Acısı ile tatlısı ile LOST dizisi 4. sezonun finalini yaptı. Eğer bu final bölümünü seyrettiyseniz, bir de alternatif sonlara bakmak isteyebilirsiniz. Final için 3 farklı alternatif son çekilmiş.
Acısı ile tatlısı ile LOST dizisi 4. sezonun finalini yaptı. Eğer bu final bölümünü seyrettiyseniz, bir de alternatif sonlara bakmak isteyebilirsiniz. Final için 3 farklı alternatif son çekilmiş.
Geçen gün ilginç bir davet aldım. Dot TK’nın Türkiye pazarına girişi ile bir toplantı için. Benim hatırladığım Dot TK, yıllar önce bu blogun alan adına da (nahnu.tk) ev sahipliği yapmış ücretsiz bir servisti. Şimdi İstanbul’da bir ofis açan Dot TK, mealen “Türkiye için .TK en şahane domain uzantısıdır, hem kısadır akılda kalır/ kafa karıştırmaz, hem de ucuzdur cebi delmez” demişler.
“Pek çok sektör uzmanı, Türkiye’deki diğer yerel alan adı kayıt sistemlerinin çok bürokratik, yavaş ve karmaşık olduğunu kabul ediyor. Dot TK ile, şirketlerin herhangi bir sicil belgesi ya da vergi bilgisi sunması gerekmiyor. .TK alan adı, herkes tarafından birkaç saniyede alınabiliyor ve .COM.TR için ödenen ücretin dörtte birine mal oluyor. ”
İstanbul şubesi için iş imkanları da var bu arada: Domain Name Sales Executive (M/F) (yıllık 28000 YTL)
Dot TK’nın Türkiye hamlesinin ardından akıllara gelebilecek bir kaç soru ve cevabı ise şöyle:
Youtubevarmi.com, You Tube açık mı sorusuna adanmış tek sayfalık bir site. “Single Serving Sites” deniliyormuş bunlara, Etrafta’dakiler “Tekatış” diye çevirmişler.
Is it Christmas?, Are We At War With Iran?, D-E-F-I-N-I-T-E-L-Y veya Is Paris In Jail Right Now? gibi çeşitli tekatış siteleri var.
Peki, Youtubevarmi.com’dan başka Türkçe tekatış sitesi biliyor musunuz?
CHP’nin, Önder Sav’ın edepsizliğini gündemden düşürmek için oynadığını düşündüğüm “muntazaman dinleniyoruz!” kartı gayet akıllıca bir haraket oldu. Gündem bir anda iktidar partisinin aleyhine döndü. Siyaset işte top bir o tarafta bir bu tarafta. Dinleme iddiaları belki doğrudur, belki yalandır ben oturduğum yerden bişey diyemem. Ancak oturduğum yerden başka bir şey farkettim, ne kadar da çok dinlenen varmış!
Gazetelere göz gezdirirken bir çırpıda denk geldiklerim şunlar: Zekeriya Beyaz, Tostçu ve Fatih Altaylı ve Oray Eğin. Bakalım daha kimler dinlenildiğinden şüpheleniyormuş, merakla bekliyorum.
Ben de düşündüm şimdi, hat ne zaman kesiliyor, bip sesine benzer şeyler duyuyor muyum filan diye. Gayet sıklıkla oluyor. Evet, bunlar Avea’nın tırt bir operatör olmasının sonucu değil, birer işaretse eğer ben de dinleniyorum, büyük ihtimalle.
Dinleme, telekulak filan deyince çok uzun zaman önce okuduğum ve yarım yamalak hatırladığım bir anektodu aktarayım: Yüksek mevki sahibi bir beyabi dinlendiğinden iyice şüphelenmeye başlayınca kendince bir çözüm bulmuş, birisi ile konuşurken birden durup, “şu anda beni dinleyenlerin gelmişini geçmişini yedi sülalesini…” filan diye saydırmaya başlarmış. Bunu sık sık yapınca en sonunda bir telefon gelmiş, “Sayın filanca biz emniyetin bilmemnde biriminde çalışıyoruz. en nihayetinde verilen emri yerine getiriyoruz, çoluğumuz çocuğumuz anamız bacımız var, çok zorumuza gidiyor yapmayın etmeyin” diye. Bu anlamda saydırmak etkili bir çözüm olabilir belki
Seçimlerde kullanılabilecek çeşitli alternatif oylama sistemleri için Wikipedia Makalesi: Voting system.
HolyTaco, Starbucks’da bulabileceğiniz cansıkıcı tiplerden 8 tanesini tespit etmiş. “Starbucks’ı sevmediği halde her gün gidenler” ve “Yazar olduğunu anlamanız için elinden geleni yapanlar” ilginçmiş.
JCI Girişimcilik Akademisi 2. gün etkinliklerinden IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları Eğitimine katılacağımı söylemiştim. Dün oradaydım ve baştan söyleyeyim çok verimli geçti. İlk gün izlenimlerine dair ne varsa, EBİ İş Geliştirme Müdürü Zafer Babür enfes sunumu ile sildi attı, yerini büyük bir memnuniyete bıraktı.
Bu kısa süreli eğitim, Wikinomics diye başlayıp sosyal ağlardaki iş fırsatlarına, oradan da bloglara kadar uzanan bir çizgi üzerine oldu. Şahsen, 6-7 senedir blogküreyi takip eden birisi olarak, blogküre hakkındaki araştırmaları ve geleceği ile ilgili öngörüleri kaçırmamaya çalışıyorum. Açık konuşayım, bu konunun geneli hakkında son zamanlarda gördüğüm en güzel sunumdu. Zafer Bey’i ve kendisini davet eden JCI Eskişehir‘i tebrik ediyorum.
Öncelikle “Blog nedir bi bakalım? Önce toz ve gaz bulutları vardı, sonra web ile log kelimeleri brden birleşti…” gibi geyiklerinin pas geçilmesi ve daha çok bir mecra olarak internetin (özelde sosyal ağlar ve blogların) getirdiği felsefe ve yol açtığı fırsatların anlatılması beni çok memnun etti.
Entre paranthese bir şey daha; konuşmacının bir blogger olarak, bir sosyal ağ kullanıcısı olarak kendi deneyimlerini ve birikimini aktarması, öte yandan bir iş geliştirici ve bir işveren bakışı ile bu mecralardan beklentilerini paylaşması çok tamamlayıcı oldu. Bu anlamda da memnun kaldım.
Bununla beraber Zafer Bey’in, IT Ekonomisi üzerine eğitim almaya geldiği halde wiki’den, blog’dan bihaber bir kitleye konuşmaktan haliyle biraz sıkıldığını farkettim. Keşke Blog Konferansı gibi bir etkinlikte daha geniş bir zaman diliminde, daha heyecanlı ve daha interaktif bir toplulukla buluşsaydı, süper olurdu. Kendisi ile bunu paylaştığımda öğrendim; zaten Blog Konferansı için davet almış, ancak katılamamış.
JCI Girişimcilik Akademisi’nin son gün programında ilgimi çeken başka eğitim olmadığı için, bu maceranın sonu diyorum.
Not: Zafer Bey sunumunu paylaşıma açınca haberdar edeceğini söyledi, adresi öğrenince ben de buradan paylaşacağım. Eminim istifade edeceksiniz.
JCI Girişimcilik Akademisi, Anadolu Üniversitesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli eğitim, seminer ve paneller düzenliyor. Bu senenin konusu Bilgi Ekonomisi. Etkinlik programında IT sektörü ile ilgili eğitimler dikkatimi çekti.
Hem sertifikalı hem de 10YTL olunca, dün gittim, ilk gün programından ISI Emerging Markets Genel Müdürü Kerim Alain Bertrand‘ın vereceği Click Into Your Future (İnternet Ortamında Geleceğin Şirketini Kurun) başlıklı eğitimi seçerek kayıt yaptırdım.
Eğitim saatinden biraz önce vardığımda şok oldum. Kerim Bey yurtdışında olduğu için gelemeyecekmiş, dolayısı ile “Click Into Your Future” eğitimi iptal edilmiş. Olabilir, ben de bir kaç yıl STK’larda çalıştığım için biliyorum, zordur, eğitimci, panelist son dakika golü atabilir, işi çıkar, hasta olur, bişey olur yani; bunu katılımcılara anlatmak da çok güçtür. Ama benim anlamadığım şey, ben katılım biletimi perşembe akşamı satın aldım, iptal edildiği muhtemelen belli olan etkinlik için neden bilet satıyorsunuz? Bunu JCI’a yakıştıramadım. Bir beceriksizlik olarak kayıtlara geçti.

Bu sıcakta teptiğim yolu geri gitmemek için ve de zorluk çıkarmamak için, teklif ettikleri üzere eşzamanlı başlayacak başka bir seminere kayıt yaptırdım: İş Planı Eğitimi.
İş Planı Eğitimi, ise iş planı eğitiminden başka herşeye benzedi. Beğenmedim. Programda 3 Eğitimci gözüktüğü halde Akdeniz Üniversitesinden gelecek olan Dr. Nuray Atsan Hanım yoktu. Bizim üniversiteden katılan Doç. Dr. Mehmet Başar Hoca da 15 dakika Girişimcilik üzerine bir şeyler anlattı ve bir yakınının sağlık problemleri ile ilgilenmek için müsade istedi gitti.
Kalan tek eğitmen, AB İş Geliştirme Danışmanı ve JCI yöneticilerinden Abidin İçden de girişimcilikten, JCI’nin faaliyetlerinden bahsederek ve konusu İş Planı olan bir eğitimin yalnız 20-25 dakikasını “iş planı hazırlamaya” ayırarak eğitimi bitirdi. Ayırarak dediysem kibarlığımdan diyorum, siz bunu hazırlanan slaytların hızlı hızlı geçilmesi olarak anlayın lütfen.
Zaten katılımcılardan birisi de bunu yüksek sesle dile getirdi. “Biz buraya İş Planı Eğitimi almaya geldik, eğitimin bitmesine 35 dk kaldı hala İş Planı’na dair bişey işitmedik” diye. Hakikaten teması İş Planı olan bir eğitimin, geç başlayıp bir saat geç biterek bu kadar baştan savma ve plansız yapılmasını ayıpladım vallahi.
Eğitim sonunda, “Click Into Your Future” eğitimden bu eğitime dahil olanlara sertifikalarının sonradan verileceğini öğrendik. Tuz biber oldu bu da. Keçeli kalemle doldurulan bir sertifika için bir ton angarya daha çekmemek için görevli öğrencileri (maalesef) kâle almayarak, gittim yetkili (gravatlı) birini bularak durumu aktardım, sonra orada bizim için yeniden sertifika yazdılar. Bir ton angaryadan kurtardığım insanlar için ufak bir kahramanlıktı bu galiba.
Şu anda keşke evde kalıp uyusaydım diyorum, vallahi daha verimli bir gün olurdu benim için.
Merak ettiğim iki eğitimden diğeri, Eczacıbaşı Bilişim A.Ş. İş Geliştirme Müdürü Zafer Babür’ün IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi için yarın sabah yine Anadolu Üniversitesi Kırmızı Salondayım. İnşallah, bu sefer umduğumuzu buluruz, laf salatası yerine işe yarar bir şeyler öğreniriz. Ümitliyim.
Edit: 2. Gün İzlenimlerim (Zafer Babür – IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi)
Yan tarafta blogkürede bugün diye bir bölüm var, google reader üzerinden ilginç bulduğum blog yazılarını filan paylaşıyorum. Şimdi bunu biraz daha genişleterek müstakil bir sayfaya taşıdım: Paylaşılan Öğeler.
Google Reader paylaşımlarının yanısıra, Del.icio.us, Stumble Upon gibi birkaç siteden de beğendiklerimi eklediğim bir liste olacak orada. Facebook, Twitter gibi kişisel zımbırtılarımı koymadım. Çünkü daha ziyade canı sıkılanların takılabileceği bir alan olarak düşündüm. Tam manası ile olmasada bir çeşit lifestream yani.

Bu arada, bu RSS akışlarını birleştirmek için profilactic adlı servisi kullandım.