Dün deprem oldu dersteyken. Ufak, küçük bir sarsıntı esasında. Ufak da olsa nedenlerini, sebeplerini ders olarak gördüğümüz bir şeyi canlı canlı yaşamak çok acayip duygulara savurdu beni. Duygu dediysem, direkt “tırsmak” yani.
İnşaat ve yapı üzerine okuyorsanız, derslerde verilen örnekler genelde bulunduğunuz derslik üzerinden verilir. “Şurakaki kolon mesela kısa kolondur, deprem yükü gelirse mahfolursunuz”, “Şuradan kiriş geçmesi lazımdı ama geçmemiş, deprem yükü gelirse ayvayı yediniz”, “Eğer üzerinde durduğumuz döşeme en az 20 santim değilse en ufak bi depremdeaynen alt kata ineriz” filan, türlü türlü örnekleme. Ufacık bir sallantı da bile içinde bulunduğunuz dört duvarın yapısal süreksizlikleri ve kusurları aynen gözünüzün önüne geliyor. Korkutucu.
Bir de deprem esnasında ne yapılacağı, nerede durulacağı hepsi anlatılıyor, ama o anda ufak çaplı bir şok oluyor sanırım. Dün çok kısa süreli de olsa bunu farkettim.
Kandilli‘den baktım 2.7 km derinlikten gelen 3.2 ölçeğinde yerel bir depremmiş dünkü. Kampüsün bulunduğu alanın zemininde sıvılaşma çok fazla olduğu için, biz daha fazla hissetmiş olabiliriz. Allah beterinden esirgesin. Bu arada Denizli’de (Denizli-Çameli) de sık sık ufak depremler olduğunu farkettim. Enerji boşalması sanırım. Uyduruyor da olabilirim.
efendim, nerelerde durmamız gerektiğine dair ufak bilgiler de alsaydık iyi olurdu aslında
Evet; buralarda (Denizli’de) sallantı biraz fazla. Yerkabuğu sanırım kurtlarını döküyor
valla, sıvılaşma katılaşma anlamam ben nahnu beyciğim. evim adalarda ve gayet de güzel salladı beni.
tırstım.
Geçenlerde nethaber de gördüğüm bir habere göre Marmara fay hattı, 17 Ağustos depreminden birkaç gün önceki hareketliliği sergiliyormuş ölçümlere göre. Hele hele Kocaeli’de oturuyorsanız bir an durup derince düşünüyorsunuz.
geçenlerde böyle bir mail gönderdim okumanızı dilerim…….
diye geçenlerde bir mail gönderdim. ama kardeşim nerde yaşıyoruz biz burası türkiye yıllardır bilimin birçok dalı ile ilgili yüzlerce teorilerim yazılı, telefonla ya da başka şekilde başvurmadığım ne kurum nede bir kuruluş kaldı. ama şu güzel ülkemde prosedürleri bir türlü aşmak mümkün olmadı umarım bir gün birileri sesimi duyar ve bu teoriler binlerce milyonlarca hayat kurtarır.
sevgili şenol,
virgül, boşluk veya benzeri bir imla gereci kullanmadığından seni normal insan sanıp yazdıklarını okumadan yayına sürmüştüm.
üşenmedim, paragraflara ayırıp bir iki nokta ve virgül ile düzene soktum yazdıklarını. ve okudum. ve gözlerime inanamadım. sen çok güzel bi insanmışsın. ne kullanıyorsan, aynından istiyorum lütfen.
bana da hakkaten yazıklar olsun.
milletçe senin gibi harcadığımız diğer iki yetenek için;
- Yalpacı Abi
- Jet Ali
@oky, deprem anı ilgili bir iki aydınlatıcı bilgiyi kolikler’den aktarıyorum:
1) “Binalar çökerken basitçe “çömelen ve korunan” kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.
2) Kediler, köpekler ve bebeklerin hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında durun.
3) Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.
4) Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa
depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.
5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın.
6) Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür… Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!
7) Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir “frekans aralığına” sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.
Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın.
Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.
9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. San Francisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü. Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç-3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu.
10) Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını/ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının / kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.
eskişehirde öğrencisiniz herhalde okudugum deprem yazısından bunu cıkardım. Evde aniden koltukta acayip bir sarsıntı yaşadım bede o gün tam 17:10 du saat baktım lamba falan sallanmıyor
ama yinede korkuttu beni geçmiş olsun Allah beterini yaşatmasın.
20 cmlik döşemeniz olmazsa alt kata inersiniz lafına gerçekten koptum. Deprem yükü gelirken, döşemeleri kolona aktaran kirişlerde yer alan etriyeleriniz sağlamsa inşallah kurtuldunuz demektir. 20 cm. ile alakasıı yoktur. Yönetmelikte en az 8 cm.dir
nahnu,
ne kullanıyorsan, aynından istiyorum lütfen
bunu çok kullanıyormuşsun..
nahnu bir de bak, normal yazılarına girince en üstte reklam çıkmazken burada reklam çıkıyor.reklamları sadece arşivlere mi koydun ? Bence bunu yapmalısın..