Bloglar Alemi dizin güncellemesinin ardından şimdi de bloglayanların veya bloglamayı düşünenlerin eli ayağı olacak bir e-kitap üzerinde çalışıyor;
Bu kitap elbette pek çok bölümden oluşacak. Ancak her bölümün ‘alanında uzman’ olan blog yazarları tarafından kaleme alınacak olması, ortaya çok daha profesyonel ve işlevsel bir eser çıkmasını sağlayacak
Meraklısına link: Eylemlerimiz Sürüyor: e-Kitap Projesi
Hazret-i Yunus Aleyhisselâm’ın kıssa-i meşhuresinin hülâsası: Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümid kesik bir vaziyette
لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّاِلمِينَ *
münacatı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur. Şu münacatın sırr-ı azîmi şudur ki: O vaziyette esbab bilkülliye sukut etti. çünki o halde ona necat verecek öyle bir zât lâzım ki; hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semaya geçebilsin. çünki onun aleyhinde “gece, deniz ve hut” ittifak etmişler. Bu üçünü birden emrine müsahhar eden bir zât onu sahil-i selâmete çıkarabilir. Eğer bütün halk onun hizmetkârı ve yardımcısı olsa idiler, yine beş para faideleri olmazdı. Demek esbabın tesiri yok. Müsebbib-ül Esbab’dan başka bir melce’ olamadığını aynelyakîn gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nur-u tevhid içinde inkişaf ettiği için şu münacat birdenbire geceyi, denizi ve hutu müsahhar etmiştir. O nur-u tevhid ile hutun karnını bir taht-el bahir gemisi hükmüne getirip ve zelzeleli dağ-vari emvac dehşeti içinde; denizi, o nur-u tevhid ile emniyetli bir sahra, bir meydan-ı cevelan ve tenezzühgâhı olarak o nur ile sema yüzünü bulutlardan süpürüp, Kamer’i bir lâmba gibi başı üstünde bulundurdu. Her taraftan onu tehdid ve tazyik eden o mahlukat, her cihette ona dostluk yüzünü gösterdiler. Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn altında o lütf-u Rabbanîyi müşahede etti.
İşte Hazret-i Yunus Aleyhisselâm’ın birinci vaziyetinden yüz derece daha müdhiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz, istikbaldir. İstikbalimiz, nazar-ı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim heva-yı nefsimiz, hutumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor. Bu hut, onun hutundan bin derece daha muzırdır. çünki onun hutu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hutumuz ise, yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor… (birinci lem‘a)
* (Sonra karanlıklar içinde şöyle yakarmıştı: “Ya Rabbî! Sensin İlah, Senden başka yoktur ilah. Sübhansın, bütün noksanlardan münezzehsin, Yücesin! Doğrusu kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!”) (Enbiya/87)
Geçen hafta en çok güldüğüm şeylerin başında şu kaybolan/kaçan piton geliyor. Sosyal içerikli bir cümle kurmam gerekseydi “aslında kaybolan piton değil, …” diye başlardım elbet. Gerçi bakanından başkanına kadar; “yılan bulunana kadar kebap yemeyin“den “burası çin değil ya çantacıdadır ya da kemercide“ye uzanan demeçler dinleyince insan, bu sosyal mesaj verme isteğinden cayıveriyor. çünkü verilebilecek tüm mesajlar verilmiş. Bu arada mesajı alan “fear factor” sever halkımız Atatürk Orman çiftliği’ni ziyaretçi akınına uğratmış.
Gülücüklerimizin diğer adresi ise boğaz köprüsüne asılan bayraktı. Hani şu, sonradan boğaza salınan bayrak, sonra tekrar yerine asılan bayrak, ipleri kesilmeye çalışılan bayrak, hatta polis tarafından korunan bayrak, ipleri yakılmaya çalışılan bayrak, ve onarılıp 3. kez yeniden asılan bayrak.
Şimdi “o piton yılanının o bayrağı yutup kendini boğazın serin sularına bırakıp intihar etmesi” üzerine ihtimal hesapları yapıyorum.
İş güç derken pazar pazar, kaylule mail grubundan gelen bi soruyla neşelendik:
Elimizde 2 tane adres var. Birisi Urfa, diğeri Sinop. Arkadaşımız bu adreslerden birinde ama hangisinde bilmiyoruz. Mektubu nasıl yollarsak kesin ona ulaşır ?
Bu soruya “bizzat gider bakarım ben abi” diyen 5 arkadaşımla ilişkilerimi gözden geçirmem gerektiğini düşünmeye başladım
Sizin cevapları da merak etmiyor değilim.
Değilin değili.
Bir süredir memleketimin gazetelerinin internet baskılarındaki, 2006 Dünya Kupası sayfalarını bir araya getirmeyi düşünüyordum. Hazırda bekleyen bürsürü yazı arasında unutmuşum, kaybetmişim ben bunu. Yeni farkettim, ama zaten kupanın keyfi gruplardan sonra çıkmaya başlıyor, değil mi ? viva Portekiz
İşte Dünya Kupası özel Sayfaları:
Fanatik : http://www.e-kolay.net/fanatik/Futbol/2006/Kategori.asp?PID=2452
Sabah : http://www.sabah.com.tr/dunya2006/
Zaman : http://dunyakupasi.zaman.com.tr/
Milliyet : http://www.milliyet.com.tr/ozel/dunyakupasi2006/
Hürriyet : http://dunyakupasi.hurriyet.com.tr/Anasayfa.aspx
Star : http://www.stargazete.com/starextra/index.asp?haberid=32862
Vatan : http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=dunyakupasi
Yeni Şafak: http://yenisafak.com.tr/dunya_kupasi.html
ve bonus olarak;
HaberTürk : http://www.haberturk.com/kupa.html