Annem “hadi kalk saat öğleden sonra oldu” deyince, “Vay anam vay, Seda Sayan’ı kaçırdım” diye feryadı kopardım. Annem “Boş ver adını anma şunun o kadar seyrediyoruz, kınasına bile çağırmadı” dedi. Önce anneme, sonra saate baktım, saat sabahın körünü biraz geçiyordu.
Sabahların Sultanı -yeni gelin- Seda Sayan‘ın programında 4-5 gündür aynı tipler var. İşte onun karısı ona kaçmış, beriki hamile kalmış, adamlar zaten işsiz güçsüz filan. Ama olaylar artık gittikçe karışıyor, ciddi ciddi Dallası geçtiler. Ben programın son 7 bölümünün filan yayın haklarını almayı düşünüyorum, senaryosundan sağlam dizi çıkar. Elim değmişken Esra Ceyhan’ın ve Müge Anlı’nında yayın haklarını alabilirsem süper olacak. Alırım senden tüm yetkimi.

“Her evin bir kahvaltı saati olmalı” bizim evde zaman zaman ihlal edilen bir kural. İhlal edilmeyen kuralımız ise önce kalkanın diğerlerini yerel saate +5 ilave ederek uyandırması. Off the record söyleyeyim, ben, küçük kardeşimin uyandırırken üzerinde zıplamayı da seviyorum.
Başarılı bir sezon geçirip Maldivlerde tatil yapan futbolcu edası ile tembellik hakkımı kullanıyorum mümkün mertebe. O kadar ki, bu gün gittim siteyi bilimum toplistlere ekledim. .biz ve .net uzantılı nahnu domaini almaktan bile daha acayip bi duygu yaşadım. Yarın da gidip free site submission sitelerine ve chinese directorylere dalıcam. Öbür gün kısmet, geocitiesten bir site açarım belki. Baloviç naber?
Aha, yönetmenim uyarıyor, reklam arası vereyim hemen, takip ettiğim sitelerin birisinde, Şarbon’da, çok şahane bir laf etmişler:
Eğer seksenlerin kelimesi ‘ben’se, doksanlarınki de ‘şey’se, milenyumun kelimesi de ‘-imsi’. Herkesin belirsiz ve sınırlı olması gerekiyor. Eskiden madde önemliydi, sonra tarz her şey oldu. Şimdiyse miş gibi yapılıyor. [...]
Yeniden Merhaba,
Makarnaya jalapeno biberli sos yapayım, bi güzel yiyeyim dedim ağzımı burnumu yaktım. Nefes alırken bile ağzınız yanıyor, gözyaşlarınız buharlaşarak akıyor. Annenin evde olmasının iyiliklerinden birisi de şu, acil durum anında pratik bilgiler yağmur gibi yağıyor, yakaladığını uygula: “ekmek ye oğlum geçirir, ay ay ay yoğurt getireyım, olmaz su içersen daha çok yakar, daha fazla makarna getireyim“. Yarım ekmek yedim, ancak biraz geçti.
Süper salı benim için sönük geçti. Kardeşimin birisi Ankara’ya birisi de Giresun’a döndü. Giresun’a döneni polisler sormuş oradaki kiracımıza, asker kaçağı kendisi demişler. Adam mezun olalı 10 gün yok. Bir de ne hızmış bu memleketimin polisindeki anlamadım. Acaba diyorum otogarda isim verince mi şeyaptılar, GBT filan hesabı. Annem “sen mi ihbar ettin kardeşin”i dedi. Son arananları sildim, “hatırlamıyorum” dedim.
Çok acayip duygular içerisindeyim, evde 3 PC, 1 Laptop var ayıptır söylemesi. Ama multiplay takılabileceğim kimse yok. Ekran kartım ATI olduğu için VALVE Stream bana iki oyun verecekmiş beleşine, ben yeni gördüm yani, hemen indiragandi yaptım. Zırt pırt hata verse de güzel “headshootlar hem de kafadan” yaptım, heyecanlı dakikalar yaşadım.
Avrupa Yakası’na bakayım diye kanepeye kurulup, milli takımın hazırlık maçına denk gelince doğan bir boşluğun eseri bu yazı, zaten ben böyle zengin oldum.
Not: Işıkla yazı yazan Hepatit Zü, sana sesleniyoruz,
farkındayız tükkanı kapatmışsın ama, bize bir kaç tane “n. & nahnu” filan göndermezsen ışıklı yazıylan; kaçak elektirik kullanıyor, fotoğraf stüdyosunda çocuk işçi çalıştırıyor diye şikayet edicez seni.
nahnu bey, acaba hepatit ze bize bu işin sırrını anlatabilir mi?
Seda sayan programında yapıvermişti bu espiriyi mağdurlar bir güzel güldü
Hehhe
O Seda Sayan + bilimum sabah programları bi ara cinnet geçirtecek duruma geldi
Hala etkisindeyim. Rüyalarıma giriyo
esasında o nahnu.net domainini ben alacaktım size dügün hediyesi edecektim ama baştan söyledik aldınız.hayırlısı.
ya o kadar kolay mı birader, bi trabzon burmasından aşağısı kurtarmaz seni
zaten vericem bi hesap numarası hari harbi, gönlünüzden ne koparsa hesabı
)
nahnu konuysa kopar gönlümüzden
düğün masrafları için donation düğmesi falan mesela… patron bu arada bu ışıkla yazı yazma konusunda kaldı aklım, nereden bilgiye ulaşabilirim?
“Işıkla boyama deniyor bu tarz çalışmalara. Karanlık bir ortamda, uzun pozlamaya ayarlanmış makinanızın karşısına geçip, elinize bir fener almanız yeterli
”
birisi böyle yazmış yorumlarda ahmet. stüdyo ortamı şart sanırım.
Işıkla boyama için SLR makina ve karanlık bir ortam yeterli efem. Biz de hanımlan çok eğlendik şunu yaparken.
Dinemiz hanıma bahsedince dur düğün hediyesi yapalım dedi. Şöyle bir set çıktı 30 dakkada:
1 – 2 – 3 -
4 – 5 – 6 -
7 – 8
süper! teşekkür ederiz
wrlz keşke açıklasa nasıl yapıldıgını, bende canon ıxus var 7,1 megapiksel onunla yapabilir miyim ?_
wrzl yerine ben açıklayayım kısaca.
sanırsam kompakt makinalarda bulb seçeneği yok.
ışıkla boyama ya da ışıkla yazı yazma için perdenin o süre boyunca kapalı olması gerekir.
bu yüzen slr ya da dslr makina gerekir.
dinemiz teyze, yegenlerin iyidir inşallah.bu arada çok teşekkürler açıklamışsın ama o bulb, perde falan, slr , dslr bana uzak kelimeler.sanırım bunu yapabilmek için bir 5 sene falan bekeleyecegim.