Hafta sonumu bir kurumun davetlisi , yıllık plan program ve etkinlik takviminin hazırlanmasında bulunmak üzere şehir dışında geçirdim. Esasında bi numaramız olduğundan değil. Hani bildiğiniz “Abdurrahman çelebi” hikayesi işte…
Herneyse, efenim, bu brain storm denen şey ne zor meşakkatli bir işmiş. Havada uçuşan onlarca fikir, proje, program önerisi ve aralarından bir ikisini yakalayıp, ayaklarını yere bastırmak. Sonrada bir plan, proje, takvim içine yerlerştirmek. Zor. Hakikaten zor. Birisi bir şey derken, öbürünün aklına gelen fikrin kaçması, acıkanlar susayanlar falan filan.. Ama çok zevkliydi, çok eğlendik. Güzel işler çıktı.Yani hulasat-ül-hulasası, hadi bakalım hayırlısı dememek için hiç bir sebep yok.
Şimdi bi uzansam herhalde çarşamba gibi kalkarım.
bünyeyi dinlendirmek gerek bünyamin bey. çarşamba geç olur.öğlen kafi… blogların soğumasın.