Annem geldi. Valide sultan. Gelir gelmez evde olağan üstü hal ilan etti. Beni de kapıya attı.
Halbuki, hijyen dediğin nedir ki ?
Annem geldi. Valide sultan. Gelir gelmez evde olağan üstü hal ilan etti. Beni de kapıya attı.
Halbuki, hijyen dediğin nedir ki ?
Allah’ın laneti bu işi organize edenlerin üzerine olsun. Amin.
Google Maps’te bombalanan yerler, Google News’te Londra Saldırıları, Saldırılar hakkında özel olarak hazırlanan WikiNews sayfaları, Komplo yok / Bilgi var‘dan Londra’daki saldırılar ile ilgili bloglar, Fehmi Koru’nun konu ile ilgili köşe yazısı, Technorati.com‘da London Bombing ve alakalı taglarla etiketlenmiş bloglar , BBC.co.uk deki 7/7 saldırıları ile ilgili özel bölümü, CNN world‘ün terörist saldırılarla alakalı sayfaları, Saldırıyı üstlenen örgütün bildirisinin ingilizce tam metni ve bu metininin gerçekliğini tartışan El-Cezire haberi.
Ya nasıl yapsak. Aramızda para filan mı toplasak. Yani şöyle nazı geçen varsa aramızda, gidelim konuşalım. “Abi olmuyor böyle enseden ampul tutup, ambians yaratmalar” filan diye.
Kampanya için vebihamdikten destek istiyorum.
“İstanbulda ne işin var senin, mimarlar toplantısına mı geliyorsun” diye sordu, üniversiteye başladığım andan bu yana bana “meeendisbey” diye seslenen arkadaşım. İzah ettim. “Yok “dedim, “naalakasvaryaa” dedim, ikna ettim.
Zaten, Kentler : mimarlıkLARın pazaryeri adlı UIA 2005 ISTANBUL Dünya Mimarlık Kongresi’ne yapabileceğim tek katkı “Hag! Hacı gökdelene bak laaan” , “Vag! Viyadüğe bak, nası dönmüş adamlar !” şeklindeki şaşkınlıklarımdı. Eh biraz da Mimar Sinan üzerine efsane/hikaye anlatabilirdim. O kadar. Ha, bir de dolmuş hikayem var, ama onun mimarlarla alakası yok.
Hem, hikayedeki “bu hikayedeki mal benim” pozisyonumdan dolayı, salaklığımı onaylayan büssürü cevap aldım bu gün. O yüzden anlatmayacağım geçiyorum. Continue reading
Havaalanında, kardeşim pasaport işlemleri ile uğraşırken, birbirlerinden ayrılan sevgilileri gördüm ağlıyorlardı. Dalmışım onlara bakarken, sanırım birazda ben ağladım. Kendime geldiğimde ikisinin birden durmuş bana güldüklerini gördüm. Utandım. Sonra kardeşime el salladım. Uzaklaştım.
Biz İstanbulu herkesin doyasıya ağladığı bir şehir olarak bilirdik. Değilmiş. Kendisi sabahtan akşama kadar ağladığı halde, adamı iki dakika rahat bırakmayan, otuzbeşli yaşlarında, hayatın ıncığını-cıncığını bilen, ama aşifte, cilveli bir kadınmış. İstanbul.
… Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben…
Yağmur…
Ağladım… (Yılmaz Erdoğan, Yağdıkça… )
Dünyalar savaşı , veya orjinal adı ile War of the Worlds çok öğretici bir yapım olarak kişisel seyir tarihimizdeki yerini aldı dün gece. Neydi peki öğrettikleri, gelin beraber bakalım;
1. Hiç bir zaman hiç bir filme, çok ama çok yüksek beklentilerle gitmemek lazım. Heder oluyor, keder doluyorsunuz.
2. Hiç bir zaman hiç bir filmi izlerken yanınızda, filmi bir önceki seansta izlediği halde, bir dahi izleyen birileri bulunmamalı. Bu sizin dışınızda gerçekleşse bile, filmi daha sonra izlemeyi göze alarak, salonu terketmelisiniz. çünkü bu kişiler, işte illa bi acaiplik olupta beni bulacak ya, ingiliz misafirleri ile sinemaya gelip tam ön ve arka sıranıza konuşlanabilir, Dakota Fanning her çığlık attığında “Aahaha, soo sweet” diyebilir. Sonrada arkadakilere dönüp, “Doğru telaffuz ettim de mi ? ahahaha ! ” diyebilir. Gizliden gizliye “Ben daha komiğim beni izle beni izle” mesajı verebilir, sizi delirtebilirler.
3. Hiç bir zaman sinema filmlerinden gördüğünüz herhangi bir velet için “Ayh, şunun gibin bi kız çocuğum olsun Allahım n’olur” dememelisiniz. çünküm, bu kız bir başka filmde (rol icabı tabi) karşınıza olur olmadık yerde çığlık atan, ukâla- zart zurt her lafa karışan bir kız çocuğu rolünde çıkabilir. çıktı oradan biliyorum.
4. Steven Spielberg’de bir insan evladıdır, Signs‘ın biraz gürültülüsünü, biraz daha atraksiyonlusunu çekti diye gözümüzden düşecek, yerden yere vurulacak değildir. Hoş ben onu yerden yere vursam da, Spielberg yine film çekmeye devam edicek, bu da ayrı bi muamma tabi.
5. 11 Eylülden sonra her aksiyonlu-cümbüşlü filminden teröristlere gönderme yapılacakmış. En azından iki defa saldırının teröristler tarafından yapılıp yapılmadığı küçük kız tarafından sorularak gözümüze sokulmalıymış. Bu da öğrendiklerimiz arasında. Bunun gibi film atraksiyonları bazı ufak ajan oyunları ile desteklenerek Terör ülke gündeminde tutulacak, terörün azılı düşmanlarına (!) oy olarak geri dönmesi hedeflenecekmiş.
6. Bir oyuncu başroldeyse, kolay kolay ölmez. Bu da bir ezber tazeleme oldu. Etrafındakiler lazerden kavrulsa bile, evin bodrumunda iken evinin yanına uçak düşse bile esas oğlan öl-mez.
7. Bir filmin uzaylı filmi olması, o filmin içerisindeki absürdlükleri örtmesi bakımından yeterlidir. Bu absürdlükleri sorgulayanlara, senaristin “ben uzaylılar saldırmış diyorum, sen hala peki kamera nasıl çalışıyor, nasıl video çekiyor diyorsun” şeklide savunma yapması olasıdır.
Efendim uzun lafın kısası, ben öğrendiğim bu 7 madde çerçevesinde, bu filmden uzak durun derim . Güzel değil. Vakit ve zaman kaybı sadece. Yeni hiç birşey vaadetmeyen sıradan bir uzaylı filmi.
Onun yerine Madagaskar filan izleyin, penguenlere gülün derim.