Bir dem âbid bir dem zâhid, bir dem âs� bir dem mut� /
Bir dem gelir ki ey gönül, ne dinde ne imandasın /
Demlenmek şarap, ile mi olu illa yağmur ile olmaz mı.
Yağmur yağmasa da, kar yağsa olmaz mı peki ?
Peki vaz geçtim diyelim,
Dünya durur mu?..
Peki hadi diyelim, ağladım ben yoktan yere.. ben yoktum ki zati, hiç bir zaman.. İki nokta kabul görmez diye değil mi hep bu yaptıklarınız ey imla yüksek kurulu. Hüzün hakkımı kullanıyorum, izlenme hakkımla beraber, seyirme hakkımla beraber. Mâlum -u �lam benim yaptığım, sende bunu bile bile seyrediyorsun ya şeker portakalım, Bırak Allah aşkına..
Bir dem âbid bir dem zâhid, bir dem âs� bir dem mut� /
Bir dem gelir ki ey gönül, ne dinde ne imandasın /
Allah demek için temiz olmak mı gerekir,
Harflere takmış Hilmi hoca şimdilerde,
Senin harfin hangisi, n, m peki A, peki temiz mi O,
Temiz n, Kirli n..
Günah, sadece şehvetin umurunda sanki, şeytan ölmedi biliyorsun,
Kainat, İnsan..
Boyumdan büyük konuşturuyorsun beni her vakit..
Ama lanet olsun..
çümkü biliyorsun ki, ben hiç bir zaman diyemeyeceğim;
Hiç,
“Ben bunu kitaplarımda yazmıştım” diye..
ve bir dahi, yunus gibi;
Bir dem âbid bir dem zâhid, bir dem âs� bir dem mut� /
Bir dem gelir ki ey gönül, ne dinde ne imandasın /
Bir de son bişey; çıkmadan önce aklından.. The world is yours
hurufat ile iştigal hoştur zira; nun münhaniliğinde sallanmakla geçer çocakluğumuz…
böyle diyesim geldi… demese miydim…
saygılar…
“Demlenmek şarap, ile mi olu illa yağmur ile olmaz mı”
Dem’len-mek ancak/illâ/sırf “vakit” ile olur.
Demlenenler ibnu’l-vakt olur
Ayılanlar ebu’l-vakt.
Budur,böyledir…
Hurûfât’a gelince:
Bir “elif” eğilir,bükülür,uzar,kısalır,katlanır kanatlanır yiğirmisekiz harf olur.
Elif dediğin ne? Alt-üst’e, üst’ü alt’ı yedi(7) nokta.
“Sen seni bilmektir ancak “PÎR”e üyfetten garaz
Noktayı fehmeylemektir ilm û hikmetten garaz”