Siz şimdi belki de, namazınızı kıldıktan sonra upuzun bir bayramlaşma ve musafaha kuyruğundan sonra evin dış kapısının parmaklıklarına sıkıştırılmış gazetenizi aldıktan sonra okuyorsunuz bu satırları.
Belki eşinizin, oğlunuzun, babanızın, ağabeyinizin namaz dönüşünü mükellef bir sofra kurmuş heyecan içinde beklerken şöylesine bir göz gezdirirken rastlaştık.
Başlıkların ‘bayram’laştığı, trafik kazalarının, mezarlık ziyaretlerinin arasına sıkışan bayram sevinçlerinin arasından sıyrılarak denk geldim gözlerinize belki.
Evet evet… Bugün bayram. Ve siz bir bayram sabahı ‘yazar ne yazmış?’ merakıyla başladınız yazımı okumaya.
Belki aceleci yağmurların pencereyi didiklediği, belki hırçın rüzgârların sürüklediği kapkara bulutların gölgelediği sıcak bir evde serdiniz gazetenizi şöyle çekyatın üzerine.
Kim bilir?
Belki kahvaltı sonrası şöyle bir keyif çayı içerken rahat rahat okuyorsunuz bu satırları. Belki bir mezarlık ziyareti için alelacele ve sıkı giyinirken sadece bir göz atıyorsunuz.
Ya da, kurban kesimi esnasında gazete gibi bir şeyler lazım oldu da, oğlunuz getirdi gazeteyi elinize, siz ‘Bugünkü gazete’ diyerek geri yollayıp, buluşmamızı akşama ertelediniz.
Yahut misafirliktesiniz, ev sahibi kapıyı aşındıran çocuklara şeker yetiştirirken sehpadaki gazeteye ilişti gözünüz ve ilk defa tanışıyoruz sizinle.
Bomboş bir yurttasınız belki de. Bütün arkadaşlarınız memleketine gitti de, bayram sonrasına sarkan finaller sizi mahkûm etti ranzaların yalnızlığına. Şöyle sırt üstü uzanıp, kıvırıp orta yerinden gazeteyi acelesi olmayan seyyahlar gibi satırları aşa aşa geldiniz benim mekanıma.
Hatta geç kalmış daüssılacılardan da olabilirsiniz. İş-güç, koşturmaca filan derken geç kaldınız memleketinize gitmekte. Bayramın ilk günü, sabahın erken vakitlerinde bir yol lokantasında aldınız gazeteyi. Bir kır lokantasının aşınmış ahşap masasında katrana çalan çay ile beraber yudumluyorsunuz satırları.
Yoksa çekirdek aileye mensup, kalabalıktan nefes alamayanlardan mısınız? çoluk-çocuk sesi, kavga-gürültü arasında gazeteye bir tahlisiye simidi gibi yapışıp başka âlemlere kulaç atmaya çabalarken karşılaşıverdik.
Veya kapıda kaldı gazeteniz. Namazdı, kurbandı, ziyaretti derken almayı unuttunuz gazetenizi. Soğuk bir ikindi vakti, kasvetli halindeyken gökyüzü, televizyonlarda ‘kuş gribi’ne dair karamsar haberler, uzmanların, yetkililerin telefon bağlantıları fondayken açtınız gazetenizi.
Şey de olabilir mesela! Canınız sıkkın ve bayramlara kızgınsınız. Bütün televizyon kanallarında aynı tür programlar, saçma sapan gazino eğlenceleri arasında gezinmekten gına geldi misal. Daha önce şöyle bir göz gezdirip de, okumadınız yazıları ayrıntısıyla, can sıkıntısı sizi itti yazılar arasında kaybolmaya.
Hiç vakti olmayanlardan da olabilirsiniz. Bayram koşturmacası, ‘şunu komşuya, şunu fakire, şu da bize’ paylaşması, ‘hoş geldiniz, beş gittiniz’ telaşesinden günü tükettiniz ve uyku yoklamaya başladı bedeninizi ufak ufak. Gazete elinizde uykuya dalacaksınız belki.
Ya internettekiler? Memleketinden binlerce kilometre uzakta olanlar örneğin. Bayramın, bayram sevincinin farkında bile olmadan burukça yaşayanlar bu kutsal günleri. Soğuk ve radyasyonlu bir bilgisayar ekranında aldılar karşısına bu yazıyı belki de!
Şöyle ya da böyle, şu ya da bu kişi, şurada yahut burada… Kim, nerede ve ne şekilde olursa olsun eğer okuyorsa bu satırları, hissediyorsa yüreğinin bir yerlerinde bayrama dair birtakım duyguları, hepsine, hepinize, hepimize can-ı gönülden ve yürekten bir merhaba! Kutlu ve mutlu olsun efendim bayramınız.
Görüp-görmediğimiz, bilip-bilmediğimiz bilumum musibetlerden, entrikalardan, belalardan uzak, güzellikler ve huzur getirsin inşallah bu bayram. Ve adanan bu kurbanlar kabul olup, yeryüzünü bilumum fenalıklardan muhafaza buyursun.
‘Aminler’ için hepinize teşekkürler efendim!
M.Nedim Hazar | Zaman Gazetesi, 10.01.2006
Bana bakan bir/bir kaç yönü olduğu için bu yazıyı alıntılamak istedim. Biraz geç/gecikmiş olsa da, bu bayram bi acayip geçmiş olsa da, Bayramınız bayram olsun efendim. Nice bayramlara, sevdiklerimizle inşallah.
Başta yazmama vesile olan Nahnu olmak üzere herkesin mübarek kurban bayramını tebrik ederim.
Hayırlı Bayramlar
Nedim Bey’in ellerine sağlık çok güzel bir yazı ama yazıyı okuduktan sonra biraz mahcup oldum gibi;yurt,yalnızlık,boş ranzalar vs. Nahnu Bey’in ve site müdavimlerinin bayramları mübarek olsun.
Bayramı birde askeriyede geçirmek var. Yüzbaşı gelip bayramlaşacak diye her yeri yalamak. keşke veya çeşke gelmeseler bizde ızdırap çekmeydik.