Kırşehir’de öğrenciler kanları ile bayrak yapıp Genelkurmay Başkanı’na göndermişler. Ne diyeceğimi bilemedim.
Kırşehir’de öğrenciler kanları ile bayrak yapıp Genelkurmay Başkanı’na göndermişler. Ne diyeceğimi bilemedim.
Birleşik Devletlerin başkanı laubalilikte sınır tanımıyor. Irak’ın kuzeyindeki Türkmenlerin Abdullah abi dedikleri Cumhurbaşkanımıza el kol yapmış, daha evvel de Başbakan ve yanındakilere yapmıştı. Nasip olur da kendisi ile ikili bir görüşme ayarlayabilirsem “Önce şu elin kolun bi rahat dursun bilader” demek niyetindeyim. El şakasını hiç sevmem.
Üç beş çocuğun arasında yere kuş çizerken seyretsem seni. İkindi vakti olsa, ve mümkünse yine böyle bir hicri yılbaşı.
Çizdiğin kuşlardan birisi canlanıp da seni alıp götürünce, alelacele bir at çizsem. Atıma kanat çizmeyi unuttuğumdan sebep, o gün bugündür atlar hep kanatsız kalsa. Atım çok hızlı koşsa. Bulutlara kadar takip etsem seni. Bulutunun gölgesinde dursam, uyusam kalsam. Rüyamda elma görsem. Oktay Ustayı görsem bir de. Bana espri yapsa. Korksam, uyansam. Elma da uyansa. Uyanan elmamı bi karga kapsa. Dalları bulutlara kadar uzanan bi ağacın en üst dalına konsa. “Hain kargaaa!” diye bi bağırsam, rüzgar çıksa. Baktım olacak gibi değil, ağlasam ben de. Gözyaşlarım yukarı yukarı çıksa.
Gözyaşıma binsen, aşağı insen, inerken düşsen, çocuklar gülse. Çocukların ağzını burnunu kırsam.
hayallere ve meyallere cevabım devam ediyor; tıpkı evvelki gibi.
NTV’nin spor spikeri Burcu Esmersoy, vakti zamanında Azeri şarkıcı Günel’in Didem adlı parçasına klipte oynamış. Ben de hatırlıyorum bu klibi. İbrahim Tatlıses’in yönetmişti. Çok acayip günlermiş. Bu ilginç detayı Kaan Sezyum, Radikal Cumartesi’de yazmış:
[...] Şok şok şok. Bunalım bunalım bunalım! Ya, ne ararken ne buldum. İbrahim Tatlıses’in yönettiği Günel adlı kız şarkıcının Didem klibinde kim oynuyor biliyor musunuz? Burcu Esmersoy. Hani o değilse de en az onun kadar güzel bir insan oynuyor. Ama kesin o. Çok değişik duygular yaşadım YouTube karşısında gece gece. Ha, bir de olayın bir ‘İbrahim Tatlıses klibi’ olduğunu da unutmayalım. Hani şarkıyı söyleyen kızın elleriyle piti piti karemela sepeti hareketleri yaptığı tuhaf klip… Anlatımcılık, dışavurumculuk, bir koyup beş alımcılık, kötü oyunculuk hepsi bu klipte. Konu kısaca şöyle: Denyo kız, arkadaşı olan erkek insan için bir dişinin evi önünde (B. Esmersoy) birtakım hareketlerle, dişiyi çiftleşmeye çağırmaktadır. Dişi, önce bu davranışları garipser fakat denyo kızın ısrarlı tekrarları sonucu bir noktada dişi, bu hareketlere kanar ve çiftleşme için okeyi verir. Vay canınasına! Burcu Esmersoy’la romantizmin doruklarına eşsiz bir yolculuk, bir zihin şeysi. Ya bilemedim, klibi zaten yıllardır biliyordum ama oynayanın Burcu Hanım olduğunu fark etmemiştim… Kim bilir belki de bir gün YouTube’dan Banu Güven’in de oynadığı bir İbrahim Tatlıses klibi buluruz. Belki de Banu Güven, İbrahim Erkal’in az izlediğimiz bir klibinde İbrahim Erkal’ın saçlarının arasından görünüyordur. Ne bileyim, şaşırdım ayol. [...]
Taciz muhabbeti aldı yürüdü biliyorum. Ertesi sabah anahaber bültenlerinde detayları ile seyrettik. Hatta bi haber kanalında kızları tavlayıp, götüren iki arkadaşı gösterdiler, “bakın böyle de insani ilişkiler geliştirebilen arkadaşlarınız var, hayvanlığın luzümu yok” gibisinden. Şahsen en latif yorumları Fatih Altaylı’nın ağzından dinledim. Sonuçta, Tacizciler 57 YTL’ye serbest kaldılar, İranlı olanı ülkesine geri gönderildi filan.
Ama Hürriyet Gazetesi olayın peşini bırakmaya niyetli değil. Bu çığlığa 90bin dilekçe başlıklı kampaya sayfasında tepkileri dillendiriyorlar. Beklentiler gazetenin bu sayfaya, “Turist kızları görmek için tıklayın“, “Turist kızlar galerisi” ve “Çok özel taciz anları için tıklayın” gibi linklerle zenginlik katması yönünde, ki katmış zaten.
bobilerden bart yapmış.
En beğendiğim tepki ise Bobilerden geldi. Başlatılan 57 ytl para mı lan it! şampiyonşipine katkıda bulunmak tamamen ücretsiz.
Kötü bir huyum var, düşene çok gülerim. İnsan robot ayırmam Asimo bile düşse gülerim. Düşmüş nitekim, güldürdü beni.
Bugünlerde gerçekten şaşırtacak bir şeyler okumak, okuduktan sonra doyduğunuzu hissetmek istiyorsanız şiddetle öneriyorum: Futuristika!
Arkadaşlarımın haftalardır südürdüğü araştırmanın sonucu budur efendim: Türk gencini en büyük sorunu “cenabet gezmesidir“! O kantin bu internet cafe benim, şu pleysteyşın bu türkü bar senin diye diye gençlerin uğradığı her telden mekanda yapılan araştırmalar sonucunda gençlerimizin azımsanamayacak bir çoğunluğunun gusül abdesti alamadığını, çünkü almayı bilmediğini farkettik. Bu vatanın bizim üzerimizdeki hakkını bir nebze de olsa bu hizmetimizle ödemek istiyoruz.
- Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.
- Buruna su çekmek ve yıkamak.
- Tepeden tırnağa bütün vücudu yıkamak.
Vücut yıkanırken en ufak bir yerin kuru kalmamasına dikkat edilmelidir. Aksi taktirde gusül yerine gelmemiş olur. Onun için kulaklar, göbek çukuru, saç, sakal ve bıyıkların dipleri iyice yıkanır.
- Gusle besmele ve niyet ile başlamak.
- Avret yerini yıkamak ve bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu temizlemek.
- Gusülden evvel abdest almak.
- Abdestten sonra, önce üç defa başa, sonra üç defa sağ, üç defa da sol omuza su dökerek her defasında bedeni iyice oğuşturmak.
- Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.
- Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak.
- Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerini açmamak.
- Guslederken konuşmamak.
- Gusl bitince bedeni bir havlu ile kurutmak
- Gusulden sonra çabucak giyinmektir.
Brokrasiden en az sizin kadar nefret ederim. Sanırım bu yüzden devlet daireleri ile ilgili işlerimin hemen hemen hepsi ağır aksak ilerliyor. Müdürlüklerden kaçayım, online halledeyim işlerimi diye düşündüm, düşünmez olaydım, .
Misal Aralık ayının başında bir soru için gönderdiğim mailime 2 Ocak’ta cevap geldi. İşin trajikomik yanı, cevap metninde “Bu işlem için 31 Aralık 2007 tarihine kadar erteletme için başvuru hakkınız vardı, ançak şu anda bu süreyi aşmış bulunuyorsunuz” gibi akla zarar bir ifade geçmesi. “Ançak“daki “ç” bunun otomat bir cevap olmadığını bize anlatıyor sanırım. Bu işin e-Devlet boyutu.
tel-Devlet ile ilgili maceram da şöyle gelişti. Sosyal Güvenlik ve Sigorta işlemlerim ile ilgili bir problemim için Ankara’yı aradım. Numarayı kurumun internet sitesinden aldım. Aradığım numaranın verdiği numaradan aradığım numaranın verdiği numaradan aradığım numaradaki adam konu hakkında bilgi sahibiymiş, şu numarayı arayın dedi.
Sigorta, Sosyal Güvenlik, Bağkur vs. ile ilgili bir işiniz varsa eğer, Ankara’yı aradığınızda size “Söyle…” diyorlar, aman diyeyim, hayat hikayenizi değil Tahsis Numaranızı söylemeniz gerekiyor hemen. Tahsis Numaramı otomatiğe bağlanmış gibi tekrarladığımdan, mutlu sona “Lafımı kesme, dinle bi…” diye paylanarak ulaşsam da, memnunum. Aradığım numaradaki adam, Allah senden razı olsun. Bi de telefonu suratıma “Tamaaam, olduuuuu” diye kapatmasaydın keşke.
Sonuç olarak, e-Devlet’in alacağı epey bir yol var. İnternet’in ÖSYM sınav sonuçlarını duyurmaktan daha değerli bir medya olduğu devlet büyükleri tarafından elbet biliniyor. tel-Devlet ise bir nebze katlanılabilir, en azından “şu masaya git”, “şunu şunu imzalat”, “şu kata çık” ve “dinle bi dinleee!” türünden sıcaklıklar ile size gerçek bir kamu kurumu havası verebiliyorlar.
Hayırlı cumalar.
Bunu yeni öğrendim; vakti zamanında bir Hintli mihrace Atatürk’e ipek bir seccade hediye etmiş. Kimliği halen bilinmeyen bu mihracenin hediyesinin üzerine işlenmiş saat 09.07‘yi gösteriyormuş. Bu seccade halen Pera Palas otelindeki Atatürk Odası’nda sergileniyormuş.