… Dünyada hiçbir millet oğullarına kına yakıp askere göndermiyor. Öz değerlerimizin bütün tahribatına rağmen, derinlerden gelen bir ses, bu toplumun büyük bir kesiminde inancın parlattığı gazilik ve şehitlik mertebelerinin ulviyetini asker ocağına taşımaya devam ediyor. Fakat biz istiyoruz ki, bu ruh komutanda da olsun. Kınalı kuzularımıza kıyan teğmenler, korumasız karakollarda teröristlerin yüzlerce defa baskınına uğrayan ciğerparelerimizin halini düzeltmeyen komutanlar olmasın. Terörle mücadele, profesyonel birlikler vasıtasıyla yapılsın. Otobüs terminallerinde halaylarla, davullarla uğurlanan, düğüne, bayrama gider gibi asker ocağına gönderilen yiğitlerimize, ana gibi, baba gibi şefkat ve merhamet gösterilsin. Bizim evlatlarımızın disipline asla itirazları yok, ancak hakarete gelemeyen aslanların yüreğini acıtmanın, o muameleyi yapanlara, cennetin kapılarını kapatacağını da bilsin herkes… Hele şu dayak, şu asker ocağında bir son bulsun artık… [#]
Dubai Şeyhi Muhammed Bin Raşit Al Maktum Facebook’daki hayran sayfasından halkın dertlerini dinliyormuş [via]. Malesef, Facebook, YouTube vs. bizim memleketin siyasi tarihi için sadece anonim olarak fink atılabilecek bir karalama/ çamur atma mecrası hala.
İstanbul’da 8 cami kundaklanmış. Milletin dişinden tırnağından artırarak yaptığı yardımlarla temizliği yapılan, bakımı onarımı yapılan, hizmet veren bu ibadethanelerden kim ne istemiş olabilir bilmiyorum. Aklım almıyor. Yatacak yeri yok bunların. Onu bilir onu söylerim.
“Nice yalanlar gördük. Ben bir yıl hatırlıyorum, Zeki Müren Türkiye’nin en büyük erkek sanatçısı, Bülent Ersoy en büyük kadın sanatçısı seçilmişti, böyle bir absürt, dramatik, toplumun aklının karıştırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtik” - Ertuğrul Günay, Kültür ve Turizim Bakanı.
Barrack Hüseyin Obama gelmiş dün, yenge gelmemiş. Kim konuştuysa dinledim televizyon kanallarında. Bush döneminin mirasını, yani Türk Halkı’nın %80’leri bulan “Amerika(n) Karşıtlığı” düzeltmeye geldi diyorlar. Yoksa konuştukları hep hava civa diyorlar. Bence yekpare top atışından tırsması dışında delikanlı bir adama benziyor. Hayır benim gibi afro-american olduğu için bro. ayağı çekmiyorum kendisine. Bana bir Mr. Prezidente’den ziyade NBA’den bir basketçiyi çağrıştırıyor. Veya bi Yattara bi Kompela sıcaklığı alıyorum. Ha diyeceksin “Onlardan ne sıcaklığı aldın bakayım hacı?”, derim ki “Ben onlarda insanlığı ben onlarda güneşi gördüm”.
Güneşi gördüm deyince aklıma geldi. Bobiler için bir monte yapmıştım. Güneşi Gördüm filminin afişinde yer alan bebek halteri metaforu, burada, Konya vilayetinde özel bir hastanenenin logosunda da var. Kimseye değişik gelmedi sanırım bu logo ki yılların hastanesi hala bunu kullanıyor. Tüp bebek konusunda iyi olduğunu söylüyorlar, bir zafer arması gibi sanki bu logo. Her neyse işte bu bahsettiğim monteyi bugün Vatan Gazetesi’nin sitesindeki foto galeri bölümünde gördüm. Sadece benim monteyi değil o konu hakkındaki bütün monteleri araklamışlar. Zaten Bobiler.org’daki adamımız Ozan bir röportajında bundan dert yanıyordu. Ha şimdi soracaksın “Senin Vatan Gazetesi’nin foto galeri sayfalarında ne işin vardı hacı?” diye, cevap vereceğim “Ben onlarda insanlığı ben onlarda güneşi gördüm”. oldu gibi yapın.
İşte bugün Obama geldi, hem de Rasmussen insanını NATO’ya genel sekreter yapıp da geldi. O da ayakta duramayan bi adammış, kolu bertilmiş. Tipsiz. Medeniyyetler ittifakında da konuşmuş, simutane tercümanı gördüm adamı dinlemiyor önündeki notlarından çevirmeye çalışıyordu. Öyle simultane tercüme işi varsa beni de yazdırın. İngilizce — türkçe dijital sözlüğümü kapıp gelirim.
İşte Obama gitti bugün mecliste konuştu, prompter mi diyorlar, ondan bakarak. İngilizcesini geliştirmek isteyen varsa konuşmasının ingilizce transkripti de var. “Evet” dedi arada, müslüman bir ailedenim dedi, mehmet okur dedi hido dedi. Tokalaşmak için birbirini ezdi bazı vekiller.
Good bye Mr. Obama. Biliyor musun, LinkedIn’de hesabını görünce hakikaten kral bir adam olduğunu anladım. Gerçek anlamı ile de kralmışsın zaten. Zaman ne gösterecek, bize hangi kelekleri atacaksın bilemiyorum ama seni George w Bush’tan daha çok seveceğim sanırım. Onu sevmediğim için düz mantık kurdum.
“Yüksek Hızlı Tren” bugün sefere başladı. Başbakan, “Akıllı bir tren kendi kendine gidiyor” dedi. Çok derin bir tespit gerçekten. Şeçime yetişsin diye Ankara girişi, Eskişehir girişi ve hemzemin geçitlerin bir kısmı eksik bir şekilde çalıştırıldığı konusunda değinmedi pek. Bakan Eskişehir girişinin yer altına alınacağı müjdesini de verdi. Ankara Konya için de 2011 başı dediler, ikisi birden. Nasip tabi.
Öteki tarafta da hala “hızlı tren” ile “hızlandırılmış tren“in farkını bilmeyen gazete sitelerindeki yorumcular var. Öyle kazınmış demek ki milletin aklına. Bu şahane araçlar sevdirilecekse millete, önce öteki ile arasındaki fark anlatılmalı. Tabi hızlandırılmışından bahsedince, “sahi o malum kazanın faturası kime çıktıydı hacı?” filan diye sorulma ihtimali de var.
Hayırlı olsun diyelim. Allah kazasız belasız yolculuklar nasip etsin. Hükümete de her şeye rağmen alkış. Demiryollarına yatırım yaptığı için. İnşallah bu ve sonrasında gelecek hükümetler hızlı tren projeleri konusunda her zaman ısrarlı ve istikrarlı olurlar.
Küresel Mali kriz ve Mortgage kredi sistemi hakkında enfes bir çalışma. Geri dönmeyen Mortgage kredilerinin finans sistemini nasıl iflasa sürüklediğini anlatıyor: