“Bu Aralar” listesinde birinci sırada gelen Leyla ile Mecnun dizisinden, Bu kıza kadar:
Sözlerini de iliştireyim tam olsun Continue reading
“Bu Aralar” listesinde birinci sırada gelen Leyla ile Mecnun dizisinden, Bu kıza kadar:
Sözlerini de iliştireyim tam olsun Continue reading
‘MS 408′ adı verilen kitabın özelliği, yeryüzünde henüz hiç kimsenin anlayamadığı veya çözemedeği bir dilde yazılmış tek kitap olmasıymış.
Kütüphanecilerin MS 408 adını taktığı esrarengiz kitap, Batı-Doğu ikilemini körükleyen temel değişimlerden olan Baskı Devrimi’nin ilk eserlerinden, 15. yüzyılın ortalarından kalma Gutenberg’in bastığı İncil gibi ‘arkadaşları’ arasında, gözlerden bir ömür geçiriyor. [#]
Bahsedilen kitap Yale Universitesi’ndeymiş: Beinecke Rare Book and Manuscript Library: MS 408
Genç Siviller, “Zekeriya Öz her türlü riski göze alarak devlere meydan okudu ve geleceğimizi kurtaracak bir davanın baş aktörü oldu. Bir teşekkürü çok görmeyelim” diyerek bir kampanya başlatmışlar.

- via: havada durdum
Mevzuyla ilgili video için buyrun hep beraber.

2011 yılı süpersonik bir yıl olacak galiba. Bunu geçen senenin ocak ayına bakarak söylüyorum. Geçen sene ocak ayında hiç bir nane olmamıştı. Continue reading
Google Translate’i bir beatbox olarak kullanmak mümkünmüş [via], şöyle yapıyoruz:
Sonuç böyle bir şey!
Diğer seçenekler için kullanabileceğiniz harf grupları şöyle: zk, bschk, pv, bktk, vk, kt, kttp, krp, pv, th, thp, ds
Dün akşam Inception‘u seyrederken uykuya dalmışım, rüyamda inception’u seyrederken uykuya dalıyordum gördüğüm rüyada da yine inception’u seyrediyorken rüyaya dalıyorum … derken minibüs suya düştü.
![]()
Anlaşılması çok zor diye kendimi şartlayarak seyretmişim, hiç gereği yokmuş.
Bugün FF’de gördüm, Nazım’ın “Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?” sorusuna Abidin Dino‘nun cevabıymış:
Düzeltme: Yalanmış bu olay ya, aslında aşağıdaki resim Dienne Dangel’in miş. Abidin Dino da resim filan yapmamış, cevaben: “…Gidebilseydik meserret kahvesine, ilk karşılaştığımız yere. Ve bir acı kahvemi içseydin. Anlatsaydık o günlerden, geçmişten, gelecekten… / Ne günler biterdi, ne de geceler… Dinerdi tüm acılar seninle, bir düş olurdu ayrılığımız anılarda kalan. Ve dolaşsaydık Türkiye’yi bir baştan, bir başa… Yattığımız yerler müze olmuş, sürgün şehirler cennet. / İşte o zaman Nazım, yapardım mutluluğun resmini. Buna da ne tual yeterdi, ne de boya… ” şiirini yazmış. Aşağıdaki resimdeki Abidin Dino imzası da zaten paint’te yapılmış gibi.
Her neyse, resim gene de gayet mutluluğun resmi.
Vakti zamanında, hatırlayan liseli olamaz, Şota ile Arçil vardı Trabzonspor’da. İşte onların bir de tercümanı vardı:
Daha kaliteli bir görüntü için facebook’tan seyredin.
Meraklısına Şota Arveladze, Arçil Arveladze ve Arveladze Vakfı.
ah/ seni kötü kö/pek güzel kedi, ah/üzdün/üz beni/ uyandırdılar/ sabah/ dinledi/m/eğer gecey/miş muş müş/ şu olmuş bu/ bitmiş. olsaydı/ da bekleseydim/ bir ihtimal daha/ yok/ farkındayım/ olsaydı/ da çok isterdim uyanmaya o paralel evrene.
ah/ aşikar/ neden ve nasıl ya da niçin/ sormak/ artık/ manasız yere/ ve ah/ döküldünüz/ bir başka/larının bir başka gün/leri için saklanan incilerim, belki ah/sen gözleri/ buğu/lu güzel sarı, belki/ahtan da yakın sen sözleri efsunlu/ şık lacivert. tam şurama bir yumru/k ve a, ve l, ve b, ve i, ve m, ve artık şimdi bir/az daha kırgın dün/yaya çok daha güvensiz/ mutsuzluk ihtimali taşıdıkları için mutluluklar.
ah/ aşikar/ ne söylenir bil/e/memekten sebep/ bana karanlık olana/ dair, belki ah/ şimdi/den itibaren ben/ sadece mutluluğu çoğaltmaya içimde/n içinde/n geçen şiirlerle/ ve şarkılar/la/ yetinmeliydim. belli/ ki öyle, ama dur/bidur/duramadım, beni bir/dur dinle/me/seniz de olur/mu /ne/ olur.
ah/ ama seni değil/ belki ah/ seni de değil /belki ahtan da yakın/ sizi çok sevdiğimden/ hep/ bunlar, öyle olmasa/ydı dövmezdi anne/ler göz/lerinin bebeklerini ve baba/lar hiç ters bakar mıydı gül/ümseyen goncalarına.
ah/ şu hayat/ta aldığım her yumruğun acısı/ elbet unutturur kendini/ bir sonraki/ne kadar/ ve ne zaman/ zorlasam da sıkamıyorum kendimi/ bu şekilde/ tutamıyorum/ alamıyorum bu /ah/ bir manasız/ suçluluk duygusundan/ kusurusuz sorumluluk/ bu mudur/ bu hastalığın bilinmeyen adı/ nedir/ yoksa uzaktan çok sevmektir/ mi?
ah/ helallerin en sevilmeyenine başvurduğunuz/un gün/düz yolda devrilen bir/az sonra yıllar olacak belli/ belirsiz yere düşen gözlerim/deki inci/tir tir gelen titreme/ler benim payım /hani/ yoksa/ nazar/ımdaki karanlık vurdu sizi/beni korkutur birihtimalbileolsa binbeşyüzdereden gelen kimi vesveseli suyla belki/ah/belki ahtan da yakın.
ah/ çekseydim/ nazarı/mı da değmeyeseydi/ o zaman/ size/ de geçeydiniz /mi/ birlikte ve belki ah/ ama şimdi öteki tarafında/n nehr/in de geçeyim /mi ha?/ geceyim diyen ene/den dan dun diye kurudu bir/den dan dun diye çekildi suskunluk/tan /ah/ aman dileyen her ruha düşen/i kaldıran bir tılsım/bu işte/ benim payıma düşen bir koca: lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn!