Bir hevesle iPhone alıp bir türlü istediği performansı alamayanlar için, iPhone temalı bir blog varmış artık: Aceminin iPhone Rehberi. Bazen ufak ipuçları, günü kurtarabilir.
(1)Gerçek Hayat yazı işleri müdürü Faruk Yücel vefat etmiş. Uzun süredir kanser tedavisi görüyormuş zaten. Yazıhane adında bir blog’u vardı ve Nahnu.Org’a da uğrardı arada, oradan da gıyaben bilirdim kendisini. Her ölüm zamansız geliyor insana tabi, hele 26 yaşında birisini bulunca; ama işte ölüm var, ve ölmüyor.
Rabbim rahmeti ile muamele etsin, rahmet eylesin. Allah eşine, ailesine ve sevenlerine sabr-ı cemil versin.
(5)
orijinali: the green blog, büyütmek için tıklayın
Merakla beklenen 3. nesil iPhone hakkında konuşulanlar için, Siber Kültür’den geliyor: “Yeni iPhone ile İlgili Çıkmış Tüm Dedikodular”.
(1)Ünlülerin balmumundan yapılmış heykelleri ile çektirilen absürd fotoğraflardan 40 tanesini Flickr’dan derlemişler: “40 Pictures Of People At Wax Museums”.
Bu müzelerden en ünlüsü (ve benim bildiğim tek olanı) Madame Tussauds Müzesi. Ben sadece Londra’da var sanıyordum ama çeşitli şehirlerde 8 tane daha varmış.
(1)
foto: via cerahat
Çağ kebabı tek şiş gelince paniklemek ve ikinci şişi görünce sevinmek, köydeki kirazları ve elmaları ve anne yemeklerini düşünüp ağlayana ağlamak, bir arkadaşın 2.123 gramlık bir dünyalısının dünyaya gelmesi, sivasspor’un hocası asker bülen’tin neler hissettiğini hissetmeye çalışmak, kendi kendine serum takmaya çalışana yardım etmeye çalışırken fıttırmak, pencere koluna serum şişesinin takılması, “bizzat ben bastırıyorum haftaya haber al”cılar, polenler ve polenler ve polenler ve başağrısı, konyada lahmacun bulunca sevinene sevinmek, odanın çekirdek kokması, seda sayanlı pepsi reklamı, ve ruhat mengi’nin agresifliğinin tavan yapması, dinler ve medeniyetler tarihi uzmanı aytunç altındal’ın mayınlar üzerine yorum yapması, uydu yazılımının yenilenmesi.
Derken yine pazartesi oldu.

foto: STS-125 Atlantis Solar Transit (200905120002HQ)
Bugün en sevdiğim bilgi kaynakları listemde takvim yaprağının arkası yerini indirdiğim alt yazıların yanında gelen çeviri notları‘na bıraktı. Bugünün diğer bir anlamı da uzun süredir beklediğim bir haberin -inşallah- yolda olduğudur.
Ne güzel bi’şeydin sen Psyduck, en sevdiğimiz Pokemondun Psyduck. Bugün Martha Stewart’ın programında portakallı ördek tarifini seyrederken birden aklıma geldin.
Nike’ın ayakkabı kutusundan stadyumunu gördünüz mü? [via]
Bayıldım, çok akıllıca. Zaten ödül almış (Cannes Lions 2007 Promo Winner). Diğer ödüllü, süper reklam işlerini kurcalamak için Ads Of The World arşivinde kaybolun.
Bu arada Nike, Nay-ki diye okunuyormuş diye duydum, çok zoruma gitti.
Bugün tirit denilen yemek ile tanıştım. Pek sevdiğim söylenemez. Ama çay güzeldi. Çayı da pek sevdiğim söylenemez. Ama çay kafamı çalıştırır. Kafam geç çalıştığı için bu temayı ancak 2134 saat sonra hazılayabildim. Önüme çıkan engelleri tek tek aştım ve başardım. Tam bitmiş sayılmaz. Ama hangimiz tam bitmiş sayılabiliriz ki zaten. Aslında ben tam bitmiş sayılabilirim. Saat sabah 6 oldu, gözler pert, ama olsun yarın pazar, akşama kadar -çok afedersin- “sepet” gibi yatarım. Vardır ya böyle, çok afedersin der duraklar “aha - bomba - rap şeklinde geliyor” dersin ama adam diye diye -çok aferdersin- in peşine “odun, ahmak, kötü kadın” gibi kötü ama söylenince çok kötü olmayan bi’şey ekler. Var bunun bir hikmeti ama bu yaşıma kadar çözemedim. ÖSS’ye girdiğim de bir karıncalı soru vardı onu da çözememiştim.
Yeni tema hayırlı mubarek.
Tırt filmleri seyrede seyrede sense of humour‘um da belli bir ilerleme kaydettim, ama şu habervaktim.com’un mizah anlayışına henüz yetişemedim, ulaşamadım, varamadım. Haneler dizisine bile bir iki defa gülmeyi başarmıştım halbuki.
(0)Mert Erkal’ı bileniniz vardır mutlaka. Kendisi bir problogger, yani bir profesyonel blogcu. Hikayesine blogundan ulaşabilirsiniz. Mert bugünlerde hazırladığı MBA (Mert’in Blog Akademisi) programını tanıtıyor. Anladığım kadarı ile para kazanmak için blog yazanların ilgisini çekecek bir program.
(3)İstanbul’da 8 cami kundaklanmış. Milletin dişinden tırnağından artırarak yaptığı yardımlarla temizliği yapılan, bakımı onarımı yapılan, hizmet veren bu ibadethanelerden kim ne istemiş olabilir bilmiyorum. Aklım almıyor. Yatacak yeri yok bunların. Onu bilir onu söylerim.
Cliffhanger diye bir kelime öğrendim bugün. Argoda “gösterip de vermemek” ile ifade edilen bir durum. Ekseriyetle çizgi romanlarda, bant dizilerinde ve şimdilerde çokça dizilerde. Bildiğiniz “arkası yarın” aslında.

Bende cliffhanger etkisi yapan şeyleri düşündüm. İlk sırayı işle ilgili beklediğim bir haber alıyor. Onunla beraber, 5. sezonunun finalini bugün seyrettiğim LOST dizisi de beni cidden cliffhanger manyağı yapmış durumda.
Biraz boşluktan istifade ederek dizilerin sezon finallerini günü gününe seyretme şansı buldum. Fringe, House ve LOST finalleri muhteşemdi. Ama hiç seyretmemiş birisine bahsetmenin azami derecede tehlike arzettiği LOST’un finali en güzeliydi. 2010’a kadar ara verdi. Geride onlarca “arkası yarın” hatta arkası “arkası 7 ay sonra” bırakarak. Final hakkında konuşmayacağım, spoiler (keyfkaçıran) okumayı sevsem de yazmayı sevmiyorum.
Google’da dünyanın en zengin adamı olmaya çalışırken yeni bir arama şeysi buldum: Google Wonder wheel. Sizin yerinize beyin fırtınası yapıyor, bunu mu demek istedin’i bir kaç adım ileriye taşıyor. Nasıl bir şey olduğunu görmek için klikle: “international salary calculator”.
(1)Çok televizyon seyretmiyoruz aslında. Ama kırık iç antenle zap yapmak da keyifli olmuyor. Bu yüzden geçen hafta aniden bir uydu reciever siparişi verdim. Apartmanının merkezi sistemini kullanacağımız için çanak çömlek detaylarına girmeden en uygunu hangisi olur diye ufak bir araştırmadan sonra SeoulTech Hiremco 1453 FTA‘yı seçtim. Sadece Tv ve anten girişine iki kablo soktum ve 37 ekran Tv’miz 2000’e yakın kanal ile çoştu. Meğer bu model uydudan güncelleme yapıyormuş otomatik olarak. Yoksa biraz meşakkatli işmiş. 
Şimdi, ben sadece Az Tv ile mutlu olabilirken yüzlerce fantastik - kuntastik kanalla tanıştım. Erotik sohbet kanallarını, dandik müzik kanallarını, vaaz kanallarını filan silince 300’e yakın kanal kaldı. Yerel yayın yapan Türk kanallarının bazıları sadece müzik veriyor görüntü olarak da kartvizit gösteriyor. Bildiğin kartvizit yani. Onları da sildim. Yeni keşfettiğim bu dünyada optimum kanal listeme doğru emin adımlarla ilerliyorum.
İşin ilginç tarafı, bir iki günlük baş döndüren zap seanslarının sonunda, eski halimize geri döndük. Hemen hemen yine aynı kanallar yine aynı süre. Ama bir netlik geldiği kesin.





âhkamlar
RSSNuri.U, Mizanger, ibrahim [...]
emrah serdaroglu, Enemy, nahnu [...]
Volkan Yılmaz, esraycr, muhammed [...]
Yiğit Özdamar
Çağrı Güzel
miray, JetriX, Eray USTA [...]