(9)“Nice yalanlar gördük. Ben bir yıl hatırlıyorum, Zeki Müren Türkiye’nin en büyük erkek sanatçısı, Bülent Ersoy en büyük kadın sanatçısı seçilmişti, böyle bir absürt, dramatik, toplumun aklının karıştırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtik” - Ertuğrul Günay, Kültür ve Turizim Bakanı.
Hafta sonu Isparta’daydım. Daha önce de bir iki kez kısa süreler için uğramıştım. Gül ile ilgili ne varsa doyabileceğimiz bir yer. Gül reçeli, gül suyu, gül lokumu, gül kremi, gül sabunu, gül kokulu seccade, gül kokulu takke, bildiğin gül filan aklına gelebilecek her şey.
Dönüş yolunda balık yemek için Beyşehir’e uğradık. Beyşehir’e uğramışken Eşrefoğlu Beyliği’nden miras kalan meşhur Eşrefoğlu Camii‘ni görmesek olmaz dediler. Gidelim dedik.
Eşrefoğlu Camii Resimleri İçin TıklayınŞu kısacık ömrü hayatımda bir çok sanatlı yapı gördüm ama onlar bir yana Eşrefoğlu Camii bir yanaymış.
3 yılda bitirilmiş tam bir sanat eseri (1266-1269). Yere oturdum ve resmen ağzım açık bir şekilde tavanındaki süslemeleri seyrettim dakikalarca. Ağaç sütünlar çatlamasın diye yapılan “karlık” bölümüne baktım. Tutkalsız ve çivisiz yapılan eşsiz minberine dokundum. Söylendiğine göre paha biçilemez halılar varmış, restorasyon sırasında kaybolmuş. Diğer işçilikleri ile de muazzam ve muhteşem bir eser. Lütfen, bir gün yolunuzu düşürün ve hayran kalın. Anlatılacak bir şey değil, görmek lazım yani.
Dönüş yolunda muko muko’da balık yedik. Litrelerce yağın içinde pişen sazanlarlar lezzetliydi. Av yasağı varmış ama sanırım bunlar olta balıklarıydı.
Veblogu yeni açılan bir blog servisi. Türkçe ve ücretsiz. WordPress altyapısını/arayüzünü kullanıyor. 350’den fazla tema seçeneği için tercih edebilirsiniz. “_______.veblogu.com” şeklinde bir adres ile blogunuzu hazırlayabiliyorsunuz. Adından da anlaşılacağı üzere “X ve blogu” gibi bir söyleyişi oluyor. Evet bana da saçma geldi.
Bununla beraber http://video.veblogu.com/ adresinde de hazırlanmış videolu blog dersleri yer alıyor.
True Games’in, Uluslar arası İş Geliştirme Direktörü Dilek İlboğa ile Turk.Internet.Com’un yaptığı röportajdan:
turk.internet.com : Oyun sektörünün krizden etkilenmediği söyleniyor. Doğru mu?
Dilek İlboğa : Evet, etkilenmedi. Çünkü, bizim oyunlarımız hard core player dediğimiz oyuncu modeli her koşulda oyununu oynar. Hiçbir zaman vaz geçemez. Çünkü, oyuncular oyun karakterleriyle özdeş tuttukları için hiçbir zaman vaz geçemezler. Dolayısıyla krizin bu oyuncular üzerinde bir etkisi yok. Hatta, işini kaybetmiş insanların da eğlence olarak başvurdukları bir araç bu platformlar. Hatta, krizde ufak bir artış olduğunu bile söyleyebilirim.
Fotoğraf paylaşımı sitesi Flickr’da “Hi, I’m…” diye bir video grubu var. Üşenmedim en fantastiklerinden 3 tanesini sizin için derledim, topladım:
Continue reading ‘Hi, I’m…’
S5E12 ile bizi kendisine bir kez daha bağlayan dizi, LOST’un abctvstore sitesindeki eşya bölümünü gezdim biraz önce. En acayip ürünlerden biriside Dharma Jumpsuit dedikleri, dizideki Dharma karakterlerinin giydikleri tulum. $89.95, KDVsi ÖTVsi var mı bilmiyorum. Helal olsun ama adamlara, etinden sütünden yararlanıyor her türlü.
Bizde de satsan satsan Burhan Altıntop’un el çantasını satarsın heralde. Aklıma ikinci bir şey gelmedi.
Welcome Mr. Obama.
Barrack Hüseyin Obama gelmiş dün, yenge gelmemiş. Kim konuştuysa dinledim televizyon kanallarında. Bush döneminin mirasını, yani Türk Halkı’nın %80’leri bulan “Amerika(n) Karşıtlığı” düzeltmeye geldi diyorlar. Yoksa konuştukları hep hava civa diyorlar. Bence yekpare top atışından tırsması dışında delikanlı bir adama benziyor. Hayır benim gibi afro-american olduğu için bro. ayağı çekmiyorum kendisine. Bana bir Mr. Prezidente’den ziyade NBA’den bir basketçiyi çağrıştırıyor. Veya bi Yattara bi Kompela sıcaklığı alıyorum. Ha diyeceksin “Onlardan ne sıcaklığı aldın bakayım hacı?”, derim ki “Ben onlarda insanlığı ben onlarda güneşi gördüm”.
Güneşi gördüm deyince aklıma geldi. Bobiler için bir monte yapmıştım. Güneşi Gördüm filminin afişinde yer alan bebek halteri metaforu, burada, Konya vilayetinde özel bir hastanenenin logosunda da var. Kimseye değişik gelmedi sanırım bu logo ki yılların hastanesi hala bunu kullanıyor. Tüp bebek konusunda iyi olduğunu söylüyorlar, bir zafer arması gibi sanki bu logo. Her neyse işte bu bahsettiğim monteyi bugün Vatan Gazetesi’nin sitesindeki foto galeri bölümünde gördüm. Sadece benim monteyi değil o konu hakkındaki bütün monteleri araklamışlar. Zaten Bobiler.org’daki adamımız Ozan bir röportajında bundan dert yanıyordu. Ha şimdi soracaksın “Senin Vatan Gazetesi’nin foto galeri sayfalarında ne işin vardı hacı?” diye, cevap vereceğim “Ben onlarda insanlığı ben onlarda güneşi gördüm”. oldu gibi yapın.
İşte bugün Obama geldi, hem de Rasmussen insanını NATO’ya genel sekreter yapıp da geldi. O da ayakta duramayan bi adammış, kolu bertilmiş. Tipsiz. Medeniyyetler ittifakında da konuşmuş, simutane tercümanı gördüm adamı dinlemiyor önündeki notlarından çevirmeye çalışıyordu. Öyle simultane tercüme işi varsa beni de yazdırın. İngilizce - türkçe dijital sözlüğümü kapıp gelirim.
İşte Obama gitti bugün mecliste konuştu, prompter mi diyorlar, ondan bakarak. İngilizcesini geliştirmek isteyen varsa konuşmasının ingilizce transkripti de var. “Evet” dedi arada, müslüman bir ailedenim dedi, mehmet okur dedi hido dedi. Tokalaşmak için birbirini ezdi bazı vekiller.
Good bye Mr. Obama. Biliyor musun, LinkedIn’de hesabını görünce hakikaten kral bir adam olduğunu anladım. Gerçek anlamı ile de kralmışsın zaten. Zaman ne gösterecek, bize hangi kelekleri atacaksın bilemiyorum ama seni George w Bush’tan daha çok seveceğim sanırım. Onu sevmediğim için düz mantık kurdum.
Lost dizisindeki sahneleri nasıl yapıyorlar? Tabi ki Lost Bilgisayarı ile. Lost Bilgisayarı mimiklerinize en yüksek faizi veriyor, değer katıyor.
(0)Şeçimlerde oy kullanmaya gittiğimizde biraz sırada bekledik. Sırada beklerken hemen önümüzdeki beyabi, eşine oyunu nasıl kullanması gerektiğini anlattı uzun uzun. Kesinlikle yalnış yapmaması için türlü türlü tüyorlar filan. Son ne oldu, hanımabla paşa paşa oyunu kullandı. Beyabi ise yanlış bir yere bastığı için oyunu yeni pusula istedi. Alamayacağını duyunca paravanın arkasından “tak tak tak tak” sesleri geldi, hepsine bastı mührü, oyunu yakmak için.
Profosyonel hayatım konusunda bir kısım yol ayrımındayım şu günlerde ben de, beyabi gibi sağa sola teknik taktik anlamında akıl verme durumunda pek olmasam da en sonunda oyu yakmaktan çekiniyorum. Şu an için seçenekler bir oy pusulasındaki kadar değil, hatta biraz düşününce gönlüm sadece birisinden yana. Bir de mutlu edecek işin peşinde koşuyorum sanırım, hayırlısı olsun.
Dolayısı ile pek tadım yok. Blog yazmak da biraz tat tuz işi değil mi zaten?

Bu arada “Blog Ödülleri” için son 2 gün. Sıramı savdığım için ben katılmıyorum Ben de katıldım. Bu sene epey ödül dağıtılacakmış. Bloguna, ziyaretçisine güvenen katılsın.
Referans Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Eyüp Can, Hürriyet Gazetesi’nde de köşe yazmaya başlamış. İlk yazdığı yazının içerisinde bir soru var: “Bir köşe yazarı okuyucusundan ne bekler?”. Cevabı NYT’dan Thomas Friedman’ın yazdığı Longitudes and Attitudes adlı kitaptan 4 madde ile vermiş:
1- Okuyucu köşe yazısını okusun ve ‘Vay be bunu bilmiyordum’ desin. Ne de olsa her köşe yazan arada sırada ‘öğretmen’ rolüne soyunmaya kalkar, bilerek ya da bilmeyerek.
2- Köşe yazısı bir solukta okunsun ve ‘Biliyor musun bu meseleye ben bugüne kadar hiç böyle bakmamıştım’ tepkisi gelsin. Okuyucuya günlük olaylarla ilgili farklı bir perspektif vermek kadar tatmin edici bir duygu yoktur.
3- Bir köşe yazarı için favori okur tepkisi ise şudur: ‘Budur abi. Ben kendimi nasıl ifade edeceğimi bilmezken, tam da benim duygulanma tercüman olmuş.’
4- Ve her iyi yazarın onca iltifattan sonra bir o kadar ihtiyaç duyması gereken okuyucu tepkisi: ‘Senden de, yazdıklarından da bakış açından da nefret ediyorum.
Peki bir blogger, blogunun okurundan ne bekler?
Bu gece unutmazsam bunu düşüneyim.
Evin içinde bağıra bağıra dolaşırken:
B - terazi lastik jimnastiiiiiiiik, rulokat! rulakat!
N - rulokat değil, çokonat o
B - …
N - sen de benim saçıma çok süper olmuş demedin!
Hayat güzel yeeaa..
“Yüksek Hızlı Tren” bugün sefere başladı. Başbakan, “Akıllı bir tren kendi kendine gidiyor” dedi. Çok derin bir tespit gerçekten. Şeçime yetişsin diye Ankara girişi, Eskişehir girişi ve hemzemin geçitlerin bir kısmı eksik bir şekilde çalıştırıldığı konusunda değinmedi pek. Bakan Eskişehir girişinin yer altına alınacağı müjdesini de verdi. Ankara Konya için de 2011 başı dediler, ikisi birden. Nasip tabi.
Öteki tarafta da hala “hızlı tren” ile “hızlandırılmış tren”in farkını bilmeyen gazete sitelerindeki yorumcular var. Öyle kazınmış demek ki milletin aklına. Bu şahane araçlar sevdirilecekse millete, önce öteki ile arasındaki fark anlatılmalı. Tabi hızlandırılmışından bahsedince, “sahi o malum kazanın faturası kime çıktıydı hacı?” filan diye sorulma ihtimali de var.
Hayırlı olsun diyelim. Allah kazasız belasız yolculuklar nasip etsin. Hükümete de her şeye rağmen alkış. Demiryollarına yatırım yaptığı için. İnşallah bu ve sonrasında gelecek hükümetler hızlı tren projeleri konusunda her zaman ısrarlı ve istikrarlı olurlar.
Küresel Mali kriz ve Mortgage kredi sistemi hakkında enfes bir çalışma. Geri dönmeyen Mortgage kredilerinin finans sistemini nasıl iflasa sürüklediğini anlatıyor:
The Crisis of Credit Visualized from Jonathan Jarvis on Vimeo.
Küresel mali kriz ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlenmiş görseller de varmış: “27 Visualizations and Infographics to Understand the Financial Crisis” [via]. İnfografikler de desek olur sanırım.
Bozüyük’te bakanın birisi elini uzatmış vatandaşa, vatandaş elini vermemiş “Bu zaman kadar neredeydiniz?” demiş. Bakan nasıl toparlamış, toparlayabilmiş mi beni ilgilendirmiyor bu laftan sonra. Geçenlerde de bir başka bakan bir önceki cumhurbaşkanı için “adamın biri” deyince, oradaki bir vatandaş “Adamın biri değil, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer” diye vermiş ayarı.
Bu iki örnek de seyrettiğim kadarı ile provakatif, veya hazırlanmış bir eylem değil spontan gelişen, vatandaşın lafı gediğine koyması, cuk oturtması olarak kayıtlara geçmeli.



âhkamlar
RSSNuri.U, Mizanger, ibrahim [...]
emrah serdaroglu, Enemy, nahnu [...]
Volkan Yılmaz, esraycr, muhammed [...]
Yiğit Özdamar
Çağrı Güzel
miray, JetriX, Eray USTA [...]