Hafta sonu Isparta’daydım. Daha önce de bir iki kez kısa süreler için uğramıştım. Gül ile ilgili ne varsa doyabileceğimiz bir yer. Gül reçeli, gül suyu, gül lokumu, gül kremi, gül sabunu, gül kokulu seccade, gül kokulu takke, bildiğin gül filan aklına gelebilecek her şey.
Dönüş yolunda balık yemek için Beyşehir’e uğradık. Beyşehir’e uğramışken Eşrefoğlu Beyliği’nden miras kalan meşhur Eşrefoğlu Camii‘ni görmesek olmaz dediler. Gidelim dedik.
Şu kısacık ömrü hayatımda bir çok sanatlı yapı gördüm ama onlar bir yana Eşrefoğlu Camii bir yanaymış.
3 yılda bitirilmiş tam bir sanat eseri (1266-1269). Yere oturdum ve resmen ağzım açık bir şekilde tavanındaki süslemeleri seyrettim dakikalarca. Ağaç sütünlar çatlamasın diye yapılan “karlık” bölümüne baktım. Tutkalsız ve çivisiz yapılan eşsiz minberine dokundum. Söylendiğine göre paha biçilemez halılar varmış, restorasyon sırasında kaybolmuş. Diğer işçilikleri ile de muazzam ve muhteşem bir eser. Lütfen, bir gün yolunuzu düşürün ve hayran kalın. Anlatılacak bir şey değil, görmek lazım yani.
Dönüş yolunda muko muko’da balık yedik. Litrelerce yağın içinde pişen sazanlarlar lezzetliydi. Av yasağı varmış ama sanırım bunlar olta balıklarıydı.
nahnu san yazmamış.ben yazayım.içeride görünen o caminin ortasında yer alan tahta korkulukların bir çukurun etrafını çerçeveliyor. Yani nasıl ulu caminin bursa ulu camiisinin ortasında abdest alma yeri varsa bu caminin ortasında da bir çukur var.Hatta bu caminin bir diğer özelligi ise caminin bu çukura gelen yerin tavanı açık.Evet tavanı açık bir camii.Tabii şimdi bir şekilde şeffaf bir şeyle kapamışlar ama orjinalinde üstü açık. Caminin imamının ya da bölge eşrafının söyledigine göre zamanında bu camiide astroloji ile ilgili çalışmalar yapılıyormuş. Ya da bu çukurda şifa arayan insanlara şifa dagıtılıyormuş. Gerçekten çok hoş bir camii. Bir külliye içerisinde bulunan camii zamana yenik düşmemişse de etrafındaki yapılar zamana yenik düşmüş. Konyada okuyan her ögrencinin bir vakit bulup gitmesi lazım. Hatta buradaki camii gezildikten sonra beyşehirin az ilerisinde izcilik kampının geniş çayırlıgında mangal yakabilir,
beyşehir gölünün kenarında bulunan plajda plaj futbolu oynayabilir,
sahilin üst kademesindeki geniş çayırlıkta arkanızdan püfür püfür rüzgar eşliginde ikindi namazını kılabilirsiniz.
Ciddi manada gezilmesi görülmesi gereken yerlerden birisidir bu camii.
Nahnusan’ın dedigi gibi minberi çok güzeldir. Minberden dahi hırsızlar bir şeyler çalmışlardır.
Hakikaten çok güzelmiş. Gezmek görmek lazım. Velhasıl nasıl (:
istanbul da yapım yılı 0717 olan arap camii var ki oldukca ilginçtir. Kilise cami kilise camii paso el değiştirmiş. İçi zaten camii den cok bir meclisi andırıyor. hani dedim 717 yılın hatrına
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=29264
İşte bu bahsettiğiniz yerler benim memleketim. Her ne kadar bir süredir gidip göremiyorsam da buram buram burnumda tütüyor. Tekrar giderseniz akşam saatinde Anamas Dağı arkasından güneşin batışını izlemeyi unutmayın.
İçeride yer alan havuz hakkında bir bilgi de ben eklemek isterim. Bu havuz astrolojik çalışmalarda kullanıldığı gibi kışın tavandaki açık kısımdan atılan karlarla doldurulur, içeride bir su kaynağı olur, bu da tamamiyle ahşap olan yapının her daim beslenmesini sağlarmış. Yıllar boyunca ahşapların zarar görmemesinin sebebi buymuş. Birkaç yıl önce ısıtma sisteminin kurulması önerileri bu gerekçe gösterilerek uzmanlar tarafından reddedilmiş. Mış diyorum çünkü teknik olarak bunun doğruluğunu kanıtlayabilecek kapasitede değilim. Böyle söylenir. Şu an halen ısıtma sistemi bulunmamaktadır.
Evet montecino’nun dediklerini duymuştum ama kendisi söyleyince hatırladım. Her şey agaç bu camide. ence sigorta ettirilmesi lazım.
İnşallah birgün yolum düşerde hakkında hiçbirşey bilmeyip de sizin sayenizde birşeyler öğrendiğim camiiye uğrarım.
Benide İstanbul’da en çok büyüleyen camii Eyüp Sultandır. Geçenlerde ziyarete gittim. İşte görüntüleri. http://www.erkancablog.com/yasam/eyup-sultan-camiinden-gorunumler.htm
bugun arnavutkoyde yeşil cami diye bir yere gittim, nufusuna z olmasına karşın koskocaman bir cami yamış.ALLAH bu karadenizli arkadaşlarımızdan razı olsun. amin.
bu aralar “kündekari” ile ilgili yazı hazırlıyorum. ve en güzel örneklerden biri de bahsettiğiniz gibi eşrefoğlu camiinin minberi. Yani tutkalsız ve çivisiz…
İnşallah fotoğrafını çekmişsinizdir. Ben de böylece isteyebilirim
gittiğim gördüğüm bir yer..
görülmeye değer bir yer.
İlk defa buradan duydum camiyi. Çok etkileyici. Böyle değerlerimizin tanıtılması gerekiyor bence.