Monthly Archive for August, 2006

Sayfalarım stil stil

Hani bazen yeni ve çok güzel bir t-shirt alırsınız da giyip ofise gelirsiniz, böyle o süper t-shirt’ü taşıyan sanki siz değilmişsiniz gibi bir tavırla. Gayet “cool” bir şekilde. Ya da yeni aldığınız cep telefonunuzu yıllardır kullanıyormuşsunuzcasına masanın üzerine bırakırsınız. Herkesin görebileceği bir yere.

Gelsin birisi sorsun, şaşkınlık ve akabinde hayranlık ifade etsin diye. O sorsun siz anlatın istersiniz. Yanıp kavrulursunuz da renk vermezsiniz. Halbuki bi sorsa, ah bir sorsa neler neler anlatırsınız di mi ?

şu an böylesi bir şımarıklık var üzerimizde. “Pazar olsun” efem, yayındayız.

en nahnu

güzel mi güzel, pempe mi pembe, nahnu mu nahnu bir blog; az evvel yayına girdi; n.nahnu.org. du’ bakalım nool’cek.

Ben Lübnan’ım

Hepimiz hiç olduk! Hiçlik, dayatıldı bize. Rabb’in karşısında yok olmayı, cüz’� irademizi dahi dönüp O’na hediye etmeyi beceremedik de, tankların, topların, buldozerlerin karşısında hiçlik dayatıldı bize.

Ağır geliyor Lâşey! Ruha ağır, nefse ağır, akla ağır, bedene ağır geliyor. Gazete mi açmak istedin? Al sana Lübnan’ın bağrına atılmış, ama senin bağrını yakan binlerce, on binlerce bomba! Televizyon seyretmek mi takıldı aklına? Al sana Lübnanlı çocukların, anaların, yaşlıların, sokakta bekleşen insanların bedenlerine sıkılmış, ama senin bedenine saplanan kurşunlar! Ağır geliyor Lâşey! Gücün, kuvvetin, işgalin, tankların karşısında insanın, insanı insan yapan hakkın, adaletin, saygının, güvenin bu kadar küçülmesi ağır geliyor…

Hepimiz hiç olduk! Her şeyler hiç! ülkeler ufaldı zulmün karşısında, Arap Birliği kayıplarda! İslam Konferansı sağır kulaklara haykırıyor sessiz çığlıklarını. NATO yok! Birleşmiş Milletler yok! İnsan yok! Kalpler mühürlü, gözler mühürlü, kulaklara perde vurulmuş… Ve biliyor musun Lâşey, ne koyuyor asıl? ‘Ne günahın vardı da katledildin?’ diye sorulacak mev’�deler, küçücük çocuklar gönderiyoruz İlahi adalet divanına; işte bu koyuyor. Mahşerde Lübnanlı bebelere hesap vereceğimiz gerçeği koyuyor: Ne yaptınız vücutlarımız top mermileriyle parçalanırken? Ne yaptınız evlerimiz sahipsiz mezarlara dönüştürülürken? Ne yaptınız medinelerimiz, şehirlerimiz, mahallelerimiz mimsiz medeniyetin çarkları altında ezilirken?

İnsan zaten ölümlü Lâşey! Bana bu kadar ölümcül olabilmesi koyuyor. Bu millet Lâşey, insanı saymayı bile insana saygısızlık bilen peygamberler çıkarmıştı. Şimdi ceset saydırıyor cihana. Bu millet Lâşey, bilmem kaç defa hiçliğe itilmenin ıstırabını yaşamıştı. Şimdi hiçliğe itmenin intikamını dayatıyor insana. Bu millet Lâşey, nefretin, kıskançlığın, korkuların kurbanı olmuştu hep. Şimdi nefreti körüklüyor alev bombalarıyla; korkuları devleştiriyor uçaklarıyla. Bu millet Lâşey, Câlut’un karşısında küçülmenin ezikliğini yaşamış, Davud’unu bulana dek, Davud sapanını bulana dek, sapan taşını bulana dek kahrolmuştu. Şimdi tanklarını Câlut yapmış; taş taş üstüne koymuyor ki sapan bulsun taşını… Ve Davud yok! Ve işte bu kahrediyor Lâşey! Hiç olmak değil, hiç kimsesiz, yapacak hiçbir şeysiz, kaçacak hiçbir yersiz kalmak kahrediyor.

Sen ve ben Lâşey, insanın özündeki sevgiye inandık hep. Güzeli gösterirsek gelirler dedik. Ve bir söz verdik Allah’a, bu inancımızı Sana olan inancımız gibi kutsal, Sana olan inancımız gibi sarsılmaz tutacağız diye. Gözler kapalı evet! Basar basiretini kaybetmiş doğru! Fakat Lâşey, görmek istemeyenler zulmü görmek istemiyor; zulmün karşısındaki çaresizliklerini görmek istemiyor. Gel iki hiç, sen ve ben, hiçbir şeyliğimizin içinde bir şey yapalım. Gel iki bin hiç, sen ve biz, kalemlerimizi sapan yapıp duralım Câlut’un karşısında! Gel iki milyon hiç, sen ve şehrimiz, ‘Ben Lübnan’ım!’ diye haykıralım yerin yalancı hükümranlarına! Duvarlarımıza Beyrut fotoğrafları asalım, gönderlerimizde birkaç gün olsun Lübnan bayrakları sallandıralım. Gel yirmi milyon hiç, sen ve ülkemiz, duanın en yanıklarıyla yalvaralım Sahib-i Külli Şey’e: ‘Ben Lübnan’ım Allah’ım! Yaktırma beni Allah’ım! Yıktırma beni Allah’ım!’

Hepimiz hiç olduk! Ama küçülmek, hiçbir şey yapmamak için geçerli bahane midir?

Kerim Balcı Lâşey’e mektuplar-3 veya ‘ben Lübnan’ım!’, Zaman

Kağıt Oyma Sanatı

kağıt oyma sanatı
Danimarkalı sanatçı Peter Callesen’in diğer eserleri için bi bakınınız : “Peter Callesen, Papercuts”. [via]

ilk 5 blog

ilk 5 adlı bir blog var. Herhangi bir konunun ilk 5’ini yapıp yayınlıyorlar. Mesela, “Bursa’da Nerede Kebap Yenir ?” , “Pazar günü” ve “Sarıyer-Büyükdere hattında yerel lezzetler” gibi.

Shockhaber‘in TopX Liste çalışmaları vardı o da güzeldi..

Bir blogun gücü, TinSobeti Azerbaycanda yasaklandı

Azerbaycan Tin Sohbeti adlı “politik mizah blogunu” yasaklamış. İlginç haberi sitenin sahibi Tinbala’nın gönderdiği mailden aktaralım;

Azerbaycanda ilk ve tek politik mizah blogu olan “Tin sohbeti” hükümet tarafından yasaklanmış durumda. Buna sebep cumhurbaşkanı İlham Aliyevin karikatürleri, ailesinin resmleri, politik şiirler, resmler ve mizahi yazıların yer almasıdır. Daha sonra bloga destek amacıyla Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) basın örgütü bir makale yayımlayarak, Aliyev rejiminin yanlış yaptığını ve bu yasağın kalkması gerektiğini duyurmuştur. Ve Azerbaycanda bir çok gazeteler bu blog üzerine makaleler yazmış, duyurular basmıştır.

Tinbala ekliyor;

Hangi bi site bunu başarabilir ve ya başarmıştır? Bir blog ancak bu kadar güce sahip ola bilir! Bir gün tüm internet mekanındakı siteler blogcu olacaktır!”