
“Ben de seni” diyecek birisinin olması çok kıymetli bir şey.
Nagihan ile yaptığımız son eserimiz, ben yazdım o söyledi ( Ozan Çağlargil‘de düzenledi ):
Beni like et
Hide etmek için çok erken
Subscribe için de çok geç
Beni like etBir comment kalmalı geriye
Kaçan feedlerin nihayetinde
Yalnızlığın eşiğinde
Beni like et
Fonda Özcan Deniz’den Beni Affet çalıyordu.
Hayvanları seviyoruz ailecek ama uzaktan. Bizim gibi uzaktan hayvanseverler için uzaktan kumanda yapmışlar. Şimdilik kediler için olanı mevcut. Bunun timsah için olanı çıksın alacağız:

Bu kedi kumandası en çok, sağda solda kedi fotoğrafı paylaşanlara yarayacak. Kumandanın üzerinde yer alan özelleştirilebilir tuşlar sayesinde kediler istediğiniz pozu verecek.
Dünyanın belli başlı bütün futbol stadlarını Google Earth üzerinden bulun diye bir .kmz dosyası hazırlamışlar: MASSIVE World Football Clubs 5400. Türkiye’deki bir çok stadı da görebiliyorsunuz. Kayseri’nin henüz biten Kadir Has Stadyumu ise sanırım ancak inşaat halinde görülebiliyor. Ya da ben öyle gördüm.
Çin Halk Cumhuriyeti tarafından gerçekleştirilen uzay yürüyüşü aslında bir yalanmış, ve su altında filme alınmış, öyle diyorlar. Uzay yürüyüşü sırasında gözlenen baloncukları tespit etmişler ve “Uzayda baloncuğun ne işi var?” diye soruyorlar. Uzay yürüyüşünü bile taklit etmişler, çakma uzay yürüyüşü.
Bu arada, Çin demişken, bazı ürünlerin altında Made in P R C yazdığını farkettim. Made in China yazınca millet kaçtığı için People’s Republic of China‘nın kısaltmasını kullanılmaya başlanmış anlaşılan.
Yemekteyiz, Kıbrıs’taymış bu hafta. Az önce tanıtımını gördüm. Yarışmacılardan birisi “Bana yemek yapamazsın diyorlar, eskiden de çocuk yapamazsın diyorlardı (çocuğunu göstererek) işte bakın yaptım, bunu nasıl yaptıysam öyle de yemek yaparım” mealinde bir şeyler dedi.
Bir diğer bomba da Saffet Soysal, meşhur Kıbrıslı televizyoncu.
“Senin sitendeki bir bağlantıdan gittiğim sitede tıkladığım bağlantı sonucunda açılan sitede filli porno gördüm, sana hiç yakıştıramadım” türünden serzenişler artık son buluyor. İşte bu yakınmalardan sıkılan bendenizin Nedir? sayfasının sonuna eklediği şok açıklama:
Bu sitede verilen bağlantılar sonucunda ulaşacağınız sitelerin içerikleri ve bu ikincil sitelerden ulaşacağınız diğer siteler ile ilgili bir sorumluluğumuz yoktur. İnterneti ben yapmadım.
Rusya’da kadının birisi facebook, friendfeed, twitter gibi sosyal ağları sadece arkadaşlık, haberleşme gibi bilinen amaçlarının çok dışında, kendisine tıpatıp benzeyen birilerini bulmak için kullanmış. Bulduğu benzerlerinin sosyal statülerini, çalıştıkları işleri vs. iyice etüd ettikten sonra gözüne kestirdiği birisini bulmuş ve gidip öldürmüş. Sonra onun yerine geçmiş. Ve mal varlıklarını bir bir satarken yakayı ele vermiş.
Tam da internet çağına yaraşır bir hikaye.
2008 yılındaki en iyi robotlar incelemişler, ve henüz Asimov kitaplarındaki seviyeye gelmiş olmasalar da, epey mesafe aldıklarını görmüşler.
Şimdilik bizimle oturup çay kahve içecek, dedikodu yapacak seviyeye gelmediler ama fülüt, keman gibi enstrumanları çalıyor, hareket algılıyor ve cevap verebiliyorlar. Düştüklerinde yardım almadan kalkabiliyor, yürüyor ve hatta kendi aralarında halı saha maçı yapıyorlar.

Tabi bana sorarsanız geçen senenin robotu Wall-E‘dir, orası ayrı.
Aklıma geldi, eskiden bir çizgi film vardı, hayal meyal hatırlıyorum. Çocuklar var, kollarında böyle bileklik gibi bir şey. Her çocuğa ait bir de robot oluyordu. Çocuklar bunları yeri geliyor yarıştırıyor, yeri geliyor upgrade ediyordu. Dedim ya, tam hatırlayamıyorum. Esas oğlan’ın robotu beyaz-gri renkliydi. Bu çizgi filmi hatırlayan bilen var mı?
Etohum‘un “yatırım yapılabilir” diye diye tavsiye ettiği girişimlerden birisi de Userspots. Bloglarını kurcalarken Websitesi Kullanımında Cinsiyet Farkı diye bir şeye denk geldim. Buna göre websitelerinde kadınlar metinlere, erkekler ise metinlere resimlere odaklanıyormuş.