Saçımın şekliyle oynamayı seven birisi değilim, bilenler bilir, ilkokul beşte neyse hala o. Bir iki defa anneanemin ifadesiyle orman baş, benim düşüncemle vanilla sky modeli girişimim olmadı değil. Eski berberim çalıştığı yerden ayrıldıktan sonra,ben de bıraktım orayı, ve kendime başka berber arıyorum şu son bir iki aydır. Şehrin kıyıda köşede kalmıþ bilinmeyen berberlerini deniyorum.
Geçen günde bir tanesine daldım, saçlarımı kısaltmak filan için. Kendisi bayan kuförlüğünden transfer bir kalfa, ve kendisi en sinekkaydı-traşör bir tükan sahibi, ve bir de kalfanın her yanlış makas darbesine kahkayı basan sarı-sırıtkan bir çırak. Böylesi, üç kişiden oluşan bir süper ekip.
Saçımı uzatmam için psikolojik baskı yapan kalfa, “Vanilla Sky’ınki gibi mi olucak abücüm” sorusuna verdiği, “Vanilla Sky habu çırağın cübbülünü yesin” cevabı ile muradına erince, hızını kesmeden “Bak şu şu şubakum komplekslerini kullan, şöyle böyle ampuller var, şu şu şu markanın zamazingolarını kullanmalısın, bulamazsan gel ben ısmarlayayım” diye telkinlerde bulundu. Ben ki , en ucuzundan olsun diye “dökme hes şampuan”, parfüm olarak “fısfıslı duru kolonya”, cilt bakım kremi olarak “arko traş köpüğü (kamuflaj desenlisi)” kullanan , jöle kavramını bile “ondüla” gibi tırt bi markanın ötesine taşıyamamış bi insan evladı olarak duyduklarıma “Aa süpermiş, edinelim hemen, toptan alsak kaça oluyo” filan gibi şaşkınlık-heves karışımı sahtekar cümlelerle cevap verirken, bir yandanda aynadan, ensemdeki her makas izin için kinayeli ve sessiz bi kahkaha atan o çırak olacak çakala pis pis bakıyordum, gözlerimle kulağına asılmış bi tonluk kütle oluyor, kendimi boşluğa bırakıyordum.
Hayatýmda “Tabi abi, sakalları da alalım” dediğime bir daha hiç, bu kadar pişman olacakmıyım bilmiyorum. Meğer sakal alamayan bir kişiymiş kalfa hazretleri, bayan kuaförlüğünden, erkek berberliğine yatay geçişle geldiğinden, o üniteleri görmemiş. Kadınların -çoğunun- sakalı yok ya ondan ! Neyse, bu Yok “ sen tersten almışsın böyle çıkmış“, Yok “Köpüğü bol sürmemişsin”, Yok “Kökler ziyan olmuş” filan gibi rençber değimleri ile aklımı çelerken, tükan sahibi, usta ve hatta bir nevi sensei hükmündeki Abdullah Abi namındaki kişi, dükkanın an itibariyle tek müşterisi olan benim yanımda biterek sakalamın yapısal analizini , bir parmağının, sırtı ile yapıverdi. Ve teþhisi koyduşu gibi, usturayı kalfa ringosunun elinden almasıyla hayatımın en “sanki hiç traş olmuyormuşçasına” traş olma deneyimini yaþattı, varolsun. Bir kez daha sanatkar ile zanaatkar arasýndaki farký görmüş olduk. Bir de usta ile kalfa arasındaki farkı. Bir de embesil çırağı, aynadan.
Bir baþka husus, bu berberlere “saçın cinsi hakkında bir konferans ” vermeli topluca. çünkü son gittiðim 5 berber de, farklo saç cinsleri için şampuan önerdiler, ki her gidişimde de saçlarımı yıkayıp gitmiştim-berber müessesine olan saygımdan ötürü. Lakin, bilemiyorlar, bir karar kılamıyorlar. En son “Boyalı saçlar için kullan abi senin saçın boyalı gibi sanki” diyen kalfa kardeş makara yapmıyorsa, bu işi bilmiyorlar.
gut bay./ ist./ maslak- übermensh