Filmlerdeki canavarların boylarını poslarını görelim diye bir cetvelde yanyana dizmişler [via]:

Cetveldeki (H sırasındaki) Mr Stay Puft’u hatırlayamadım. Hayalet Avcıları’nda görünüyormuş.
Filmlerdeki canavarların boylarını poslarını görelim diye bir cetvelde yanyana dizmişler [via]:

Cetveldeki (H sırasındaki) Mr Stay Puft’u hatırlayamadım. Hayalet Avcıları’nda görünüyormuş.
Forrest Gump’ın bir dakikalık versiyonunu hazırlamışlar. Uçan tüye kadar bir çok ayrıntıyı da atlamamışlar: Continue reading
Hayatımda seyrettiğim en fantastik ölüm sahnesini sizlerle paylaşmak istiyorum:
1987 yılına ait Hard Ticket to Hawaii adlı bu filmi, seyredilecekler sıralamasında en başa yerleştirdim şimdiden. Seyretmediğim günlere yanıyorum.
AraBölge’de okudum, Fight Club’ın da yazarı olan Chuck Palahniuk’un akıllara zarar kitabı Choke (Tıkanma), film olmuş: Choke (2008).
The Simpsons‘un değişik bölümlerden özenle cımbızlanmış, tıkladığınız anda sizi bekletmeden oynamaya başlayacak, 9 dakikalık harika bir video:
Bizim sinemacılarımız güzel film yapsalar da, güzel fragman hazırlayamazlar. Kişisel kanaatim budur. Bir iki film dışında güzel fragmanı olan film hatırlamıyorum. Güzel fragmandan benim beklentim; hakkında hiç kanaat sahibi olmadığım herhangi bir film için bile içimde “gelse de seyretsek” ateşi yakması, beni o film için para ödemeye ikna etmesi.
Önce Alelade.Org’da linkini gördüğüm, biraz inceleyince Mahkum.Net‘in nihayete eren projesi olduğunu öğrendiğim, “Sıfır Dediğimde” filminin fragmanını seyredince, “İşte budur” dedim. Hakikaten etkileyici bir fragman olmuş. Çok beğendim. Gerçekten çok etkileyici:
IMDB’de çıkış tarihi Kasım 2007 olarak belirtilen filmin öyküsü şöyle:
Sıfır Dediğimde, ÖYKÜ
Aslı, Güzel Sanatlar Fakültesinde Resim bölümünde son sınıf öğrencisidir. Okulun sonlarına doğru birgün, çok sevdiği sanat tarihi hocasından antika değerinde eski tarihli orijinal bir kitap ödünç alır. Sanat tarihi hocası Müfit, çok yetenekli olduğunu düşündüğü Aslı’yı doğu tarzı minyatürler konusunda yönlendirmiştir. Ne var ki Aslı, kitabın da içinde olduğu çantasını o gün kaybeder. Aynı zamanda çantasını nerede ve nasıl kaybetmiş olabileceği hakkında en ufak bir şey hatırlamamaktadır.
En yakın arkadaşı, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi Nevin, kitabı nasıl kaybettiğini hatırlamaya çalışırken gittikçe bunalıma sürüklenen Aslı’yı bir psikiyatriste götürür.
Psikiyatrist Dr. Melih, rijit bilimsel fikirleri olan bir bilimadamıdır. Aslı’yı görür görmez teşhisini yapar: Dissosiyatif Amnezi. Ve bu tanıya en iyi cevap veren tedaviyi uygulamak ister. Hipnoz. Aslı başlangıçta çekinse de hipnoz olmayı kabul eder. Melih, böylece Aslı’yı hipnoz seansı içinde, kitabı kaybettiği güne geri gönderir. Aslı o gün yaşadıklarını, zihninde tekrar yaşar. Kitabı bir telefon kulübesinde kaybettiği ortaya çıkar.
Gizemli konulara meraklı olan Nevin’in ısrarları ve Melih’in, Aslı’nın bir başka psikiyatrik rahatsızlığı olup olmadığını anlamak istemesi, Melih’in hipnoz seansına değişik bir yön vermesine sebep olur: Aslı’yı telefon kulübesinin önünde bekletir ve çantasını kimin aldığını gözlemlemesini ister. Telefon kulübesinde bekleyen Aslı, kısa bir süre sonra yaşlı bir kadının çantayı farkedip, alıp ve uzaklaştığını görür. Melih, Aslı’ya telkin eder: “Yaşlı kadını takip et”. Aslı takip ederken ve gördüklerini seansı takip eden Melih ve Nevin’e anlatırken, birden, korku içinde irkilir. Hipnoz dünyasının içinde tanımadığı birisi tarafından gözetlenmektedir. Dehşet içinde kalan Aslı, aceleyle uyandırılır.
Reel dünyadan hipnoz dünyasına geçişlerle, gizemli karakterler ve gizemli olaylar gün yüzüne çıkacaktır. Yıllar boyunca gizli kalmış aile sırları, doğu masallarının gizemli dünyasına yapılan bir yolculuk, İstanbul açıklarındaki gizemli Burgaz Ada’ya, gecenin içinde yapılan bir vapur yolculuğuyla keşfedilecektir.
Merakla bekliyoruz.
Anadolu üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, bu sene sekizinci kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, 5-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek ve 6 Mayıs Cumartesi günü Fransız yönetmen Christian Carion’un Ateşkes filmiyle başlayacak. Açılışta, bu yılki onur konukları Selda Alkor ve Halit Refiğ’e onur ödülleri verilecek.
Anadolu üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümü öğretim Elemanlarının ve öğrencilerinin çabalarıyla her yıl yinelenerek gelenekselleşen Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, bu yıl da birçok önemli filmi beyazperdeye taşıyacak. Ayrıca; seminer, atölye çalışması, söyleşi gibi etkinliklerle de yönetmen ve oyuncuları sinemaseverlerle buluşturacak.
Eskişehir Sinema Günleri’nin bu yılki programı Dünya Sinemasının Genç Yıldızları, Sinema Tarihinin Unutulmazları, Dünya Festivallerinden, Türk Sineması 2005-2006, Canlandırma Sineması, Norveç Volda üniversitesi öğrenci Filmleri, özel Gösterimler ve Kısa Filmler başlıkları altında sunulacak. Continue reading
Geçe gün Charli’nin çikolata Fabrikası‘nı izledikten sonra canım çikolata çekti. Kimin çekmez ki o filmi izledikten sonra. Akşam eve dönerken marketten Milka, Eti ve indirim reyonundan da bi tane Nestle çikolata aldım. Hem de hepsi “Bitter”. Tramvayda tüm paketleri açıp içinden birer parça tırtıkladım dayanamayıp. Halbuki kendime söz bile vermiştim Charli gibi gıdım gıdım yiycem diye. En güzeli Milkaydı sonra Eti sonra da Nestle. Nestle biraz bayat gibiydi. 0.999 ykr buna vereceğime ülker Sütlü çikolata alsaydım keşke dedim.
Biraz evvel ZikZak‘ta görünce işkillendim. Bozuk Nestle çikolatalardan bahsediyor. Gerçi ben tamamını tadmaya muvaffak olamadım, odama bırakıp iki dakika başka yere gidinceye kadar arkadaşlar (h)iç etmişler kendisini, sağolsunlar. Böyle olacağını bildiğimden Milka olanını sotelemiştim iç cebime, haha, aklımı seveyim. Bizim odanın ışıkları bir haftadır yanmıyor, sanırım karanlıkta muhabbet ederken bizim arkadaşlar, kurtlu kurtlu çikolataları… vay anam vay, yazamayacağım daha fazla.
“Helal”imiz ve “Gıda”mız olan Nahnu.Org – Weblog Falan tekrar yayında.
Esasında bendeniz, aralık ayının sonunu işaretlemiştim ajandamda açılış için. Lakin Atropos Bey’in ve siz cümle güzide insanların arzu ve istekleri “ilk 30′da buluşalım” şeklinde oldu. Hehe, öte yandan, bu bugün benim doğum günüm bi de biliyor musun ? Denk geldi işte, tevafuk diyelim. Hoşgeldim.