Bin beşyüz satır yazı yazmıştım bu hafta sonu ile ilgili. Yani sadece teşekkür kısmı on beş satırdı hesabedin artık siz gerisini. Vaz geçtim, bunun yerine kısa bir özet geçmek istiyorum sadece, yine ve her zamanki gibi sadece kişisel tarihime not düşmek için.
“Bu ne be ! çinden heyet mi gelmiş ziyarete” diyerek içeri girdiğimiz CeBit bu sene kamu sektörüne epey yer ayırmış, gayet akıllıca tasarlanmış ve hatta uygulanan e-dönüşüm, e-belediye, e-devlet ve e-canımbenim modellerini gördük, öğrendik. Tebrik ettik. Fuardan aklımda kalanlar diğer başlıklar cep telefonu görmekten içimin bir hoş olması, çağla Şıkelli Turkcell standı, PSPortable başındaki “Az şu eli geçiim bırakıcam” kuyruğu, C-NBCe hatırası, Kadıköy Belediyesinin standındaki iguana, Google AD Words’e “Kilim,Halı, Arap sabunu” keywordleri ile kayıt yapmaya çalışan beyamca, Ferrari F1 aracını mankenlere tercih eden yurdum insanları, İş dünyası bölümüne giriş yapmak için gereken firma adını “Nahnu.Org Infortainment” yazdıran Nahnu, karnımızı doyurmayan ikramlıklar, MSI çantaları ile yanından geçenlere omuz atan broşür ve hurda kağıt canavarları, filan. Bir de bambaşka bişey dikkatleri celbetti, en dekolte kızlar en dandik firmaların standlarındaydı.
Cemil, olm o ’66 basım Safahat’ı istesen de vermem artık,
Pazarı da Cumartesisini aratmayan bir koşuşturmaca içinde geçti bu süper haftasonunun. Ama dedim ya, süperdi. Pek bi nokia gördüm beni. (:
Tek üzüldüğüm Mehmet Doğan ile görüşememek oldu. “Anam ney ? antalya mı !” , “orası neresi ki” ,”orada kroki var” ,”mudurnu mu ne varmış” filan derken olmadı beceremedik, görüşemedik, tabi bunda benim duraklar arası mesafe birimi olarak Eskişehiri baz almamın da büyük bir etkisi var. Ya ben nereden bileyim arkadaş, Taksim-Kadıköy’ün bir küsür saat tuttuğunu, hesaplarımın hepsini Eskişehirdeki duraklar üzerinden yapıyordum. Kısa mesafede gayet iş görüyordu halbu ki. Görmüyormuş.
Ha bir de vatani hizmetini yapan bir arkadaşı ziyaret edemedik otobüs saatimizden dolayı. Zaten o ziyaret için bir de atropos olması lazımdı yanıbaşımda (olm atropos, burak kescek seni !).
Dönüş yolunda 5 saat boyunca hiç susmadan konuştum sanırım, haydi istanbula gidelim teklifimi kabul eden compir bey en sonunda dayanamadı, hacım bi sus iki dakka da uyuyalım filan dedi (: