Konsept bloglara bayıldığımı biliyorsunuz. İşte onlardan birisi: shit my kids ruined. Çocukların yaptıkları yaramazlıkları fotoğraflayıp paylaşıyorlar.
Ben de bir ara bir yerlere sıkışan çocuklar hakkında miniblog açmayı düşünmüştüm.
Konsept bloglara bayıldığımı biliyorsunuz. İşte onlardan birisi: shit my kids ruined. Çocukların yaptıkları yaramazlıkları fotoğraflayıp paylaşıyorlar.
Ben de bir ara bir yerlere sıkışan çocuklar hakkında miniblog açmayı düşünmüştüm.
WordPress kullanıcılarının en sık karşılaştıkları problemler için çözüm önerileri. +450 değişik problem için eklenti ve kod önerisi mevcut.
Fringe‘nin Türk versiyonu, ama biraz daha fazlası galiba:
Fringe, X-Files, Alias, CSI, Supernatural gibi dizileri alın. Halka, Testere gibi gerilim filmleriyle birleştirin. Her bölüm ayrı bir hikayenin araştırılıp çözüldüğü ajan dizisi klişelerini de üzerine ekleyin. Ve tüm bu araştırmaların bizim yöntemlerimizle çözüldüğünü hayal edin. İşte Prinç bunun gibi bir şey.

Orucu uykuya tutturacağıma blogun şeklini şemalini şeyapayım dedim. Bitirirsem güzel olacak gibi. Hazır elim değmişken adetten olan Facebook sayfasını da aradan çıkarttım. Nedense beğenenler genelde erkek :`(
Bu arada facebook.com/nahnu‘daki dansözlerim müessesemizle hiç bir alakası yoktur. Tövbe tövbe, mubarek gün.
İşler yolunda giderken öylesine huzursuz oluyorum ki. İçimde bir ses sürekli, “Du bakali, Du bakali“. Hâl’i yaşayamamak dünyanın en kötü şeyi. Mutlulukta ve sağlıkta, kötü günde ve darlıkta. Anı, Hâli yaşayamayınca ortaya çıkan manzara nostalji raflarından kitap beğenmek ya da güzel günlere dair vaazlar verip kendi sesini dinlemek.
Hepsi ayrı güzel de, tramvayda tanıştığım ingilizce öğretmeni Poul’ün de dediği gibi, “Present continuous tense is killing me“.
şapka: seyyarat
Bir pazar gününü daha blogun orasını burası kurcalayarak tükettik sanki. K2 ile buraya kadarmış. En civcivli özelliği olacak Hotkeys zamazingosunu, ki kendisi klavye üzerinden sayfalar arasında gezinmeyi sağlıyordu, yakın vadede eklemeyeceklerini öğrenince rotayı twenty-ten’e çevirdik. Fena değil oradan buradan arakladığım .css kodları ile bir şeyler oldu gibi. IE için yorum tarafı hala bozuk, bir iki ayda da düzeltemem ben orayı, sanrım.
Bu sefer Nahnu.Org’a eklenen en süper özellik dibini bulana kadar gitme diye tabir edebileceğimiz Infinite Scroll özelliği. Blogu tek solukta okumanız ve belki de footer dediğimiz alt alanını bir türlü şekillendiremediğim için oraya ulaşamayın diye bu sistemi Tunus’tan ithal ettik. Bir şey değil Türkiye.
Oburcan ile (G)astronomik Seyahat yeme içme üzerine güzel bir blog. Nerede, ne yiyelim? ve hesap ne gelir? sorularına cevap veriyor. Fotoğraflarını ve anlatımını beğendim. Öğle yemeğine yakın yemek ve gastronomi bloglarında fink atmayı seviyorum.
Hayatımda büyük bir yeri olan sevgili Dayım geçen sene Hac için kutsal topraklara gitmişti. Boş otobüs götürüp orada servis hizmeti verip geri gelirken de hacıların zemzemlerini filan getirmişlerdi karayoluyla. Aslında ayakkabı mağzası var ama eski uzun yol şoförlerinden olduğundan böyle bir teklif gelince kabul etmiş. Rabbim de Haccını kabul etsin inşallah.
Dayım gidiş dönüş macerasını yazmış (veya kuzenime yazdırmış). Konuştuğu gibi yazmış. Continue reading
Blog Ödülleri 2010 için süpper bir reklam filmi yapmışlar, televizyonlarda denk gelen oldu mu?
Seslendirme NTV’den aşina olduğumuz Yekta Kopan tarafından yapılmış.
M. Serdar Kuzuloğlu’nun bir yazısı duygulara tercüman oldu: Ne kadar sık yazmalı? “Mecburiyetten yazmak işkencedir” diyor özetle.