Monthly Archive for December, 2004

Mutlu hafta sonları

Sayın kay­ma­ka­mım, Sev­gili okur­lar, Değerli bası­nı­mı­nı­zın güzide emekçileri,

Bu yılın süper hiper geçe­ceği hak­kında bir duyum üzerine siz­leri buraya top­la­dım, bu yıl öyle bir yıl­mış kı sev­dik­le­ri­nizle bir­likte mutlu huzurlu esen­lik dolu gün­lerle doluy­muş. Bunu sizinle pay­laş­mak biz­leri nasıl sevin­dirdi bir bil­se­niz, bir anla­sa­nız. Empati diyo­rum..

Ama, Lakin, Fakat, hiç bir şeyin beleş ola­ma­dığı şu fani dünya da ki buna su, hava ve kaşar pey­nir de dahil­dir, maale­sef, elbet bu da beleş olma­ya­caktı, olmadı da. Oldurt­maz­lar efe­nim.

Bahsi geçen güzel­lik­lere nail ola­bil­mek için tek yap­ma­nız gere­ken bu gece (31,12,2004) saat 24:00 gibi, “güle güle 2004, hoş gel­din 2000 beeeş” diye ava­zı­nız çıktığı kadar bağır­mak­mış. Cen­gir cengir.

Uzun lafın kısası, özü, cücüğü, kut­la­rız 2005’inizi, nice yıllara.

Tabi ki bizimde, bazı istek­le­ri­miz var yeni yıl­dan, öyle­sine. Misal ; Noel Baba’da Nas­ret­tin Hoca ‘da, Tommix’de Yüz­başı Vol­kan da hepsi bir arada yaşa­sın bu dün­yada , kimse kim­seyi üzme­sin iste­riz. Hatta Conan bile gel­sin araya bağ­daş kur­sun iste­riz. Antin Kun­tin TV prog­ram­la­rı­nın sayısı art­sın ama onu izle­yen homo­sa­pi­ens oranı düş­sün iste­riz. Birey­sel Kitap­lanma art­sın her­kes kendi kita­bını yaz­sın, sonra bir­bi­ri­le­ri­nin kitap­la­rını oku­sun iste­riz. Sonra elin­de­kini biti­ren başka kitap­larla değiş­tir­sin elin­de­kini. İki mil­yar YTL için bir­den iki mil­yara kadar saya­bi­li­rim lan diyen­le­rin hepsi bir şekilde tes­bit edi­lip uru­guay açık­la­rında bir adada Tsu­na­mi­lere tes­lim edil­sin, bun­lara pey­der­pey solo testte 8 bıra­kan arka­daş­lar da eklen­sin iste­riz. Umu­yo­ruz ki yeni yılda ame­rika 52 vila­yete ayrı­lır hepsi bağım­sız­lık­la­rını ilan eder­ler, eder­lerde, bir­bir­le­rini yemek­ten bize vakit kal­maz. Uma­rız ki bun­dan son­raki tüm çinli­ler kız doğar. Yeni yılda çok eşli­lik ser­best bıra­kı­lır. Böy­lece iste­yen iste­diği çinli, iste­diği..İnşal­lah 2005 te Güzel ve man­tıklı şeyler dile­ye­bilme yete­ne­ği­miz olur .. Dili­yo­ruz ki bu yeni yılda Allah bize akıl fikir verir.. Dünya da güzel yaşa­nı­la­bi­lir bir yer olur..

Dün­yayı böyule düş­le­riz. Amin

Son ola­rak ta , sev­gi­ler, selam­lar, dualar.

En güzel yıl­lar siz­le­rin olsun.. Geri kalan­lar bizim. Farketmez.

Nahnu Org Melan­ko­lik çay Bah­çesi İşlet­mesi Adına
Nahnu

bu arada resimi plush yol­ladı, hatta yollayıverdi

Mute

mut te Konu­şur­ken ani­den susup son­rada, sanki sus­ma­mış gibi devam etmek gibi, garip bir oyun bul­dum ken­dime bu gün­lerde. Tele­viz­yo­nun sesini bir­den yok eden mute düğ­mesi gibi. Pek bir eğlen­celi, pek bir keyifli. Dene­yin derim.

Just a little bit of attention

Why do i fall in love with every woman i see who shows me a little bit of atten­tion ?
-joey (eternal sunshine)

(1)

Dıp­tıs dıptıs

Benim huyum değildi bun­dan bir kaç hafta önce­sine kadar öyle yolda yürür­ken bir­şey­ler mırıl­dan­mak. Zaten şarkı sözü de bil­mem ben. öyle ancak naka­rat­lar filan. Bir arka­da­şım var benim, yolda yürür­ken, durakta bek­ler­ken filan bir sez­siz­lik olunca hemen ağzıyla ses­ler çıkar­maya baş­lı­yor *ıptıs dıp­dıp­tıs* filan diye. Hani şu Sertab Ere­ne­rin bir klibinde var ya beş– altı arka­daş müzik yapı­yor­lar ağız­la­rıyla. İşte onlar gibi aynen. Ben de heves ettim, neden olma­sın dedim. Devam: ‘Dıp­tıs dıptıs’

Rek­lam olduk

İnter­net üzerinde çeşitli konu­larda araş­tırma yapar­ken veya ilgi­len­di­ği­niz alan­larla ilgili kay­nak­ları geli­şi­gü­zel bir şekilde tarar­ken genel­likle zama­nın nasıl geç­ti­ğini anla­maz­sa­nız. Bu yoğun inter­net gezi­leri ara­sında mola verme ihti­yacı duyar­sa­nız ya da sıkı­lır­sa­nız, böyle anlarda hoş vakit geçir­me­nizi sağ­la­ya­cak site­lere uğra­ma­nızda fayda var. Sadece neşe­len­mek için değil ayrıca düzenli ola­rak takip edi­le­bi­lecek bir yapıya sahip http://​www​.nahnu​.org adre­sin­deki site oldukça ilgi­nizi çekecektir.

İnter­netle olan tanı­şık­lı­ğı­nız bir­kaç ayı geç­mişse siz de far­ket­miş­si­niz­dir ki içe­riği fıkra, kari­ka­tür, şiir vs. olan bir­çok sayfa var. Yine dik­kat ettiy­se­niz bun­la­rın belli bir kısmı bir­bir­le­ri­nin kop­ya­sı­dır. Kopya olma­yan­la­rın da çoğu­nun içe­riği kendi üretim­leri değil, başka ortam­lar­daki mater­ya­lin inter­net orta­mına akta­rıl­ma­sın­dan oluş­makta. Elbette içe­riği inter­nete taşı­mak yönünde har­ca­nan ciddi çaba­lar da oldukça önemli ama nite­likli ve yara­tıcı bir yapıya sahip ken­dine özgü üretim­le­rin tek ve nis­pe­ten ilk olma özel­lik­leri onları daha çekici kılıyor.

Bu anlamda Nahnu​.org sitesi hem içinde barın­dır­dığı yara­tıcı mizah yazı­la­rıyla hem de eldeki inter­net tek­no­lo­ji­leri ara­cı­lı­ğıyla mizahı site­nin bütün yapı­sına sin­dir­me­siyle, güzel dem­len­miş bir çay gibi keyifle yudum­lan­mayı hak ediyor.

N’aptın abi­cim sen, teşek­kür­ler teşek­kür­ler.. . İzmir Muha­se­be­ci­le­rine selam­lar, sevgiler.

Muha­sebe demiş­ken dün bir arka­da­şın ödevi için tanı­dık bir muha­se­be­ci­nin yanına git­tik. Hem ay sonu hem de yıl sonu hesap­ları ile cebel­le­şi­yor­muş tüm muha­se­be­ci­ler şimdi. Belki far­kında deği­liz ama bir sürü gizli kah­ra­man var dün­ya­mızda, muha­se­be­ci­ler onlar­dan sadece birisi, bir grubu.

Biz de bir yerde muha­se­beci sayı­lı­rız. Hayat bir muha­sebe değil mi zaten ?

Kepa­ze­lik

Şehirde bugün­lerde garip şeyler olmaya baş­ladı, geçen gün elinde katana ile İİBF kan­ti­nine dalıp birine çarpı işa­reti koyan arka­daşı duy­duk önce. Dün de EsT­ram sefer­le­rine baş­ladı, müt­hiş bir cur­cuna ile. İş yerine geci­ken­ler mi der­si­niz, Okula geç kalan­lar mı, EsKart almayı unut­tuk­ları için oto­büs­lere bine­me­yen­ler de cabası. Akşam üstü bele­diye önünde ve İki eylül Cad­de­sinde (Kızı­lay) bin­lerce kişi pro­testo etti uygulamayı.

Eve gelince yerel kanal­lar­dan olayı takip ettim. Elinde tel­siz olan bıyıklı bir amca­nın “700 bin­lik bu şehri üçbeş ken­di­ni­bil­meze tes­lim etmem” demesi ise, gece­nin son tebes­sü­münü hediye etti bize.

Tram­va­yın biniş kapı­la­rına kon­to­lör koy­mak ne kadar man­tıklı bir iştir? Haki­ka­ten bunu öneren insanı alnın­dan öpmek istiyorum.

Kor­nalı Tramvay

–Burası Eski­şe­hir

ödül aldık­tan hemen sonra takı­lan havalı kor­na­sıyla hong hong ede­rek, cling cling diye bir Tram­vay dola­şı­yor bu gün­lere şehrin sokak­la­rında. Bazı­ları, tren ray­la­rı­nın ara­sına özel demir par­ça­ları kes­ti­ri­yor­muş araç­lar ray­dan çıksın diye , kimisi de makas ara­la­rına boru geçi­rip tram­vay­la­rın hat değiş­tir­me­sini engel­li­yor­muş. Bele­diye baş­kanı geçen gün tele­viz­yonda anla­tı­yordu. Bu yüz­den tüm hat boyunca güven­lik kame­ra­ları konu­la­cak­mış. İki üç gudi­ğin yüzün­den bi ton masraf..

Esa­sında benim ilgi­len­di­ğim konu daha çok, o son model vagon­la­rın kol­tuk döşe­me­leri. Ne onlar öyle. Bura­dan yet­ki­li­lere ses­len­mek isti­yo­rum : Sayın Baş­kan, ben de seni sanat dostu bilir­dim, zevk sahibi sanar­dım, ya hunedir o kol­tuk döşe­me­le­ri­nin hali kuzum ? Uymuş mu o son model araç­lara ? Miki Mouse’ lı bile olsa daha iyi olurdu valla..



3 sayfa