge Eser’in blogu 10 Ekim 2008′den beri yayın yapıyor.
Amerikan Dış İşleri Bakanlığının gezi sırasında gazetecilerin yanı sıra bir blogger’a yer vermesi çok güzel bir olay. Adamlar, işlerini biliyorlar diyebiliyorum sadece. Seçilen blogger da çok uygun, gazeteci, hem de dış haberlerden.
Bizim büyüklerimiz böyle bir şey düşünürler mi? Başbakan’ın uçağında, Baykal’ın seçim gezisinde filan? Hatta Cumhurbaşkanı çita severken, twitter’dan “Aha çitayı elliyor” tadında mesaj atan birileri olsun isterler mi? Mesela şimdi seçim dönemi tam da, neden başkan adayları bunu kullanmıyorlar/kullanıyorlar mı yoksa? Benim bildiğim anca twitter’dan fallow ediyorlar henüz. Hali hazırda yeni biten bir ABD Başkanlık seçimi ve yapılan seçim kampanyalarının başarılı online işleri ortadayken bunlarla yetinmek.
Peki blogger cephesinde durum nasıl olurdu? Mesela bir davet olsaydı bunu kabul etmeyecek blogger çıkar mıydı? Yoksa koşa koşa gidilir miydi? Tam olarak embedded journalism olmasa da, ona yakın bir şey olarak gören çıkar mıydı bu durumu?
Rusya’da kadının birisi facebook, friendfeed, twitter gibi sosyal ağları sadece arkadaşlık, haberleşme gibi bilinen amaçlarının çok dışında, kendisine tıpatıp benzeyen birilerini bulmak için kullanmış. Bulduğu benzerlerinin sosyal statülerini, çalıştıkları işleri vs. iyice etüd ettikten sonra gözüne kestirdiği birisini bulmuş ve gidip öldürmüş. Sonra onun yerine geçmiş. Ve mal varlıklarını bir bir satarken yakayı ele vermiş.
Tam da internet çağına yaraşır bir hikaye.
Az önce 3 tane Twitter hesabını takibe aldım. Kedi Sockington, At Rainy ve Papağan Rudy. İçlerinde en ünlüsü Kedi Sockington, an itibari ile 16,593 kişi takip ediyor kendisini.
Bir haberim daha var, bu araya sıkışsın, Infinite Cat Project. Şöyle ilerliyor: kediler kedi resimlerine bilgisayar ekranından bakarken fotoğraflanıyor, sıradaki kedi de eklenen bu son fotoğrafa bakarken fotoğraflanıyor. Böyle devam ediyor.
Bu gün sabahın körüne kadar bilgisayarın başında çalıştıktan sonra işimi bitirmenin keyfi ile mışıl mışıl uyumaya giderken, işin pazartesiye sarktığını duyunca vermidonları çift yuttum. Değerli dostum Gregory House Vicodin‘leri çif çift yutunca karizma oluyor da, neden biz vermidon yutunca hemen ” Aman mideni delersin evladım” oluyormuş onu anlamadım ama. Neyse ki Eren Emre‘den gelen “siten patlamış” müjdesini ile uğraşacak bir şeyler çıktı gün için.
Nahnu.Org, 403 Forbidden diyor başka bir şey demiyordu. Uykulu gözlerle, kısık bir sesle “bana da mı forbidden be! yazıklar olsun” dedim iki üç defa. Sonra biraz sağını solunu kurcaladım serverdaki dosyaların, iki üç defa ciddi taciz edilmiş bir blog olarak bu konuda biraz tecrübeli sayılabilirim. Yabancı dosya var mı yok mu kontrolü, en son değiştirilen dosyaların kontrolü, boyutu büyümüş dosya var mı yok mu kontrolü, kıllandığım eklentilerin silinmesi filan derken en sonunda .htaccess dosyasını incelemek geldi aklıma. Cute FTP için .htaccess’i görünür hale getirip incelediğimde, içinde bir sürü alakasız, anlamadığım komut gördüm. Birisi sunucudaki .htaccess dosyam ile bir şeyler yapmaya çalışmış sanırım. Ufak bir google araması ile “ultimate .htaccess for wordpress” başlıklı üç-beş yazıdan derleyerek bir .htaccess dosyası oluşturdum. Gayet de güzel oldu, sorunu çözdük.
Ama bugün, epey bir süre 403 dedi gelen herkese ona biraz canım sıkıldı.
Yeri gelmişken bu site hakkında bir iki şey daha bildireyim:
Mutlu bir hafta sonu, herkesin rüyası.
Memleketteki Twitter kullanıcılarını bulan ve takip eden yeni oyuncak Twitturk’e göre, Twitter’ı keşfedip kullanan ilk 10 kişiden birisiymişim. Hoş muyum/ Boş muyum bilemedim.
İsa Sarı, Türk Lehçeleri Yazım Programları çatısı altında Çağdaş Türk Lehçeleri Klavyesi, Geliştirilmiş Osmanlıca Klavye ve Göktürkçe Klavyeden oluşan bir ekran klavyesi serisi hazırlamış [via].
Latin harflerinden oluşan klavyeniz ile yazdığınız yazılar anında istediğiniz lehçenin harflerine dönüşüyor. İsterseniz eski yazıya, isterseniz Kiril alfabesine isterseniz de Göktürk alfabesine. Muhteşem bir çalışma.
Özellikle Geliştirilmiş Osmanlıca Klavye çok hoşuma gitti. Osmanlıca kelimeler oluşurken kelimelerin her harf eklendiğinde değişmesine bayıldım. Keşke elimizdeki Osmanlıca metinleri de Latin harflerine çevirebilseymiş.