WordPress kullanıcılarının en sık karşılaştıkları problemler için çözüm önerileri. +450 değişik problem için eklenti ve kod önerisi mevcut.
WordPress kullanıcılarının en sık karşılaştıkları problemler için çözüm önerileri. +450 değişik problem için eklenti ve kod önerisi mevcut.
Bir pazar gününü daha blogun orasını burası kurcalayarak tükettik sanki. K2 ile buraya kadarmış. En civcivli özelliği olacak Hotkeys zamazingosunu, ki kendisi klavye üzerinden sayfalar arasında gezinmeyi sağlıyordu, yakın vadede eklemeyeceklerini öğrenince rotayı twenty-ten’e çevirdik. Fena değil oradan buradan arakladığım .css kodları ile bir şeyler oldu gibi. IE için yorum tarafı hala bozuk, bir iki ayda da düzeltemem ben orayı, sanrım.
Bu sefer Nahnu.Org’a eklenen en süper özellik dibini bulana kadar gitme diye tabir edebileceğimiz Infinite Scroll özelliği. Blogu tek solukta okumanız ve belki de footer dediğimiz alt alanını bir türlü şekillendiremediğim için oraya ulaşamayın diye bu sistemi Tunus’tan ithal ettik. Bir şey değil Türkiye.
Arkadaşlarla el birliği ile yeni temaya geçmeye çalışıyoruz, çalışmaya çalışıyoruz.

FaceBook için arkadaş taglamalık foto
İki ay önce başladık, bir haftaya bitiririz. Neden, çünkü proje yönetimi eğitim aldım ben.
İzdivaç programlarının perde arkasından bir belgesel’den görüntüler: Kamerayla İzdivaç [via]. Esra Erol’un matematiksel defterindeki kedilere dikkat:
Continue reading
Bihter Geceliği‘ni de gördüm ya daha ölsem gam yemem. Aynısını daha önce tokacılarda sıla tokası gördüğümde de demiştim sanırım. Tokacılarda ne aradığıma mı ağlayayım, mütemadiyen tekrarlanan kanaatkarlığıma mı? Herneyse.
Aslında var ya, bu “selebiritinin kıyafetinin tıpkısının aynısı” muhabbetini elinoğlu çok güzel paraya tahvil ediyor. I saw it in diyor mesela, hangi filmde/dizide ne gördüysen onları bulduruyor sana, veya “benim selebiritim ne giyerse aynından bana da” diyenlere de bir başka seçenek sunuyor filan.
Bunun böylesi de olduğunu bilince de Bihter Geceliği, Ulvi Montu, Polat Oltası, Sevo Copu filan değişik geliyor işte.
Nahnu Gocuğu?
Bugün tirit denilen yemek ile tanıştım. Pek sevdiğim söylenemez. Ama çay güzeldi. Çayı da pek sevdiğim söylenemez. Ama çay kafamı çalıştırır. Kafam geç çalıştığı için bu temayı ancak 2134 saat sonra hazılayabildim. Önüme çıkan engelleri tek tek aştım ve başardım. Tam bitmiş sayılmaz. Ama hangimiz tam bitmiş sayılabiliriz ki zaten. Aslında ben tam bitmiş sayılabilirim. Saat sabah 6 oldu, gözler pert, ama olsun yarın pazar, akşama kadar -çok afedersin- “sepet” gibi yatarım. Vardır ya böyle, çok afedersin der duraklar “aha – bomba – rap şeklinde geliyor” dersin ama adam diye diye -çok aferdersin- in peşine “odun, ahmak, kötü kadın” gibi kötü ama söylenince çok kötü olmayan bi’şey ekler. Var bunun bir hikmeti ama bu yaşıma kadar çözemedim. ÖSS’ye girdiğim de bir karıncalı soru vardı onu da çözememiştim.
Yeni tema hayırlı mubarek.
The New yorker geçen sene dillere pelesenk olan, kullanıla kullanıla gerçek anlamından uzaklaşan kelime ve deyişleri derlemiş: The Buzzwords of 2008. Obamamania, Obamination, Sister-Wife, Lipstick on a pig, twett-, futarchy bunlardan bazıları.
Acaba bizim memlekette geçen sene nelerin anlamı kaydı?
Mesela “teğet” olabilir mi? küresel mali krizin ile ilgili ilk yorumunda kullanmıştı Başbakan “teğet”i: “Bu kriz de inşallah bizi teğet geçecek“.
Aklıma gelen bir diğeri de “dramatik bir şekilde“, bunu haberlerde yabancı ajanslardan yapılan birebir çeviriler yüzünden dilimize pelesenk ettik sanırım.
Şimdilik aklıma başka bir şey gelmedi, yorumlara eklerseniz, ben de buraya eklerim.
Bir blogger uzun süredir bir şey yazmamışsa ya çok mutludur, ya da çok dertlidir. Belki de ikisi birden. Belki de sadece blogunun temasından sıkılmıştır. İlk 3 şıkkı içimizden değerlendirelim. Ben de temayı yenilemiş olayım.
Görsellerde sıkıntı olursa F5′le bebeğim, kaşen ferahlasın!
JCI Girişimcilik Akademisi, Anadolu Üniversitesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli eğitim, seminer ve paneller düzenliyor. Bu senenin konusu Bilgi Ekonomisi. Etkinlik programında IT sektörü ile ilgili eğitimler dikkatimi çekti.
Hem sertifikalı hem de 10YTL olunca, dün gittim, ilk gün programından ISI Emerging Markets Genel Müdürü Kerim Alain Bertrand‘ın vereceği Click Into Your Future (İnternet Ortamında Geleceğin Şirketini Kurun) başlıklı eğitimi seçerek kayıt yaptırdım.
Eğitim saatinden biraz önce vardığımda şok oldum. Kerim Bey yurtdışında olduğu için gelemeyecekmiş, dolayısı ile “Click Into Your Future” eğitimi iptal edilmiş. Olabilir, ben de bir kaç yıl STK’larda çalıştığım için biliyorum, zordur, eğitimci, panelist son dakika golü atabilir, işi çıkar, hasta olur, bişey olur yani; bunu katılımcılara anlatmak da çok güçtür. Ama benim anlamadığım şey, ben katılım biletimi perşembe akşamı satın aldım, iptal edildiği muhtemelen belli olan etkinlik için neden bilet satıyorsunuz? Bunu JCI’a yakıştıramadım. Bir beceriksizlik olarak kayıtlara geçti.

Bu sıcakta teptiğim yolu geri gitmemek için ve de zorluk çıkarmamak için, teklif ettikleri üzere eşzamanlı başlayacak başka bir seminere kayıt yaptırdım: İş Planı Eğitimi.
İş Planı Eğitimi, ise iş planı eğitiminden başka herşeye benzedi. Beğenmedim. Programda 3 Eğitimci gözüktüğü halde Akdeniz Üniversitesinden gelecek olan Dr. Nuray Atsan Hanım yoktu. Bizim üniversiteden katılan Doç. Dr. Mehmet Başar Hoca da 15 dakika Girişimcilik üzerine bir şeyler anlattı ve bir yakınının sağlık problemleri ile ilgilenmek için müsade istedi gitti.
Kalan tek eğitmen, AB İş Geliştirme Danışmanı ve JCI yöneticilerinden Abidin İçden de girişimcilikten, JCI’nin faaliyetlerinden bahsederek ve konusu İş Planı olan bir eğitimin yalnız 20-25 dakikasını “iş planı hazırlamaya” ayırarak eğitimi bitirdi. Ayırarak dediysem kibarlığımdan diyorum, siz bunu hazırlanan slaytların hızlı hızlı geçilmesi olarak anlayın lütfen.
Zaten katılımcılardan birisi de bunu yüksek sesle dile getirdi. “Biz buraya İş Planı Eğitimi almaya geldik, eğitimin bitmesine 35 dk kaldı hala İş Planı’na dair bişey işitmedik” diye. Hakikaten teması İş Planı olan bir eğitimin, geç başlayıp bir saat geç biterek bu kadar baştan savma ve plansız yapılmasını ayıpladım vallahi.
Eğitim sonunda, “Click Into Your Future” eğitimden bu eğitime dahil olanlara sertifikalarının sonradan verileceğini öğrendik. Tuz biber oldu bu da. Keçeli kalemle doldurulan bir sertifika için bir ton angarya daha çekmemek için görevli öğrencileri (maalesef) kâle almayarak, gittim yetkili (gravatlı) birini bularak durumu aktardım, sonra orada bizim için yeniden sertifika yazdılar. Bir ton angaryadan kurtardığım insanlar için ufak bir kahramanlıktı bu galiba.
Şu anda keşke evde kalıp uyusaydım diyorum, vallahi daha verimli bir gün olurdu benim için.
Merak ettiğim iki eğitimden diğeri, Eczacıbaşı Bilişim A.Ş. İş Geliştirme Müdürü Zafer Babür’ün IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi için yarın sabah yine Anadolu Üniversitesi Kırmızı Salondayım. İnşallah, bu sefer umduğumuzu buluruz, laf salatası yerine işe yarar bir şeyler öğreniriz. Ümitliyim.
Edit: 2. Gün İzlenimlerim (Zafer Babür – IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi)