Monthly Archive for December, 2005

Page 3 of 5

Sho­posp­here — Yahoo’da Sos­yal alışveriş

Yahoo Alış­ve­riş, yıl­başı — tatil alış­ve­rişi sezo­nunda “sos­yal ticaret”’i ortaya çıkardı. Yahoo yeni ser­vi­sini “Sho­posp­here” ola­rak isim­len­di­rir­ken, blo­gosp­here (bir çok ilin­tili blog’in bir­bir­le­rine link ver­me­le­riyle olu­şan net­work) gibi, kul­la­nı­cı­la­rın farklı bir­çok yolla ile­ti­şim sağ­la­ya­bi­le­ceği ve bağ­lantı kura­bi­le­ceği bir dünya olmayı hedefliyor.

[turk.internet habe­ri­nin tama­mını oku­yun]

Reuters Yılın Fotoğrafları

İyi saatte olsunlar

Vize haf­tası baş­ladı. Tabi ki de hayır­lısı olsun.

Norveç’te lisans ve yük­sek lisans eği­ti­mi­nin para­sız oldu­ğunu öğren­dim. çok met­het­ti­ler. TOEFL dan eski puanla 500/550 almak yeter­liy­miş. Norveç’i bile­ni­niz ? gide­ni­niz ? göre­ni­niz ? TOEFL i bile­ni­niz ? gide­ni­niz ? göreniniz ?

Bi de doğum günümde bana duygu dolu bi sayfa mek­tup yazıp sonunu Kutsi — Petek Din­çöz düetin­den “Nice mutlu yıl­lara doğum günün hat­rına” diye biti­ren pek sev­gili arka­da­şımı geçen gece rüya­sında “iyi saatte olsun­lar, 3 harf­li­ler” filan bir apart­ma­nın tepe­sin­den sal­lan­dır­mış­lar. “Bi daha bizimle dalga geçi­cen mi uleyn” diye. Aca­yip tırs­mış. Tarihe not düşe­yim de, home­ros çatlasın.

“Muhit­tin ! Muhit­tin kaçı­rıl­dım diyo­rum !” — Arif

Pixel Pixel satarım !

bu heriften bekler misiniz hiç böyle bişey ?

Yazı­nın baş­lığı bir Kemal Una­kı­tan veci­zesi gibi görünse de, hayır onunla ala­kası yok. Peki ne demek bu ? Hani şu say­fa­sını pixel pix­zel yapıp, her pixeli de bir dolar­dan satan arka­daşı hatır­lar­sı­nız (mil­lion dol­lar home­page). İlk çıktığı gün­lerde “ya tut­maz b, kim alır ki” diyor­duk. Geçen Zey­nep özata’nın blo­gunda görünce hatır­la­dım. Meğer adam çoktan 855,200 tane­sini sat­mış bu pixel­le­rin, sadece 144,800 tane kal­mış. Helal olsun valla. Hak­kında çıkan WSJ haberi:

    How Sel­ling Pixels May Yield a Mil­lion Bucks

Bu arka­daş­tan heves edip başka pixel pixel rek­lam alan­ları da açmış­lar. Mesela rent pixel ads, my mil­lion dol­lar ad page bun­lar­dan bir kaçı. Sanı­rım bu mil­yon pixel­lik say­fa­ları üreten scr­tipt­lerde yakında piya­sada doalş­maya başlar.

çay, mühim­dir

Efem, bir-kaç-ta-ne link verip gide­ce­ğim müsadenizle.

  • Kay­lule Kıra­at­ha­ne­sinde bir çay muhab­beti dön­müş ki oku­ya­nın canı çay çeki­yor, kal­kıp ocağa çay suyu koyu­yor, diafon­dan çay söy­lü­yor, çay fişini hazır ediyor.
  • Limk’te defa­atle limk­le­di­ği­miz bir arka­daş vardı, her gün sura­tı­nın fotoğ­ra­fını çeki­yordu bık­ma­dan usan­ma­dan. Bi baka­yım dedim –adamda nasıl bir sabır varsa, nasıl bir iddi­aya gir­mişse artık– hala üşenme­den sura­tını fotoğ­raf­la­maya devam edi­yor.
  • Yasak meyve’den bir rek­lam ana­lizi: Pınar Süt reklamı.
  • Dahke Fanzin’in inter­net bas­kısı yeni­len­miş.
  • Latin alfa­be­sin­deki harf­le­rin deği­şi­mini gös­te­ren bir ani­mas­yon [via].
  • Yahoo Del​.icio​.us’ u satın almış [via]
  • Blo­ge­nemi

    Bildirgeç’ten aşina oldu­ğu­muz enemy’nin blogu:

    Kaçan Fare­dir

    Nahnu’nun çiko­lata Fabrikası

    Geçe gün Charli’nin çiko­lata Fab­ri­kası‘nı izle­dik­ten sonra canım çiko­lata çekti. Kimin çekmez ki o filmi izle­dik­ten sonra. Akşam eve döner­ken mar­ket­ten Milka, Eti ve indi­rim reyo­nun­dan da bi tane Nestle çiko­lata aldım. Hem de hepsi “Bit­ter”. Tram­vayda tüm paket­leri açıp için­den birer parça tır­tık­la­dım daya­na­ma­yıp. Hal­buki ken­dime söz bile ver­miş­tim Charli gibi gıdım gıdım yiy­cem diye. En güzeli Mil­kaydı sonra Eti sonra da Nestle. Nestle biraz bayat gibiydi. 0.999 ykr buna vere­ce­ğime ülker Sütlü çiko­lata alsay­dım keşke dedim.

    Biraz evvel Zik­Zak’ta görünce işkil­len­dim. Bozuk Nestle çiko­la­ta­lar­dan bah­se­di­yor. Gerçi ben tama­mını tad­maya muvaf­fak ola­ma­dım, odama bıra­kıp iki dakika başka yere gidin­ceye kadar arka­daş­lar (h)iç etmiş­ler ken­di­sini, sağol­sun­lar. Böyle ola­ca­ğını bil­di­ğim­den Milka ola­nını sote­le­miş­tim iç cebime, haha, aklımı seve­yim. Bizim oda­nın ışıkları bir haf­ta­dır yan­mı­yor, sanı­rım karan­lıkta muhab­bet eder­ken bizim arka­daş­lar, kurtlu kurtlu çiko­la­ta­ları… vay anam vay, yaza­ma­ya­ca­ğım daha fazla.



    5 sayfa