Monthly Archive for May, 2005

Aşkın Film Festivali Eskişehir’de

baraka Dün akşam Belediyedeki adamımız Compir‘in daveti üzerine Odunpazarı Belediyesinin düzenlemiş olduğu “Aşkın Filmleri Festivali“nin son filmi “Baraka“ya gittik. Biletimizin üzerinde Protokol yazınca önce korktum aslında “Ya ön sıradan mı izlicez şimdi filmi, ben istemem abi öyle protokolü” diye. Meğer yokmuş öyle birşey, Geçtik bir yere oturduk öylesine. Seçtiğimiz yer gayet güzeldi, ki Başkan Burhan Sakallı da gelip nezaket ile “İyi akşamlar, hoşgeldiniz” diyerek çocukları ile hemen önümüzdeki sıraya oturdu.

Baraka”, hayatın soluğu demekmiş, aşkın filmleri için bir festival yapılacaksa gösterilmesi gereken ilk film olmalıymış. Olmuş ta işte zaten. Yani güzel ve yerinde bir seçim. Filmin içerisinde doğadan ve günümüz koşuşturmacasından estanteneler güzel ve rahatlatan müziklerle sunuluyor. Bir belgesel esasında baraka, bir terapi gibi görünse de. Civcivin gagasına yapılan saldırıdan, Kırmızı yüzlü şebeklerden, ve yüce dağlardan aşıyor dinginlik ve barakadan içinize sızıyor.

Blog tantanası

Bloglar üzerine bir yazı yazarım bir de gelen tepkiler üzerine bir yazı yazarım, ondan sonra duruma göre bir iki yazı daha.. ” Günümüz Türkiyesinden bir köşe yazarı böyle düşünmese, şöyle bir yazı yazabilir mi Allah aşkına ? ; “Blog Tantanası

(…) Bunların büyük büyük bölümü ‘geçimini’ haberlerden sağlıyor. Yani gazetelerin, haber sitelerinin haberlerine birkaç kırıntı yorum yapıyorlar ve ilgili yere link veriyorlar. (…)

Soruyorum sana ey Ersan özer, “Kurtlar Vadisi FM”, “Kadınlar ayakta işemesin”, “Soyadı ‘Belgesel’ olan hiç yok ” ve bilimum yazılarınız da yaptığınız farklı birşey midir ? Ben söyleyim tek farkı şudur, siz link vermemişsiniz.

Gazete olmak/ Gazetelere alternatif olmak gibi bir düşüncesi yok blogların, en azından tanıdığım bildiğim blog yazarlarının yok. Ama güzel fikirmiş, en azından kendi gündemimizi oluşturacağız, görmezden geldiğiniz yazamadığınız şeyleri yazacağız, patronumuzun sesi olmayacağız. Ve daha bir sürü şey. Hakikaten iyi fikirmiş.

Marla Singer

marla singer

Dovüş Kulübü filmindeki Marla Singer’a film çekmişler.Kısa mısa, film işte. Filmin kısası makbuldür yeri gelince. “Sizin için laflar hazırladık, bunu da Marla Singer’den başka birinin dillendirmesini istemedik” demişler. Ayrıca “Evet bir FAN haraketi ” demişler. Dövüş Kulübünden etkilenmemişler mi peki ? Hem evet ve… Hem hayır.

Marla Singer‘ı bu kısa filmde kim oynuyor bilmiyorum ama, Dövüş Kulübünde Helena Bonham Carter oynamıştı. IMDB.com var or’dan biliyorum.

Şundan biraz Tatar mısın ?

Eskişehir’e ilk geldiğim de bir vesile ile bir Tatar aileye konuk olmuştum. Böyle yoğurtlu acı soslu maantı yapmışlardı bize. Gerçi ben çılgın acılı sosu, domates sosu zannederek dökerken mantımın üzerine evin babaannesi ” Sen acıyı çok seviyosun he mi ? ” diye sorunca uyanmıştım ama, geç bir farkındalıktı bu benim için. O gün bu gündür Tatarları ve mantılarını severim, ama her kırmızıya sulanmam hemen.

Dün asansörün kapısını matrixvari bir hareket ile açınca hemen dibindeki bir Tatar komşu teyzenin burnunu kırayazdım. Bana Tatarca küfretti acayip bir ses tonu ile. Bunu el ve kol hareketlerinden de anladım. İyi günler diledim bir de. “De Siegdeargide beane regidiosaen ! Munnumu kırdın beahüvea” dedi o da bana, bu Türkçeydi galiba. Aldırmadım devam ettim. E senin ne işin var te kapının dibinde teyzecim di mi ama. Az ilerde beklesenya.

Müjde üniversitelerdeki başörtüsü sorunu bitti

- Sayın Y.ö.K Başkanı Teziç olayın bunca yıldır yanlış anlamalardan kaynaklandığını, hiç yaşanmaması gereken şeylerin yaşandığını söyleyerek şunları ilave etti;

Her özgürlük, sorumluluğu da beraberinde getirir. Eğer biz bir alanda düşünce açıklama özgürlüğünden veya günlük hayatımızı istediğimiz gibi değerlendirme ve istediğimiz gibi yaşama özgürlüğümüzden yararlanmak istiyorsak onun da kuralları ile birlikte bize getirdiği sorumluluklar vardır. Burada öğrenci arkadaşlara büyük sorumluluklar düşüyor. Bu yapılmasın, böyle olmasın diyerek yasaklamalar koymamalıyız. Böyle teamül olarak değil sorumluluğu paylaşarak bu konuyu görüşmekte fayda vardır…

- Ahmet Pagerank/ Ankara..


-Pıssst.. Şiişşşt… Ahmet abi, baksana bi…
-Ne var olm.. yayındayım şu an görmüyo musun..
-Ya, abi sen yanlış anlamışsın ya, YöK Başkanı onu başka bir şey için söylemiş
-Hadi yaa..
-Hadi yaa, yaaa
-Esen kalın anacım.

Ooo makarana

“Sevgili dostum, hayat ile ilgili problemleri çözerken, makara ağırlığını ihmal etmeyiniz.” b.ayar, eskişehir körübaşı.

Menemen Haber Arama Motoru

çok akıllıca : http://menemen.sahandayumurta.com
Sistemin işleyişi ise şurada : http://menemen.sahandayumurta.com/nemenem.aspx

WordPress Türkiye

Yakında, çok yakında. Wordpress-tr.com‘dan ulaşılabileceğiniz bu sitede, bir blog, bir wiki, bir adet de forum sizleri bekliyor olacak, ve hatta olucak.

İş bu proje; eloy, junkie, nahnu, nisyan ve viscus etrafında gelişmektedir. Katkıda bulunmak, “N’oluyo abi ne iştir? ”, “Bre yiğitler! Ben de varım!” demek için bunlardan birisine ulaşmanız yeterlidir.

Eh, hayırlı olsun madem.

My Google

Google mühendislerine sesleniyorum; iki dakka durun be!

    My Google Google’ı kişiselleştirme şeysi; http://www.google.com/ig

Güç seninle, patlamış mısır benimle olsun

anakin, adam ol iki dakka !Ben sana jedi olamazsın demedim, adam olamazsın dedim”. İşte Anakin bu anlatım çerçevesinde turluyor film boyunca. Tabi serinin diğer filmlerini ancak reklam aralarında Show Tv’den takip eden birisi bu durumda, Skywalkerlardan Anakin’e “sen ne çirkin herifmişsin be” diyebiliyor. Hele ki bir de 9/11 den sonra dillere pelesenk olan, mahalle maçlarındaki çocukların bile takım kurarken sarfettiği “Benimlesiniz ya da düşmanımsınız ! ” cümlesini tekrarlayınca, “çirkinsin işte”.

Cumartesi gecesini yarı uykulu bir şekilde Star Wars gecesi, olarak adlandırdıkta, ancak anladık içinde bir kısım iyi huyların kaldığını. Nerden bilelim kardeşim Luke de değilim, Leia da değilim. Adam taktı kafaya kaskı, yapıştırdık biz de yaftayı. Güç de benle değil zaten. Jedi’lara gelesin nahnu bey. Continue reading ‘Güç seninle, patlamış mısır benimle olsun’

19 Mayıs gösterileri

fotoğraf:kargınyenice nokta com arşivinden Lisede ne futbol takımında ne de basketbol takımında olmadığımdan, ki onlar muaf tutuluyorlardı bu işlerden niyeyse artık, 2 kere 19 mayıs gösterilerine katıldım. Aslında zevkliydi biliyor musunuz, provalar sayesinde derslerden kaytarıyorduk. Hatta provalardan da kaytarıp Playstation Salonlarına FIFA, Twisted Metal filan oynamaya giderdik. Ama işte Vali Bey görecek, İl Milli Eğitim Müdürü çıkıp alkışlayacak diye kule yapmak, mantığıma yatmadığı için gene de sıkıcı, anlamsız geliyordu bana.

Aklımda kalan en eğlenceli 19 mayıs gösterileri ise Lisenin ikinci yılında olanıydı. Bizlere yine gösterilerde giymek üzere her zamanki gibi abidik gubidik kıyafetlerden vermişlerdi; sıfır kollu mavi bir penye, altına da beyaz spor ayakkabı ile mavi bir eşofman altı. Provaları kâh kaytararak, kâh katılarak tamamlamıştık. Arkadaşlarım kule yapıyor, ben de oralarına buralarına basarak tepelerine çıkıyor tabiri caizse voltran’ın başını oluşturuyordum. Ardından da Türk bayrağını açıyordum, dalgalandırıyordum. Filan. Continue reading ‘19 Mayıs gösterileri’

Polifoni.net

Bir süreden beri belli bir müzik zevkim olması için çabalıyorum. “Ne olursa dinlerim ben abi, kulağı tırmalamasın yeter” diye ortalıkta gezen bir adam olmaktan sıkıldım. Ve en beğendiğim tür’ü bulmaya çalışıyorum. Tavsiyeler alıyor, haberleri takip ediyorum. Bir site buldum, daha doğrusu o beni buldu, bir çok (poli) müzik türüne dair haberlere ve röportajlara yer veriyor, tam aradığım şey sanki; kendisi polifoni.net.

Zaten bu yüzden ismimiz ‘polifoni’. Birden fazla melodiyi, yakaladığımız armoni içinde aynı anda seslendirelim istiyoruz. İlk olmadığımız gibi son da olmayacağımızı biliyoruz. Hedefi büyük tutmakla en iyi olma telaşına kapılmak arasında ciddi bir fark olduğuna da eminiz.

İşime yarayacak gibi görünüyor. Umarım bir süre sonra ben de “GY!BE dinleyenler elime mum diksin” diye dolaşabilirim.

Tanımam mı yaa, cebi bile var bende

Umut Sarıkaya’dan, şimdilerde en gıcık olduğumuz insan türüne tokat gibi, şamar gibi, ve hatta yöresel ifadeyle cabbak gibi cevap;

copyright @ umut sarıkaya, haftalık penguen; üşenmeyip tarayan KudRa.

Tıklarsan büyüyecek abisi.

En uzun pi

Tatili fırsat bilip gezdim tozdum, yeni ve güzel bloglar buldum.

İlk linkim blog linki değil: En uzun pi (enfes)

Haber-gen-tr Blog, Basketbol Blogu, Saadettin Polat “âlem’dar” (vermişsem bile tekrar veriyorum, hehe), Biloker, Da Blog of Hüseyin, zzz Seyir Defteri, çağlar, Açık-İtiniz, life is 2 short, ABC Blog (muttalip institue of technology’den), Fatih Ergüven (Edirne’den), Pink’s blog, Ozan Güven’in Günlüğü.

Son linkim de blog değil : Cahit Zarifoğlu - Zarifçe

Dude Wars

19 Mayıs’ı kutluyor ve sizleri internet aleminin 87’den beri gördüğü görebileceği en iyi iki şeker portakalı siteden birisi olan Cisday.Org sayfalarına aktarıyorum; 19 Mayıs.

Bir de Star Wars fanlarına özel bir armağanım var; Dude Wars. Cumartesi gecesinden, pazar öğlen saatlerine kadar bir Star Wars aktivitesi yapacağız sanırım. Boş insanlarız çünkü. Mevcut Tüm Star Wars DVDleri ve 5+1 sayesinde apartmandaki gürültü hakkımızın bir kısmını kullanacağız sanırım.