İş yerinde taşeronlarla, misafirlerle hemhâl olunca ağzımız bozulmuş heralde, Nagihan pek şikayetçi bu günlerde. Esasında bozulma değil de Konya ağzına kayma desek daha doğru sanırım. Bu engel olamadığım bir şey, bir keresinde Denizlili bir ev arkadaşım vardı, eve gelenler artık Denizli ağzına benzeyen konuşmamdan dolayı beni de Denizlili zannediyorlardı. Şimdi de Konyalı gibi konuşuyorum sanırım. İsteyerek yaptığım bir şey değil, isteyerek yapacak olsam iskoç aksanı ile ingilizce konuşmak isterdim.
Benim endişem Muhterem Ömer’in bu yüzden henüz “ba-ba” diyememiş/dememiş olması. 2 buçuk aylık kerata “uleeeyn” diye bağırmasını biliyor, “hımf” diye emziği diliyle mesafe gözetmeksizin ağzından halıya düşürmesini beceriyor, ama “ba-ba” demiyor. Henüz “de-de” dememesi ufak bir teselli sadece. En kısa zmanda sevgi sözcükleri arasından “hele gidiye bak hele” ve “yallı seni“yi çıkarmam gerekiyor.




Gonya ağzıyla büyür gari çocuğta