
İzlanda’nın son isteği: “Küllerimi tüm Avrupa’nın üzerine savurun“. [via] ,(foto: huffingtonpost )

İzlanda’nın son isteği: “Küllerimi tüm Avrupa’nın üzerine savurun“. [via] ,(foto: huffingtonpost )
Hayatımda büyük bir yeri olan sevgili Dayım geçen sene Hac için kutsal topraklara gitmişti. Boş otobüs götürüp orada servis hizmeti verip geri gelirken de hacıların zemzemlerini filan getirmişlerdi karayoluyla. Aslında ayakkabı mağzası var ama eski uzun yol şoförlerinden olduğundan böyle bir teklif gelince kabul etmiş. Rabbim de Haccını kabul etsin inşallah.
Dayım gidiş dönüş macerasını yazmış (veya kuzenime yazdırmış). Konuştuğu gibi yazmış. Continue reading
Ermeni Taşnak Partisi’nin yayın organı The Armenian Weekly de, Banu Avar gibi, Zaytung’un “Sierra Leone’deki Türk Büyükelçi, Ermeni soykırım tasarısını destekledi” haberini gerçek zannetmiş.
Haberi yapan Harut Sassounian kendisini “Internetlerde bir sürü şey var ama yiieea” mealli bir açıklama ile savunmuş.
Zaytung‘da bir haber çıkmıştı: Sierra Leone’de Unutulan Büyükelçi Çareyi Ermeni Tasarısında Buldu. İşte son dönemde Ermeni tasarılarını kabul eden ülkelerdeki büyükelçilerin teker teker Türkiye’ye çağrılması üzerine, mahrumiyet bölgelerinde bulunan bazı büyükelçilerin Ankara’ya çağrılmak için bu minvalde yaptıkları girişimlerden bahsediyor.
Banu Avar bunu gerçek zannedip, üzerinede biraz ekleme yapıp TV’de anlatmış [via]:
Bir keresinde de bir akrabamız Şok‘taki eşek çocuğu gerçek zannetmişti.
Blog Ödülleri 2010 için süpper bir reklam filmi yapmışlar, televizyonlarda denk gelen oldu mu?
Seslendirme NTV’den aşina olduğumuz Yekta Kopan tarafından yapılmış.
Tübitak sizin yazdığınız sayıyı yazıya çeviriyor [via]. Ben 450 tane 9′u yan yana yazdım şöyle okudu bana:
Dokuz yüz doksan dokuz senoktokatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz senseptenkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz sensexkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz senkenkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz senkattuorkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz sentrekatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz sendokatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz senunkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz senkatragintilyon dokuz yüz doksan dokuz sennovemtrigintilyon dokuz yüz doksan dokuz senoktotrigintilyon dokuz yüz doksan dokuz senseptentrigintilyon dokuz yüz doksan dokuz sensextrigintilyon dokuz Continue reading
SPAM e-postaların gözü kör olmasın, yeni duydum Kulak temizleme mumu diye birşey varmış, Jessica Simpson bile kullanıyormuş. Kullananlardan birisinin yorumu şöyle: “Kullandım.. Süper
Kulağımdan çıkanlara inanamadım..“. Ağzından çıkanı kulağın duysun, kulağından çıkanı gözün görmesin mümkünse.
Bugün Üstad Bediüzzaman‘ın vefatının 50. yıldönümüydü. Allah gani gani rahmet eylesin.
Yeni Asya bu güne özel bir ek hazırlamış; Ertuğrul Özkök’ten Sırrı Süreyya Önder’e, Can Dündar’dan Sevan Nişanyan’a, Ahmet Taşgetiren’den Hakan Albayrak’a bir çok ismi biraraya getirmiş görüşlerini almış: Aydınların gözüyle Said Nursi [1.7MB, .pdf]
Bihter Geceliği‘ni de gördüm ya daha ölsem gam yemem. Aynısını daha önce tokacılarda sıla tokası gördüğümde de demiştim sanırım. Tokacılarda ne aradığıma mı ağlayayım, mütemadiyen tekrarlanan kanaatkarlığıma mı? Herneyse.
Aslında var ya, bu “selebiritinin kıyafetinin tıpkısının aynısı” muhabbetini elinoğlu çok güzel paraya tahvil ediyor. I saw it in diyor mesela, hangi filmde/dizide ne gördüysen onları bulduruyor sana, veya “benim selebiritim ne giyerse aynından bana da” diyenlere de bir başka seçenek sunuyor filan.
Bunun böylesi de olduğunu bilince de Bihter Geceliği, Ulvi Montu, Polat Oltası, Sevo Copu filan değişik geliyor işte.
Nahnu Gocuğu?
Plugins’lerin yanında kırmızı kutu içerisinde 10 yazıyorsa bir şeyler ters gidiyor demektir. Ya vakit yoktur ya da rutinde kaybolmuşum. İkisi farklı. Evimizin yeni neşesi astronot oluyor, sevgilim annesi ise çoktan keçeleri kaçırdı. Bense onlara ayak uyduramamaktan şikayetçi, hatta dur şikayetbaz oldum. Şikayetim kendi içimedir. İşgünlerine haftanın sonlarını da ekledim, genelde “ihale bize kalmasın hacı!” diye yapılan işleri “ihale bize kalsın hacı” diye yaptığım için. Sıkılmadım, aslında yorulmadım da. Ama bir huzursuzluk var zihnimde.
Okulluyken neden hala okulu bitirmediğimi, daha okuyup okumayacağımı kinayelendiren zevata “Ben nihayetinde başıma geleceği biliyorum a dostlar, ama beyhude kalp masajı gibi geçen şu hoş anları bana zehir etmeyin” diyemediydim. Deseymişim. Keşkeleri ardarda taksam burdan Espiye’ye köprü olur. Espiye’li değilim. Zaten konu da bu değil.
Herbişeyin başında, herbişeyin başı sağlık, ben size bir başka konuya değinmemizi neden sonuç ilişkisi içerisinde anlatacaktım. Ama telefon gelince aklımdakinin çıkıp gitmesi gibi bir durum söz konusu. Hayır, telefon gelmedi ama gelme ihtimali de aklımdakinin çıkıp gitmesini sağlıyor.
Aziz Valentin’e indirimli ve bol taksitli günlere vesile olduğu için “eyvallah” ederken, yazımı küçük dostum Muhterem Ömer’in yeni çıkardığı seslerle bitirmek istiyorum: Vaye vayeooo vayeoueeeuu… hmpf!.