Hümeyra’nın tutkulardan intihar şarkısını ararken ethnic, folk, classic, instrumental, funk, jazz, rock başlığı ile eski albümlere ulaşmanıza imkan tanıyan bir blog buldım, meraklısına: internacional-music.
Hümeyra’nın tutkulardan intihar şarkısını ararken ethnic, folk, classic, instrumental, funk, jazz, rock başlığı ile eski albümlere ulaşmanıza imkan tanıyan bir blog buldım, meraklısına: internacional-music.
Türk bloglarında bir ilki daha yaşatalım diye siteye görüntülü yorum fonksiyonunu eklemeye çalışıyorum. Yaptığım hesaplara göre Viddler.com üyesi her vatandaş, yorum panelinin altındaki bağlantıya tıkalayarak “Yazı ile uğraşamam, açılın, mimik de kullanıcam, sesimi de ileteceğim” diyecek ve ister anında webcam üzerinden kayıt yapacağı, isterse daha evvelden kaydettiği bir videoyu yorum olarak ekleyecek.

Fikir güzel. Ama şu anda bir hata veriyor, tam beceremedim yani. Her türlü yardıma muhtacız
(“ver şunu bir de ben kendi blogumda deneyeyim” diyenler, eklentiyi buradan indiragandi: http://wiki.developers.viddler.com/index.php/WPViddlerVideoComments )
(edit: PHP5 teki bir hatayı düzeltmeyi beceremediğim için, bir sonraki emre kadar bu opsiyonu kaldırıyorum.)
Bloglama.com“˜un bir atraksiyonuymuş. Ayrıntılar Cisday’da. “œLifetime Achievement“ kategorisi varsa katılmak ödül almak isterim :p .

Okunması ne kadar caiz bilemiyorum ama şöyle bir dua uydurmuşlar:
Allahumme amper-i ala ve voltage difinuyn. Resist-u mukellefiye ve şalter hurayn. Ya mellezi türbin-i aleyn. Santral ellezi ve’l vasfı aleyhim. Ve ala priz humayn gaddafihim. Florasani’him hasanihim. Ve kütübi enne tedaş-u nebatihi helakihim AKP [#]
Dün okul çıkışında kaza yaptık. Okuldan bir arkadaşın arabasındaydık şehirmerkezine gidiyorduk. Ana yola çıktıktan 200-300 metre sonra, tam olarak nasıl oldu farkedemedim bile, yoldan çıkarak 3-4 saniye içinde kampüsü çevreleyen tellerde bulduk kendimizi. Sanırım yanımızdaki araç bizi sollarken öndeki araba hız kesti, biz de süratliydik, arkadaş da ona çarpmamak için direksiyon kırdı. Takla atmadık, ama ben kesin atıyoruz dedim bir ara. Kullanan arkadaş iyi topladı arabayı. Reklam tabelası vardı kocaman, ona denk gelseydik çok fena olacaktı, yirmi santim ile sıyırdık valla. İki kere kapüsün tellerine çarpıp ancak durdurduk. Araçtan inip, tekerlek izlerini görünce insan çok kötü oluyor.
Ben arkada oturuyordum, ilk anda farketmedim ama şimdi omuzum ve bacağımda ağrılarım var. Öndeki arkadaşın da bacağı incindi. Çok şükür ufak tefek ağrılar dışında bir şey olmadı yani. Kaza belayı defeder derler, inşallah öyledir.
Biz kendimize yeni yeni gelirken, kampüsten bir güvenlik geldi tellere birşey olmuş mu diye bakmaya. Meğer tellere veya direklere bir şey olursa kazayı yapana ödetiyorlarmış. Onun tespiti için gelmiş. Bir yerde haklılar tabi. Sağolsun yardımcı da oldu epey. Kampüs şehir dışında olduğu için, ölü/yaralı yoksa jandarma değil de jandarma trafik ilgileniyormuş. Şehir merkezinden gelmeleri 20 dakikayı geçti. On-onbeş farklı ölçüm yapıp, tutanak tutup gittiler.
Aracın kaskosu tammış, anlamıyorum ben kaskodan filan gerçi. Anladığım kadarı ile de ay sonunda bitiyormuş kasko. Şubat ayının bu sene 29 çekmesi bi şans olmuş. Bütün hasarı karşılayacakmış sigorta şirketi.
Kazadan az evvel cuma namazına hangi camiye gideyim diyordum kendi kendime, az kalsın cumartesiyi göremeyecektik. Ölüm kendini ara sıra hatırlatıyor işte.
Kazaya kalmış namazların hesabı ve takibi için bir site açılmış: Kazanamazi.org. Sabah namazına nasıl kalkılır? kitabının yazarı Cemil Tokpınar’ın yönetiminde yayın yapıyor sanırım. Allah razı olsun.
Sitenin sözleşme sayfasındaki “… ortaya çıkabilecek hatalardan dolayı bu site yönetimi ahirette hiçbir sorumluluk kabul etmemektedir.” notu da ilginç olmuş ama.
Güncelleme: Ey Lost sevdalısı, bak! Adamımız, teorisini revize etmiş, gözden geçirmiş. Tekrar bakmakta fayda var öyle çürüdü deyip geçme hemen!
Lost dizisinde neler olup bittiğini zamanda yolculuk temelinde açıklamaya çalışmışlar [ing]. Şahsen benim aklıma yattı bu teori. [via]
resme tıkla, büyüt
Bugün derste, çelik hocası 9/11 diye bilinen saldırıdaki kulelerin neden yıkıldığını anlattı. Çelik taşıyıcı sistemin hararetin etkisi ile, ki bazı katlarda 800 santigrad’ı geçiyormuş, haşlanmış makarnaya dönüşmesini gördük.
Sonra hoca “Olayın siyasi boyutu bizi ilgilendirmiyor, şimdi belki bunu Amerika kendi kendisine yaptı diyenler olacaktır içinizden…” filan diye geyiğe sarıp, muhabbeti ders arasına kadar götürmeye niyetlenince sıkıldım. Önümdeki kağıda, bu dönem aldığım dersleri yazıp, karşılarına da kaç kere aldığımı ve hedeflediğim harf notlarını yazdım. Yanımda oturan arkadaş da, “ver bi bakayım” dedi baktı kendi tahminlerini yazdı, sonra onun yanındaki de “ver, bana ver” dedi kendi tahminlerini yazdı, sonra öndekiler aldı filan, öyle öyle derken sınıfın bir bölümünü dolaştı, geri geldi kağıt.
Kağıdı elime aldığımda o kadar heyecanlandım ki durduk yere. Neyse ki sınıfın genel kanaatine göre hiç bir dersten kalmayacağım, hamdolsun. Bu sevindirici, bu güzel. Biraz üzen şey ise, gençlerin, dersleri daha önce kaç kere aldığımı gösteren yere yazdığım rakamları dersin kredisi zannetmeleri, mesela “diferansiyel denklemler (6)” gibi. Evet, vayaburekoyi.
Kağıdı sakladım, 7′de 7 yapanı yemeğe götüreceğim.
Gazetelerin birinci sayfalarına bakıyorum Netgazete.Com‘dan, Vakit’te manşetin hemen altındaki resmin altındaki son cümle de şöyle yazıyor: “Şehitlerin anneleri hep başörtülüydü” (25 Şubat 2008).
Bu cümlenin ifade ettiği şeyi, ne kastettiğini en gerizekalımız bile anlıyor değil mi? Resmen ve alenen bölücülük, provakasyon, adilik başka bir şey değil.
“Nefret etmek” kullanmaktan kaçındığım bir ifade günlük hayatta, ama yerini bulunca esirgemeyeceksin: Vakit Gazetesi’nden nefret ediyorum.
Birisi çeşitli görüntüleri birleştirerek Beyaz hoca hakkında bir video klip hazırlamış: Zekeriya Beyaz kimdir?.
Ben seyrettim ve şu anda, çok değişik sipiritualist duygular içindeyim.